Celal BAŞLANGIÇ
İtalyan Barbara Spinelli, Sabiha Gökçen Havaalanı’nda uçaktan iniyor.
Daha pasaport kontrolüne gitmeden kesiliyor yolu. Kendisine hiçbir bilgi vermiyorlar ama sınır dışı edileceğini, kalkacak ilk uçakla geri gönderileceğini tebliğ ediyorlar.
Avrupa Parlamentosu üyesi Spinelli. Demokrat Hukukçular ve Avrupa Demokrasi İçin Hukukçular Birliği üyesi aynı zamanda.
Eğer Türkiye’ye girebilseydi “OHAL Koşulları Altında Türkiye’de Yargı Sistemi” konulu uluslararası bir hukuk konferansına katılacaktı.
Belli ki AKP iktidarı Spinelli’nin Türkiye’ye girmesini, hele hele böyle bir konferansa katılmasını hiç uygun görmemiş.
Konferansı düzenleyen avukatlardan Gülşen Uzuner kararı “Bir hükümet tasarrufu” olarak değerlendiriyor:
“Türkiye’de avukat yargılamaları davalarında çok katkıları oldu. Sur ve Cizre’de yaşanan insan haklarını hazırlayan ekipte yer aldı. Tamamen insan hakları adına yaptığı çalışmalar nedeniyle engellendi. Spinelli’nin Türkiye’ye girişinin engellenmesinden İtalya Büyükelçiliğinin haberi yoktu. Elçilik de bizim çabalarımız sonucu haberdar oldu.”
Dünya Demokrasi İnsan Hakları için Hukukçular Birliği Başkanı Bill Bowring, Spinelli’nin engellenmesinin anlamını çözmüştü:
“Bu Türk yetkililerin konferansı ne kadar dikkate aldığının göstergesi. Meslektaşlarımız engellemelere rağmen bu konferansı gerçekleştirebiliyorlar. Türkiye’de baskı yöntemleri sadece akademisyen ve gazetecilere değil avukatlar ve savcılara da var.”
Aslında başka bir gelişme de Bowring’in tespitini doğruluyordu:
Avukat Robert Sabata da “OHAL Koşulları Altında Türkiye’de Yargı Sistemi” Konferansına Barselona Barosu adına katılacaktı. Ancak konferansa bir gün kala bir uyarı almış:
“Son anda baro başkanı arayarak ‘Türklerle problem yaşamak istemiyoruz’ dedi. Bu ifade özgürlüğüme yapılan ciddi bir saldırıdır. Baro adına daha önce gelmiş, çeşitli davaları izlemiştim. Düşünün konferanstan bir gün önce aranıyorum ve son dakika ‘konferansa destek vermiyoruz’ açıklamasını alıyorum.”
Belli ki son anda araya “iyi saatte olsunlar” girmiş ve Barselona Barosu yönetimini etkilemişti.
Bu nedenle konferansa Tehlike Altındaki Avukatlar İzleme Grubu adına katılan Sabata “Sizi çok iyi anlıyorum” diyor Türkiye’deki meslektaşlarına “Biz de Franko deneyimini yaşadık.” (Evrensel/Ankara)
HERKES ŞIRNAKLI OLACAK
Bu olayların yaşanmasından, konuşmaların yapılmasından bir gün sonra Trabzon’dan gelen bir haber “OHAL Koşulları Altında Türkiye’de Yargı Sistemi” konulu bir konferansın bu ülke için ne kadar gerekli ya da ne kadar gereksiz olduğunu gözler önüne serdi.
Gözaltına alınan bir yurttaş Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştu. İddiası gözaltında bulunduğu süre içerisinde emniyet müdürlüğünde görevli polisler tarafından tehdit ve darp edildiğiydi.
Savcılığın verdiği “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğun boyutlarını da ele verir nitelikteydi. Şöyleydi aynen karar:
“22/07/2016 tarihli 667 sayılı KHK’nın 9. Maddesi kapsamında bu kanun hükmündeki kararname kapsamında karar alan ve görevlerini yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, bu nedenle iddia konusu eylem nedeniyle şikayetçi olunanlar hakkında kovuşturma yasağı bulunduğu anlaşılmakla, şüpheli ya da şüpheliler hakkında kovuşturma imkanı bulunmadığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına…” (Oda TV)
Aslında bu karar bize “Olağanüstü Hal sürecinde ve KHK dahilinde Türkiye’de işkence serbesttir” diyor.
Sadece işkence mi?
Bu haberin geldiği gün Meclis Genel Kurulu’nda “başkanlık tasarısı”na ilişkin söz alan HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, anayasada değişiklik yapılması halinde başımıza nelerin geleceğini çok net anlatıyor:
“Bu teklif kanunlaşırsa AKP’li olmayan herkes potansiyel Şırnaklıdır. Evi yıkılabilir, yerinden edilebilir, yoksulluğa maruz bırakılabilir. Türkiye halkları bu tasarıyı en iyi şekilde Şırnak kentine ve halkına yapılanlardan anlayabilir, Şırnak pratiğine bakarak yerine getirilecek rejimin dünya üzerinde hiçbir benzerinin olmadığı görülebilir. Bu rejimin adı kendinden olmayanı yok etme rejimidir. Tüm Türkiye halkları, bu anayasa değişiklik teklifi geçerse, hangi rejimde, hangi yaşamda yaşayacaklarını merak ediyorsa, açıp internetten Şırnak ilinin son haline bakmalıdır.”
OHAL YASAKLARINDA REFERANDUM
AKP’nin ülkeyi yönetmede kullandığı ilginç bir yöntem var. Önce fiilen uyguluyor, sonra kanunlaştırıyor.
Örneğin Türkiye’de aslında Olağanüstü Hal, Kürt kentlerinde sokağa çıkma yasaklarının başladığı 16 Ağustos 2015’te yürürlüğe girmişti. Neredeyse tam bir yıl sonra, 15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek “kanunlaştırıldı” Olağanüstü Hal.
Başkanlık rejimi için de aynı yöntem uygulandı. Önce “fiili başkanlık” rejimine geçti, şimdi fiili duruma uygun anayasa değişikliği yapmaya çalışıyor.
Türkiye’de tek adam yönetiminin yolunu açacak anayasa değişikliklerinin ilk tur görüşmeleri işte böyle bir ortamda yapıldı ve kabul edildi.
TBMM’deki üçüncü büyük parti HDP’nin eş genel başkanları, grup başkan vekilleri ile birlikte 11 milletvekilinin tutuklu olduğu koşullarda ilk tur görüşmeleri yapıldı anayasa değişikliğinin. Hem de bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin çok açık bir kararı olmasına rağmen….
OHAL koşullarında Türkiye’de bir anayasa, daha doğrusu rejim değişikliği yapılıyor.
En geniş toplumsal mutabakat koşullarında gerçekleşmesi gereken, Türkiye’de bir diktatörlük rejimine yol açmasından endişe edilen bu değişiklik büyük bir toplumsal çatışma ortamında dayatılıyor.
150’ye yakın gazeteci cezaevinde şu anda. Altı gazeteci 23 gündür gözaltında.
62 bin sosyal medya kullanıcısı takibe alınmış. Bunlardan 17 bini hakkında fezleke düzenlenmiş. 45 bin kişinin kimliği belirlenmeye çalışılıyor.
3500 sosyal medya kullanıcısı attığı mesajdan gözaltına alınmış, 1500 kişi tutuklanmış.
Bu tablo bile nasıl bir baskı ortamında TBMM’den anayasa değişikliğinin geçtiğini gösteriyor.
Cumhurbaşkanı ya da Başbakan en küçük bir törende konuşsa bile 20’ye yakın yandaş haber kanalı anında canlı yayına geçiyor. Ancak bu ülke yurttaşlarının nasıl bir rejim altında yaşayacağının belirleneceği TBMM görüşmelerinin Meclis TV’den verilmesi engelleniyor.
Bütün Türkiye OHAL altında. TBMM’nin bulunduğu Ankara’da valilik zaten OHAL’e dayanarak bir ay boyunca bütün gösterileri, basın açıklamalarını yasaklamış durumda.
Eğer anayasa değişiklikleri Meclis’ten geçerse önümüzde referandum var. Ama bu referanduma Türkiye içeride Olağanüstü Hal, sınır ötesinde de savaş koşullarında gidecek.
İşte böyle tecelli edecek o çok sevdikleri “milli irade”.
Zaten “kendinden olmayanı yok etme rejimi” de bir ülkeye başka şartlarda getirilemez.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021