Erol KATIRCIOĞLU
Farklı kimlik gruplarından oluşan bir toplumda birlikte yaşamak nasıl olacaktır? Bu soru Osmanlı yıkılırken de sorulmuş bir soruydu ve bence hala da cevabı verilmiş değil. Cumhuriyetin kuruluşunda askerin de içinde olduğu “batılı kimlik” bu soruyu yarı-otoriter bir biçimde çözmüştü. Toplumu meydana getiren Kürt, Çerkes, Laz, Gürcü, Ermeni, Rum gibi etnik kimliklerle, Alevi, Süryani, Hristiyan gibi dini kimlikleri, “Türk ve Sünni” bir anlam dünyası içinde sahip olduğu “güçle” yukarıdan ve herhangi birine taviz vermeden eritmeye çalışarak bir birlikte yaşama hali gerçekleştirdi.
Farklı kimlik gruplarının birlikte yaşayabilmelerinin bilinen bir yolu buydu. Bir başka yolu da kimlikler arasında bir “üst-kimlik” üzerinde anlaşarak “birlikte bir yaşama iradesi” oluşturmaktı. Ama bilindiği gibi bizde bu ilişki her ne kadar “gönüllüymüş” gibi ifade edilmiş olsa da aslında “Türk ve Sünni” bir üst-kimliğin büyük ölçüde “zorla” diğerleri üzerinde bir egemenlik kurmasıyla sağlanmıştı. Savaş koşullarıydı, işgaldi, emperyalizmdi gibi bir çok gerekçe ileri sürülebilirse de Cumhuriyetin bu özelliği açıktı.
Farklı kimliklerden oluşan bir cemaat toplumunda bu durum kaçınılmaz olarak çatışmacı bir siyasi ortamın oluşması anlamına gelir. Çünkü birlikte yaşama iradesi alt-kimliklerin iradesini tam olarak yansıtmadığından, bir başka deyişle alt-kimliklerin talepleri kurulan sisteme yansımadığından siyaset de toplumdan kopuk bir karakter kazanır. Çünkü siyasi alanın önemli bir kısmı alt-kimliklerin taleplerini ifade etme yöntemleri de dahil “güvenlik” konusu haline gelince siyasi alan da görece olarak daralır. Sonuçta toplumdan kopuk yarı-otoriter, yarı-demokrat, adına “vesayet rejimi” dediğimiz sistem oluşur.
Son günlerde Türkiye’de olanları, çağın ruhunun giderek daha fazla özgürlüklerden yana bir iklim oluşturması ile vesayet rejimi dediğimiz, birliği “zorla” sağlayan mekanizma arasında bir sarsıntı olarak okumamız da mümkün. Vesayet rejiminin geriletilmesi süreci bir yandan birliğin üzerindeki baskının azalmasına neden olurken, bir yandan da alt-kimliklerin (özellikle Kürtlerin) taleplerini yükseltmelerine neden oluyor. Başbakan Erdoğan ise, Kürtlerin artan talepleri karşısında yeni bir anayasayla, yeni ve gerçekten demokratik bir rejim kurmak yerine özellikle sağından gelen “devletçi ve milliyetçi” eleştiriler karşısında bir tür “vesayetçi sisteme” döner gibi yapıyor.
Ortaya çıkan “hükümet-cemaat” kavgasının bu gelişmelerle ne ölçüde ilgisi var bilmiyoruz. Ama “cemaatin” adımlarının “çözüm süreci” dediğimiz süreçle ilgili olması olasılığı hiç de az değil. Bir dönem önce benzer şeyler söyleyerek Kürt meselesine bakan insanların yolları bugün bir ayrılık noktasına doğru gelişmişse, burada Kürt siyasetinin yükselttiği talepler kadar, uyguladığı siyasetin de payı olmuş olabilir. Hükümetin yükselen talepleri karşılamada adımlar atması bir yandan hükümet ve cemaat arasındaki mesafeyi açarken diğer yandan da bu kesimlerin iktidar kullanımında sorunlar çıkarmış olabilir.
Birliği zorla da olsa sağlayan vesayet rejiminin geriletilmesi, kimlikler üstündeki baskının azalmasına neden oldukça Türkiye’nin önüne iki yol çıkıyor: Türkiye ya eski rejimi olan vesayet rejiminin bir tür benzerini yaratacak, ya da bütün farklı kimliklerin gönüllü bir biçimde bir arada yaşamasını mümkün kılacak yeni bir demokrasiye sıçrayacak. Sorun, AKP siyasetinin bir kimlik siyaseti olarak böyle bir sıçramayı yapıp yapamayacağında. “Bunu da bekleyip göreceğiz.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025