Erol KATIRCIOĞLU
Bir okuyucum “Van’a gönderilen bazı kolilerin içinde bayrak, taş, hatta kirli iç çamaşırlar çıkıyormuş. Doğruysa bu sadece insanlığın ölmesiyle de izah edilemez” diyor üzüntü ve şaşkınlıkla.
Doğrusu okuyucumun bu satırlarını okuyunca bu toplumda ırkçılık hastalığına yakalandığını düşündüğüm, bildiğim ve gözlemlediğim bir kesimin hastalığının boyutları karşısında şaşırdım. Bu kadar kin ve nefrete varmış olabilirler mi diye.
Ama oluyor. Bu ülkede Kürtleri de, başörtülüleri de, Alevileri de, eşcinselleri de görmek istemeyen bir kesimin varlığı yeni değil. Yeni olan bu duygularını bir afet sırasında da saklayamayacak kadar hastalanmış olmaları. Bu hikâye bunu anlatmakta.
Ama toplum da bunlardan ibaret değil. Bu felakette toplumun geneli tam da bu topluma yakışır biçimde davrandı, davranıyor. Çoğunluğu Kürt olan bir toplum kesimini bağrına basıyor. Görülen bu. Bunun da şaşırtıcı bir durum olmadığını düşünüyorum ben. Çünkü bu toplumda hâlâ birlikte yaşama iradesi yüksek. Bütün bu ölümlere rağmen bu böyle...
Bu afet bu sorunu çözecek bir işleve bürünür mü bunu bilmiyoruz. Ama bizi çözüme yaklaştıracak bir olay olması muhtemel. Bütün, Devlet Bahçeli’nin “soysuzlar” diye tanımladığı ırkçı-milliyetçi kesimlere rağmen Türkiye benzer dünya deneyimlerinden kendini farklılaştırıp yeni ve barışçı bir yaklaşım ortaya koyabilir.
Bu tıpkı, dış politikada Arap Baharı adı verilen demokrasi arayışlarına nasıl destek vermişse Kürt özgürlük hareketini de bu çerçevede değerlendirip davranmasıyla mümkün. Bu ise Kürtlerin taleplerinin şiddet dışarıda bırakılarak anlaşılmaya çalışılmasını gerektiriyor.
Çünkü PKK şiddeti, haklı olmayan talepler üzerine inşa olmuş olsaydı bu denli kalıcı olmazdı. Bu nedenle de eğer bugün PKK’nın toplum nezdinde bir karşılığı varsa bu da kullandığı şiddetten çok Kürt toplumun önemli bir kesiminin taleplerinin haklılığı üzerinde oturmasındandır.
Dolayısıyla barışçı bir yaklaşım, PKK ne yaparsa yapsın Kürt toplumunun taleplerini karşılamaya yönelik bir anlayış üzerine oturmalı, savaşmanın ve intikam almanın değil.
Toplumun geniş kesimlerinden farklı olan bir kesimin, “ulus-devlet” çatısı altında ısrarla bu farklılığı yaşamak istemesinin bir sorun anlamına geldiğini biliyoruz. Ama “ulus-devlet”in, tamamen tarihsel olaylar sonucu oluşmuş bir toplum ve coğrafya olgusu anlamına geldiğini de unutmamak gerek. Bu durum özellikle bizim için doğru. O nedenle de dün bu toplumun toplumsal dokusu ve coğrafyası bugünkünden farklı olabilirdi yarın da bugünkünden farklı olabilir.
Dolayısıyla eğer yarını konuşacaksak bu coğrafyadaki Kürtlerin mevcut ulus-devlet çatısı altında yaşamalarını istiyorsak, bu ancak onların kimlikleriyle ilgili sıkıntılarını çözmüş ve birlikteliklerini “gönüllü” hale getirmiş olmakla mümkün. Böyle düşünmeme destek veren şu üç önemli olayı kısa da olsa anmakta yarar var.
Birincisi Habur olayı. Habur olayı milliyetçi hezeyanlara gark olup gitmeseydi, gelen PKK’lıları karşılama heyecanının “Türk devletini dize getirdik!” kıvamında değil “Nihayet barış!” anlamı taşıdığını açık bir biçimde görebilirdik. Bu bir...
PKK-MİT görüşmelerinin basına sızması karşısında Türk kamuoyunun sessiz kalması Türk toplumunun genelde bu sorunun çözülmesinden yana olduğunun işaretiydi. Bu da iki...
Üçüncüsü ise Van depremi karşısında, ülkenin adeta bir seferberlik havasına girerek Kürt halkına yardıma koşması.
Bence bu üç olay sorunun netleşmesine de çözümüne de yardımcı olacak üç olaydır. Kürtlerin de Türk çoğunluğun da istedikleri barıştır, savaş değil. Barışın yolu da Kürt toplumunun kimliklerine ilişkin taleplerinin yerine getirilmesinden geçiyor, onların yok sayılmasından değil.
Haydi bir gayret!
Depremin yarattığı enkazdan sonra, Kürt kimliği üzerinde tarihimizin yaratmış olduğu enkazı da kaldıralım. Gerçek barışı ve gönüllü birlikteliği sağlayalım!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025