Eser KARAKAŞ
Türkçede güzel bir deyim var: “Bir deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış”.
“Özgürlük-güvenlik” dengesi saçmalığı da işte öyle bir taş.
Başka bir ifade ile de yakın geçmişin bir özel döneminde bir dizi nedenden anlamlı olabilecek bir ifade genelleştirildiği zaman ortaya yine delinin kuyuya attığı taş gibi bir şey çıkıyor: Saçmalık.
Özgürlük-güvenlik dengesi lafı soğuk savaş döneminin bir kavramsallaştırması idi, özel bir konjonktürde anti-hukuk, anti-özgürlük, anti-insan hakları politikalarının şiarı oldu.
Soğuk savaş bitti, yeni bir döneme girildi, çok sorunlu bir dönem bu da, buna kuşku yok ama bu yeni dönemde “Özgürlük-güvenlik dengesi” kavramsallaştırmasına kanımca hiç yer yok.
Peki neden çeşitli mahfillerde bu “Özgürlük-güvenlik” dengesi lafını yani saçmalığını yeniden ve sıklıkla duymaya başladık acaba?
“Soğuk savaş döneminin bu özel tabiri ne anlama geliyordu?
“Özgürlük-güvenlik” dengesi özgürlük ve güvenlik isimli iki çocuğun tahterevalli oyununda olduğu gibi biri yukarı çıkarken, diğerinin aşağıya inme zorunluluğu; ya da her ikisinin de ortada bir yerde dengede kalmaları.
Bu ifadenin anlamı ise hem özgürlüğün hem güvenliğin eşanlı olarak maksimize edilemeyeceği, özgürlüğü önceliyorsanız, güvenlikten, güvenliği önceliyorsanız da özgürlükten taviz verme zorunluluğu.
Bu kavramsallaştırma 21. yüzyılda tamamen bir dangalaklık.
Yaşadığımız çağda ancak özgürlüğü en yukarı taşıyabiliyorsanız güvenli bir çevrede yaşıyorsunuz; tersi de geçerli doğal olarak, güvenliğiniz arttığı ölçüde daha da özgürleşiyorsanız.
“Özgürlük-güvenlik dengesi” denen saçmalıkta artık özgürlük tavan yaptığı zaman güvenliğiniz azalmıyor, tam tersine o da tavan yapıyor.
Güvenlik ortamınız iyileştiği sürece de daha özgür oluyorsunuz.
Daha güvenli bir ortamda yaşamak için özgürlüklerden bir ölçüde taviz verme masalı, saçmalığı da artık yok.
Ancak, özgürlük, evrensel hukuk düşmanları bu teraneyi, daha güvenli olmak için özgürlükleri biraz tırpanlamak lazım teranesini, kendi siyasal ve hatta ekonomik çıkarlarını, mesela rantlarını maksimize etmek için hala dillendiriyorlar.
Çok büyük araştırmalara gerek yok, dünyaya çıplak gözle bakın daha özgür ülkelerin daha güvenli olduğunu, totaliter, bireysel özgürlükler düşmanı ülkelerin ise güvensiz ülkeler olduğunu göreceksiniz.
İsveç mi, Hollanda mı, Fransa mı, özgürlük endeks değerleri yüksek ülkeler bunlar, daha güvenli, yoksa Irak mı, İran mı, Filipinler mi, özgürlük endeksleri çok aşağılarda, daha güvenli ülkeler?
Peki, Türkiye’de neler oluyor?
İlk dikkatimi çeken konu bu “özgürlük-güvenlik dengesi” saçma teranesinin son zamanlarda daha çok dillendirilmesi.
İşin vahim yönü de, her siyasi yaklaşımdan kişinin bu saçmalığı beraberce dillendirmeleri.
Şu çok net artık çağımızda, özgürlük ve güvenlik iki kişilik bir merdivende, tahterevalli değil, iki kişinin de, birinin adı Özgür, diğerinin adı Güven beraber yukarı çıkmaları ya da beraber aşağı inmeleri.
Mesela Kürt meselesinde çok daha özgürlükçü, çözümcü bir Türkiye mi daha güvenli bir ülke olur, yoksa Kürt vatandaşların helikopterden atıldığı, üzeri çıplak bir gencin arkadan vurulduğu bir olayda polisin beraat ettiği bir Türkiye mi?
Kanımca bu sorunun cevabı çok net ama bir dizi nedenden, siyasi ve ekonomik rantlar, uyuşturucu ticaretini kolaylaştıran bir karmaşa ortamı gibi mesela, günümüz Türkiye’sinde birileri hala bu saçma dengeyi seslendirmeyi sürdürüyorlar.
Çok olmadı daha, AYM Başkanı ile İçişleri Başkanı arasında AYM’nin şehirlerarası yollarda gösteri yasağını anayasal bulmadığı kararın tartışmasını hatırlayın; tartışmalarda konular, taraflar çok net kristalleşiyor.
En ileri standartlarda özgürlükleri savunalım ki daha güvenli bir ülkede yaşayabilelim.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025