Etyen MAHÇUPYAN
Türkiye'de basın özgürlüğünün olmadığı tespiti ve argümanı son dönemde AKP hükümetine karşı yapılan muhalefette en hararetle savunulan tez. Hemen söylenmesi gereken iki gerçek var: Birincisi bu tez pek yanlış değil, hükümet medyanın bir mücadele alanı olduğunun farkında ve kendisine karşı siyasallaşan medya organlarına yönelik siyasi tavır almaktan çekinmiyor.
İkincisi, bu tez muhalefetin elinde kalmış olan ve Batılı kulaklara hitap edebilen tek tez. Özellikle vesayet rejimini gerileten ve Kürt meselesinde çözüme yürüyen bir hükümete karşı, muhalefetin elinde bir tek yolsuzlukların varlığına dair dedikodular, kentsel dönüşümün hoyratlığı ve basın özgürlüğünün gerilemesi kaldı.
Dolayısıyla bir yandan işini kaybeden gazetecilerin artan sayısını izliyor, diğer yandan da işini kaybeden o gazetecilerin ilk fırsatta Batı'ya yazdıkları şikâyet mektuplarını, felaket senaryolarını okuyoruz. Hükümete yakın duran medya çareyi durumu sulandırmakta bulurken, muhalif gazeteciler de yaşananları bir ‘dehşet dalgası' olarak abartmakla meşguller. Onlara bakılırsa meselenin özü iktidarın bir ‘medya mühendisliğine' girişmiş olması. Yine hemen söyleyelim ki bu tespitin de doğru bir yanı olabilir: Eğer hükümetin meşru yollarla medyayı yeniden düzenleme şansı olsaydı muhtemelen bunu kullanıp kullanmamayı düşünürdü. Ama söz konusu tespit şu an için pek de gerçekliğe uymuyor. Nitekim her gün tüm yazarlarıyla Başbakan'a hakaret yağdıran bazı gazeteler sorunsuz yaşıyorlar. Elimizde bir başka veri daha var: Hükümetten yana olan gazetelerin tirajlarını diğerlerininki ile mukayese ettiğimizde çıkan tablo şu: ‘Yandaş' gazetelerin tirajı kabaca bir milyonu ancak toplarken, hükümete mesafeli olanların tirajı 2,5 milyon. Dahası muhalif medyanın radikal kanadı üzerinde nedense pek baskı da olmuyor, çalışanların hiçbiri işten atılmıyor. Bu durumda medyada yaşanmakta olanları AKP'nin seçim stratejisinin parçası olarak sunmak, eğer yüzeysellik değilse, bir miktar ‘karşı manipülasyon' arzusunu yansıtıyor. Bu türden ‘analizlerin' bir ağızdan tekrarlanması ile, belki de Batı kamuoyunun etkilenmesi ve hükümetin uluslararası düzlemde yabancılaştırılması amaçlanıyor. Bu siyasi çabayı da anlayışla karşılayabiliriz... Ama ne yazık ki bu tür gazeteci aktivizmi üzerinden Türkiye'deki medyanın durumunu ve sorunlarını anlayamayız.
Basın özgürlüğünün temeli muhakkak ki sermaye sahipliğinin devletten, gazeteciliğin ise sermaye sahipliğinden olabildiğince bağımsız olması. Türkiye'de her ikisi de hiçbir zaman olmadı... Cumhuriyet medyayı kendi manipülasyon cihazı olarak kurguladı ve onu maddi imkanlarla besledi. Darbeler ve vesayet rejimi bu sistemi daha da yapısal hale getirdi. Türkiye'de medya neredeyse bütünüyle ve her zaman darbelere destek verdi. 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerine ses çıkarmayanlar ve açıkça savunanlar bugün hâlâ medyanın en üst yönetim noktasındalar ve makbul gazeteciler olarak ortalıkta gezinebiliyorlar. 12 Eylül darbesi gazetecilerin sendikal haklarını gaspetmişti. 2000 yılındaki Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kanunu ise, medya patronlarına devlet ihalelerine katılma yolunu açtı ve pratik olarak medyayı devletin organik ortağı haline getirdi.
Bütün bunlar AKP öncesinde çoktan yerleşik bir sistem haline gelmişti. Öte yandan bugün şikayetçi olan gazetecilerin çok azı o dönemlerde bu sisteme ‘muhalifti'. 2002'de AKP iktidara geldiğinde medyayı karşısında bir ‘siyasi parti' olarak buldu ve hızla kendi ‘yandaş' medyasını yaratmaya çalıştı. Haksız sayılmazlardı, çünkü ‘laik' medya bilgi vermektense propagandist bir siyaset yürütüyordu. Yani AKP de yapıyı değiştirmeyi değil, kullanmayı tercih etti. Ne var ki hükümet yanlısı olan medya öteki yöne savruldu ve gazetecilik yapmaktansa, iktidarı korumayı hedefledi. Bu arada gerçekten de ‘ortada' durmaya, gazetecilik yapmaya çalışan Nokta Dergisi veya Taraf Gazetesi gibi yayınlar ya kapanmak zorunda kaldılar ya da bir gecede Mr Hyde haline getirildiler.
Bütün çabasına rağmen bugün hükümet medyada hâlâ ‘ikinci sınıf' bir kurumsal desteğe sahip. Mesleğin ve sektörün ‘kreması' ise muhalefeti sürdürüyor. Belki bazı patronlar gelecekteki projelerini rahatlatmak üzere bir miktar hükümete yanaşmak isteği duyuyor ve Başbakan'ı bahane ederek kendi hoşlanmadıkları birkaç yazarı işten atıyorlar. Nitekim Başbakan da buna önayak oluyor ve kendi kazdıkları kuyuya düşmüş olan bu sermayedar kesimi muhtemelen bıyık altından gülümseyerek izliyor. Ama asıl eğilim hâlâ diğer yönde... Medya, kimliksel muhalefet siyasetinin en güçlü aktörü olmayı sürdürüyor.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024