Gülay GÖKTÜRK
Tartışmaya sunulan YÖK Yasa Tasarısı'nın şu ana kadar en ilgi çeken noktası özel ve yabancı üniversitelere izin vermesi oldu ve bu da çok garip doğrusu.
Düşünsenize, 30 yıldır akademik özgürlüğü öldürdüğü için karşı çıktığınız bir kurum var ortada. Bu kurumun değişmesi için bir tasarı hazırlanmış; siz yeni modelde akademik özgürlük ne alemde diye bakmıyorsunuz da kâr amaçlı üniversite kurulacak mı, yani birileri bu işten para kazanacak mı diye bakıyorsunuz.
Ama mademki ilk gündeme gelen tartışma bu, biz de buradan başlayalım.
Ben bu değişikliği, toplumca yıllardır sürdürdüğümüz bir riyanın sonu olarak görüyorum. Bal gibi özel üniversite olan birçok vakıf üniversitesinin görünüşü kurtarmak üzere zorlama vakıflar kurduğunu; yani bunca yıldır yasaya karşı takiye yapıldığını ve buna da elbirliği ile göz yumulduğunu bilmiyor muyuz? Haksız mıydı bu takiye? Hayır, haklıydı. Yasaların hayatın gerçeklerini zorladığı, ihtiyaçlara uymadığı yerlerde takiye kaçınılmazdır.
"Piyasacı çözüm"
Özel üniversite kurmak piyasacı çözümmüş. Devletin görevi olması gereken eğitim görevinin piyasaya devriymiş. Böyle diyorlar...
Eğitim de sonuçta tıpkı sağlık gibi, ulaştırma gibi bir hizmetse, sağlıkta devlet hastanelerinin yanı sıra özel hastaneler de hizmet veriyorsa; özel liseler yüz yılı aşkın bir zamandır varsa, neden aynı şey üniversite eğitimi için söz konusu olmasın? Yani "piyasacı çözüm" denilerek aşağılanan çözüm eğitimden sağlığa her alanda geçerliyse, üniversitelerin bir istisna olması için makul bir sebep bulunabilir mi? Ayrıca üniversite dediğimiz kurum, adı üstünde evrensel bir kurumsa, yerli üniversite-yabancı üniversite ayrımı yapmanın, yabancıların üniversite açmasını yasaklamanın mantığı nedir? Toplumun elit kesimi çocuklarını zaten dünyanın en iyi üniversitelerine yollayıp duruyor. O üniversiteler Türkiye'de kampus kursa ve daha geniş kesimler de okuma imkanı bulsa bundan kime ne zarar gelir?
Eğitim pazarında kıyasıya rekabet
Geçtiğimiz yarım yüzyılda eğitim alanında o kadar köklü değişiklikler yaşandı ki, geleneksel üniversiteler bu değişimin ağır baskısı altında ciddi bir yapı değişimi geçirmek zorunda kaldı. Bu baskıları, öğrenci yapısındaki köklü değişiklikler, rekabetteki köklü değişiklikler ve yeni teknolojilerin baskısı olarak sıralayabiliriz. Her biri birbirinden önemli olan bu değişikliklerin bir araya gelmesi üniversitelerde işlerin eskisi gibi yürümesini imkansızlaştırıyor.
Eğitim, kuralları pazar tarafından belirlenen bir sektöre dönüşürken, eğitim talebinde bulunan öğrenciler"müşteri", üniversiteler de birer işletme haline geliyor. Ve her işletme gibi, onların da "ekonomik var kalma savaşı"ndan galip çıkabilmek için; rekabet, girişimci ruh, pazar, ürün, müşteri, üretkenlik, esneklik, toplam kalite gibi kavramları ciddiye almaları gerekiyor.
Öyle ki, bugün ABD'de birçok özel üniversite borsaya girerek, gayrimenkul başta olmak üzere akıllı yatırımlar yaparak gelirlerini yükseltmeye çalışıyor. Üniversitelerde idari rektörlük ve akademik rektörlük olmak üzere iki ayrı rektörlük pozisyonu ihdas ediliyor ve mütevelli heyetleri idari rektör seçerken adayların birinci derecede kaynak yaratma becerisini dikkate alıyorlar.
Dünyada bunlar olurken, bizde bazıları (ki bunların arasında öğretim üyeleri de var) eğitimde son 30-40 yılda yaşanan değişimden, bunun üniversitelere yansımasından, üniversitelerin yaşadığı buhrandan, tartışılan çözüm yollarından hiç haberleri olmadığı için, 1960'lardan kalma bir kafayla hâlâ "özel üniversitelere hayır" sloganı ile durumu idare etmeye, sözde muhalefet yapmaya çalışıyorlar.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015