Gürbüz ÖZALTINLI
Onca zamandan sonra hâlâ aynı masalları dinliyoruz. Türk kimliği bir etnisiteyi değil, farklı etnisiteleri kapsayan üst vatandaşlık aidiyetini ifade ediyormuş. Devletle olan hukuki bağın adıymış. Kemalizm’de ırkçılıktan eser yokmuş.
Meclis kürsüsünden zapt edemediği öfkesiyle “Türk ulusu ile Kürt milliyetinin eşit olduğunu bize kabul ettiremezsiniz” diye bağıran hanım bile kalkıp gözümüzün içine baka baka açık ırkçılığını örtmek için bu üst kimlik- etnik kimlik formülünü yutturmaya çalıştı. Biz de ahmağız ya“Peki, o üst kimlik senin anadilde savunma yapmanı kapsıyor, zarar görmüyor da, Kürtler anadilinde savunma yaparsa neden kapsamıyor” diye sormadık.
Koca koca adamların televizyonlarda eğri büğrü çiziktirmelerle, içine Kürt, Türk, Çerkes, Laz yazdıkları dairelerin hepsini geniş bir çember içine alıp üstüne Türk yazarak kameralara tuttuklarını gördükçe, insanın “hey gidi Kemal’in askerleri bu durumlara da mı düşecektiniz” diyesi geliyor. Ne kadar kolaymış da bu cahil Kürtler anlayamamış bu kimliğin kendilerini de içine aldığını! Kenan Evren de “onları” yeterince eğitemediğimizden yakınıyordu. Bir zamanlar sempatik bulduğum, sonra aniden Baykal tarafından keşfedilip mebus yapılan, şimdilerde de “Aydınlık” bir köşede fikirlerini kamuya açan ulusalcı avukat arkadaşım geçenlerde televizyondan sesleniyordu: “Hâkimin anlamadığı bir dilde tercümanla savunma yapmak benim vatandaşıma zarar verir. Hakkını savunamaz. Biz vatandaşımızı düşünmek zorundayız.”... Şaka yapmıyorum. Anadilde savunma hakkına itirazını böyle gerekçelendiriyordu. Ahmet Hakan olgun insan. Gülümsemekle yetindi.
Irkı üstün kıl ki asimile edebilesin
Mustafa Kemal’in asimilasyoncu olduğunu, fakat ırkçılıktan uzak durduğunu ileri sürenler, dev külliyatın, derin çalışmaların peşine düşmesinler. Geçtiğimiz pazar Radikal’de yayımlanan 3000 küsur vuruşluk Ayşe Hür makalesi hepimize yeter. Maarif Vekili Reşit Galip, Adliye Vekili Mahmut Esat Bozkurt, 64.000 kafatası ölçen Afet İnan ırkçılıklarını gümbür gümbür konuştururken tek adam rejimi yaşanıyordu. Türk tarih tezi, Güneş Dil Teorisi üstün Türk ırkının marifetlerini “icat ederken”, ebedî şef Köşk bahçesinde çiçeklerini sulamıyordu.
Evet, bir siyasal pratik olarak ırkçılıkla asimilasyonculuk farklıdır. Irkçılık, egemen topluluğun dışındaki kimlikleri tanır, aşağılar, kendisiyle onun arasına duvar örer ve her türlü toplumsal yükselme kapılarını kapatır. Asimilasyonculukta ise, yok sayma, kendi içine alıp eritme vardır. “Kimliğini terk et aramıza katıl.” Çağrı budur. Fakat bu, bir uluslaşma politikası olarak asimilasyonculuğun düşünsel evreninin ırkçılık içermediğini asla göstermez. Nitekim 20’li yılların ortalarından itibaren ve tüm 30’lu yıllar boyunca Cumhuriyet’in resmî söylemi, “klasik ırkçılığın” ideolojik unsurlarıyla yüklüdür.“Türk uluslaşmasının” ve asimilasyonun meşruiyeti, kültürün yanı sıra biyolojik özelliklere de yer vermekten kaçınmayan bir ırk üstünlüğü fikrine dayandırılmaya çalışılmıştır.
Kafanın dışından içine doğru
Fakat şimdilerde gözden kaçan daha önemli gerçek şu: Irkçılık, biyolojik genetik özellikler üzerinden topluluklar arasında hiyerarşi kuran “klasik ırkçılık”tan ibaret değil. İnsanlık büyük ölçüde bu safsatayı aştı. Ancak, “yeni ırkçılık”, “ırksız ırkçılık” ya da “kültürel ırkçılık” kavramlarıyla tanımlanan hiyerarşik ayrımcılıklar bütün incelmiş hâlleriyle demokratik toplumların başına bela olmaya devam ediyor.
Bunun bizim “eğitimli laik” orta sınıflarımızın arasındaki tezahürlerini fark edebilmek için derin bir saha araştırmacısı olmak gerekmiyor. Sıradan dürüst bir gözlemciyseniz, Kürtleri ve İslami esaslara göre yaşayanları kültürel olarak aşağılayan tutumların komşu mesafesinde olduğunu görürsünüz. Steril tatil kasabalarını “Kürtlerin bastığını”, göçün şehirleri “bozduğunu”, başörtülülerin Bağdat Caddesi’ne, Nişantaşı’na “kadar geldiğini” sayıklayanlar, Avrupa’nın çare aradığı kültürel ırkçılığın aramızdaki versiyonlarıdır. Serra Yılmaz televizyonda tesettürlü kadınlardan “öcü görmüş” gibi korktuğunu ne kadar doğal, ne kadar rahat açıklamıştı. Rahattı çünkü bu toplumda “kendi sınıfından” değer verdiği birçok insanın aynı duyguları taşıdığını biliyordu. Rahattı çünkü sorulduğunda göğsünü gere gere ırkçı olmadığını, zencileri sevdiğini söyleyebilirdi. Muhtemelen“Obamacı”ydı.
Bir Ermeni arkadaşı “bile” olduğunu söyleyen, yüce gönüllü ombudsmanımız var. Başbakanımız da bir ara “tıksırıncaya kadar içiyorlar, karışıyor muyuz” diye sormuştu.
“Onlar” ve “biz”. “İyi” ve “kötü”. “Değerli” ve “değersiz”...
İnsanları ait oldukları kültürel kimlikler üzerinden sınıflandıran, ötekileştiren ve küçümseyen bu zihniyete bütün dünyada aynı isim veriliyor: Irkçılık.
Eskisi gibi açık ve kolay değil bu hastalığı teşhis etmek. Deri rengi zamanlarında değiliz.
Şimdi sağlam bir aynaya ve dürüst bir çift göze ihtiyacımız var.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Özel, doğrusunu yapıyor: Türkiye’nin önceliği, normalleşme ve merkez siyasetin yeniden inşasıdır
28.04.2024 - Yolun sonu gözüktü mü?
14.04.2024 - İktidarın ideolojik katılaşması, CHP liderliğinin kucaklayıcı, ılımlı profiliyle birleşince…
8.04.2024 - CHP seçimleri laikler değiştiği için kazanmadı. Fakat seçimler CHP’nin kendi tabanını da Türkiye’yi de değiştirecek kapıyı açtı
5.04.2024 - İktidardaki “keratalar” arasındaki gerilim bizi ilgilendirmez mi?
25.11.2023 - Değişim samimiyet ve cesaret gerektirir
16.11.2023 - Yerli ve milli olana nasıl karar verilecek?
12.11.2023 - “Reis halleder”ciler de rövanşistler de hayal kırıklığı yaşayacak
9.05.2023 - “Reis halleder”ciler de rövanşistler de hayal kırıklığı yaşayacak
7.05.2023 - Erdoğan neden kaybedecek
2.05.2023
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Hrac Madooglu
Kemalistler kendilerini solcu diye yutturdular cahil halka. Bu dogru bir tespit. CHP de bu sahtekarligi yapmaya devam ediyor ama bu devirde herkesi kandirmak artik mumkun olmadigindan oylarini arttirmak mumkun olmuyor. Ona karsilik, AK Parti de kendisini dindar olarak yutturdu millete. Ama gercek dindarlar yolsuzluk, hirsizlik yapar mi? Ustelik AK Partinin onde gelenleri ikidebir irkci nutuklar da atarak, Kemalistlere goz kirpmayi etkili bir politika olarak benimsemislerdir. Daha dun bakan Caglayanin Yahudi, Ateist ve Zerdustlere karsi kullandigi kiskirtici sozleri okuyun Sayin yazar. Desteklediginiz siyasetcilere bakin. 10 senedir basbakan, icisleri bakanlari, milli savunma bakani, millet meclisi baskani da dahil ikidebir halki azinliklara karsi kiskirtan nutuklar atiyor bunlar.