Gürbüz ÖZALTINLI

Tanık olduğumuz kriz, Türkiye bir hukuk devleti olduğu için mi baş gösterdi? Şöyle de açabiliriz soruyu: Bağımsız ve tarafsız hakemlik sorumluluğunu üstlenmesini beklediğimiz yargı, tanımlanan fonksiyonunu yerine getirdiği için mi patladı lastik? Görüş menzili “ayakkabı kutusunda” bitenler bu soruyu sevmiyorlar. Oy hakkına burun kıvırdığımız çobanın bile, tuhaf bedduaların savrulduğu “büyük mahalle kavgasından” haberdar olduğu günlerdeyiz. “Cemaat- hükümet çatışmasıyla yolsuzluk soruşturmalarının bir ilgisi var mı” sorusunu, aklına hakaret saymayacak bir kişi bulamazsınız sokakta. O halde, hangi “bağımsız yargı”, hangi“tarafsızlık”?
Oyunu, “hırsız-polis” çatışması naifliğinde göstermeye çalışanlar gülünç olmayı göze almış görünüyorlar. Hiçbir inandırıcılıkları yok. Ortaya atılan bütün yolsuzluk iddialarıgerçek olsa bile, yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı büyük gerçeğini örtemiyor. “Büyük gerçek” demem boşuna değil. Çünkü tasavvur edebileceğimiz en ağır suçlar bile, toplumsal hayatımızı, ucu ve derinliği belirsiz bir “paralel devlet” kadar tehdit edemez. Kural ihlallerinin olduğu bir oyunda hakem tarafsız değilse, ihlallerden mi korkmak lazım hakemden mi?
Hükümet can havliyle derin devletin elini tutmaya çalışıyor. Hükümetin yeminli düşmanları aynı hizada toplandılar, bağırıyorlar: “Yargı bağımsızlığı yok ediliyor”…Cemaatin adı ne zamandan beri “bağımsız yargı” oldu? “Elinde belge mi var, kanıtın nerede” sorusuyla işi pişkinliğe vuranları, Hoca efendiyi bir gece yarısı tebdil-i kıyafet hâkim lojmanlarında mensuplarına talimat verirken gözleriyle görmedikçe her analizi “komplo teorisi” olarak savuşturmaya çalışan ucuz polemikçileri bir yana bırakalım.
Fakat yılların tecrübesi içinden konuşan kimi demokrat- sol aydınları nereye koymalı? Siyasetin gerçekler üzerinden yürüdüğünü, ittifak zorunluluklarını, öncelikleri, koşulların da aktörlerin de değişebilirliğini, neden bu kadar unutmuş görünüyorlar? Hangi “ilkesel, vicdani” doğru, sınırlarının nerede bittiği belirsiz bir derin devleti onlar için öncelikli tehdit olmaktan çıkarttı? “Tam kendileri gibi düşünen, tam kendileri gibi kusursuz” demokrat bir başbakan iş başına gelene kadar bu kavga onları ilgilendirmeyecek mi?
Evet, “otoriter” bir başbakanımız var. Evet, askeri vesayete karşı mücadele ederken altındaki bürokrasiyle çatışmadı. Hatta “ne istedilerse verdi”… Evet, belki de bölge politikalarında “haddini aştı”… Evet, Kürt sorununu bir talimatla aşabilecek gücü vardı,“ideolojik saplantıları ve devlet refleksiyle” gitti derin yapıyla beraber KCK’nın üstüne yürüdü… Evet, liberallere kulak asmadı… Oysa liberaller her şeyin “en doğrusunu görüyor” ve olabilecek “en ikna edici üslupla” hükümeti uyarıyorlardı…
Bunlara mı inanıyoruz? Emin misiniz? Peki, kabul… Bunların hepsi tam doğru olsun.
Şimdi bu başbakan hepimizin gözü önünde “derin devlet” eliyle devrilmeye çalışılıyor. Bu bizi ilgilendirmiyor mu?
Çok sevdiğim, gençliğimden beri düşüncelerine önem verdiğim bir arkadaşım bunları konuştuğumuz bir tartışmada bana açıkça şunu söyledi: “Ben 12 Eylül günü Demirel askerlere karşı barikatlara çağırsaydı çıkmazdım. Çünkü darbenin yolu adım adım onun politikalarıyla örüldü.” Şuna dikkat; arkadaşım muhayyel bir gelecek için söylemiyor bunu. Kanlı canlı yaşanmış bir 12 Eylül felaketinden 34 yıl sonra söylüyor. Benim bunu anlayabilmem imkânsız. Aynı bugün, “nasılsa asker değil, yargının darbesi mi olur” diye düşünenleri, “bu günlere Erdoğan yüzünden geldik onu mu savunacağız” diyenleri anlamamın imkânsız olduğu gibi…
Hepimiz demokratik bir anayasa istiyoruz. Hepimiz hukuk devleti talep ediyoruz. Derin yapılar, illegal güçler hayatımızdan çıksın diyoruz. Kürt haklarının tanınmasının, barışın kökleşmesinin peşindeyiz.
Peki, hükümet, böyle bir programı olan meşru siyasi güçler tarafından seçimlerle mi indirilmeye çalışılıyor? “Derin darbe”nin başarılı olması, bizi bu hedeflere yaklaştıracak mı? Ya da “hiçbir şey değişmez” diyenimiz var mı?
Hakikaten merak ediyorum. Nasıl bir ülke özlüyorsunuz? Özlediğiniz ülkeye nasıl gidileceğine dair siyaset teoriniz nedir? Bugün çatışan aktörlerin alacağı sonuçlardan, sizin (benim bilemediğim) yolunuz nasıl oluyor da hiç etkilenmiyor?
Biz o “büyük ütopya”ya yürünürken nerede hata yapıyoruz? Sizin görüp de bizim göremediğimiz nedir?
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023