Gürbüz ÖZALTINLI
Karadeniz yaylalarının uçsuz bucaksız ormanları, gürültülü ırmakları, hiç bitmeyen sisi pusu, beni derin bir huzurla içine çekerken ait olduğum hayattan söker alır, nasıl hafızamı siler atarsa; Herodot’un“gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü” dediği Ege de, gümüşlü zeytinlikleri, lacivert denizi, buğulu imbat rüzgârlarının dolaştığı yüksek tepeleriyle hayata ve hatırlamaya çağırır.
Hafta biterken İzmir Sığacık’a geldim. Hafıza dediğimiz sihirli dünyanın bilardo topları nasıl harekete geçer, ilk itiş nereden gelir; bunu ancak dalıp gittiğiniz içinizden, o an’a doğru iz sürünce yakalayabiliyorsunuz. O da, her zaman değil. Ben bu kez, ilk vuruşu; “hatırlamanın” o kışkırtıcı fişeğini yakaladım. Bu, bir cenaze görüntüsüydü. Ölüm, uzun süren ağır ve acılı bir hastalığın ardından gelmişti. Böyle kaybedişlerin ardından toplananlarda, ansızın gelen acılarda rastlanan koyu bir keder duygusundan çok, mütevekkil bir sükûnet hâkim oluyor. Ölümden çok hayat konuşuluyor. Sığacık Köyü’nün en güzel köşesini, denizle göğüs göğse duran bu harika tepeyi, burada yaşayanların, hayatlarına değil ölümlerine ayırmış olmalarına şaşırdığımı hatırlıyorum. Belki de, bu güzel yeri kavgasız gürültüsüz paylaşmanın akıllıca bir yolunu bulduklarını düşünmüşlerdir.
Hangimiz görsek, “ben de buraya gömülmeliyim ölünce” diyeceğimiz bu mezarlıkta, Nurettin Soyer’den ayrılmak için toplanmıştık. 12 Eylül döneminde Ankara Sıkıyönetim Başsavcılığı yapmış bu ünlü askeri, hayatımın en eğlenceli yıllarını yaşadığım Tunç ve Onur’un babası olarak tanımıştım. 80’li yılların ortalarında, Nurettin Albay’ın Ankara Refik Belendir Sokak’taki evinde, çocuklarıyla bekâr düzeni kurmuştuk. Ben, 141-142. maddelerden yargılanmak için aranıyordum. Tunç fakülteyi bitirmiş, avukatlık yapmak yerine evde kedi besliyordu. Onur’la ben ise fakültenin son sınıfındaydık. Solculuk tartışırdık ama, 70’li yılların harareti artık geride kalmıştı. Kavga gürültü yapmadan konuşacak kıvama gelmiştik. Onlar Birikim çevresini izlemeye başlamışlardı. Onur’un Galatasaray Lisesi’nden “Dev-Sol”cu arkadaşı Ruşen Çakır’la o evde tanıştık. Sert solculardandı doğrusu. Onunla, daha köşeli tartıştığımız kalmış hafızamda. Kadri Gürsel de gelir giderdi. Bugün olduğu gibi, çok “beyefendi” bir arkadaştı.
Bir de Tunç’un Bornova Anadolu Lisesi’nden okul arkadaşlarını iyi hatırlıyorum. Çoğu sözleşmiş gibi Tıp fakültelerine girmişler, hemen hepsi de doktorluk yapmamayı kafaya koymuşlardı. Ev; tiyatrocu, müzisyen, tüccar ya da işsiz “doktor”dan geçilmiyordu. Çok eğlenceli insanlar olduklarını hatırlıyorum. Aralarına “sızmakta” pek zorlanmamıştım.
Herşeyle dalga geçerdik. En çok da kendimizle.
Tunç’un sesi çok güzeldir. Kalabalık ev partilerinde ona şarkılar söyletirdik. Nazlanmazdı. Livaneli’den, Selda’dan, Ruhi Su’dan gidip gidip ama sonunda mutlaka Münir Nurettin’den “Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın”la kapatırdı. Şarkıyı, kimimiz, Marx’a, kimimiz Mao’ya atfeder, sözlerini eğer büker, bunda gülünecek bir şeyler bulurduk. Tunç da en çok bu şarkıyı sever, sesinin elverdiği en yüksek volümü hiç esirgemezdi.
Bir gün, şarkının ortasında kapının çalındığını, kapı zilinin ısrarı üzerine Tunç’un şarkı söylemeye devam ederek gidip kapıyı açtığını, karşısında kırmızı pembe çizgili pijamaları ve buz gibi suratıyla dikilen apartman yöneticisiyle göz göze, şarkıyı uzata uzata sonuna kadar söylediğini, şarkı bitince“Buyurun bir şey mi oldu” diye sorduğunu hatırlıyorum. Adamcağız, ev ahalisine şöyle bir göz atıp, “Güzel şarkıymış” deyip, dönüp gitmişti. Gençlik arsızlığı dediğimiz bu olmalı. Adamın arkasından çıkarttığımız sesleri burada anlatmayayım.
Bu ekiple, en son Kadri Gürsel’in, kaçırıldığı PKK tarafından aylarca dağlarda tutulduktan sonra serbest kalmasının hemen ardından Tunç’ların Sığacık’taki TEOS Tatil Köyü’nde buluştuk. Hayatımda tanıdığım en efendi şehirlilerden sayabileceğim Kadri’nin, bu memleketin tuhaf bir cilvesi olarak dağlarda “gerilla” hayatı yaşamaya mecbur kalmış olması, onda ne izler bırakmıştır bilinmez. Fakat ortaya bir kitap çıktı. Kadri anılarını yazdı. Bugün medyada PKK üzerine yazan yazarlardan, sanırım o koşulları ondan daha iyi bilen birisi yoktur.
Girit’e yelken açmak için geldiğim Sığacık’ta hatırladım bunları.
O günlerin heyecanlı solcuları bugün nerelerdeler. İsmini hatırlamadıklarım, ya da izini kaybettiklerim var. Ama, hepiniz gibi ben de Ruşen Çakır’ı, Kadri Gürsel’i izliyorum uzaktan. Yollarımızın pek benzeştiği söylenemez.
Sevgili Tunç ise, Seferihisar Belediye Başkanlığı yapıyor. Takip edenler bilir; organik tarımı, çevreciliği, yerel üretimi destekleyen “yavaş” şehir uygulaması yürütüyor. Sığacık pazarı; şahane reçelleriyle, bin bir çeşit otları, ev baklavaları, yaprak sarmalarıyla pazardan çok bir yeme içme festivalini andırıyor.
Onur Soyer de yıllar önce Paris’e yerleşti.
Evet, o ev dağıldı...
Hem de haddinden fazla...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023