Gürbüz ÖZALTINLI
80’lerde başlayan Kürt başkaldırısı çok sert bir çizgide gelişti. Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen asimilasyon politikalarına 12 eylül yönetiminin sınır tanımaz vahşeti eklenince, Kürt sosyolojisinde, ayrılıkçı silahlı mücadele fikrinin kolayca kabul gördüğü bir iklim oluştu. Kürtleri, dağa çıkmadan hiçbir şey elde edilemeyeceğine ikna etmek için özel bir çaba göstermek gerekmiyordu. Kararlı bir grubun silahı eline alması yetti. Ülke tarihinin en büyük yangını böyle başladı. Şiddet “kendinden olmayan” her köşeyi kavurdu, her sesi susturdu.
İsyan stratejisini çizenler, özellikle ilk dönemde Kürtlere de şiddet yöneltmekten kaçınmadılar. Kürt haraketinin birliği, farklı eğilimlerin temsil olanağı bulduğu mekanizmalarda değil, şiddet eliyle tasfiye edilmesinde arandı. Sonuçta, totaliter, militarist özelliklerin egemen olduğu bir siyasal yapı oluştu. Bu yapı, Ortadoğu’nun “bereketli” topraklarında roller üstlenerek saçaklandı.
Başka bir yol mümkün müydü? Belki evet. Ama olmadı.
Şimdi biz; geride on binlerce ölüm bırakmış bir çatışmanın, kirli savaşın çeteleştirdiği devletin, 30 yıldır bu savaşı yönetmiş ve böyle bir varoluşun kaçınılmaz kıldığı yabancılaşma, yozlaşma etkilerine maruz kalmış Kürt liderlerinin olanca yükleri üstünden, bu tarihsel düğümü çözmeyi tartışıyoruz.
Bu birikmiş ağırlığın bütün izleri tartışmalara yansıyor.
Söz alan herkes, kendisince barış için konuşuyor. PKK tasfiye edilmeden barış sağlanamaz diyenler de; AKP halk savaşıyla alt edilmeden savaş bitmez diyenler de “barışçı”.
Sorunun merkezine ister PKK’yı, ister AKP’yi oturtsun; bir tarafın “mağlubiyeti” üzerine politika önerenleri gerçekçi bulmak sanırım mümkün değil. PKK içindeki savaşçı sesler, güç mücadeleleri, Öcalan’ın yeni konumu vb. üzerine çokça yorumlar okuyoruz. Bunlar üzerine iddialı sözler söylemek zor.
Ancak, şöyle bir şey açıkça seziliyor: Devlet içinde de belli yetkileri kullanma gücü olan çevrelerle, bazı Kürt aydınları, sorunun çözümünde PKK’nın muhatap alınması ihtimalinden çok rahatsız oluyorlar. Bu görüşün sözcüleri için, CHP’nin politikalarını revize etmek zorunda kalmasının da, Karayılan’ın barışa kapı açan sözlerinin de, Zana’nın çıkışının da hiçbir önemi yok. Bu gelişmelere bakıp umutlananlar yanılıyorlar ve yanıltıyorlar. PKK’dan da, BDP’den de bir barış aktörü çıkmaz. Böyle söylüyorlar.
Bu tutumun sahipleri, haklı olarak yakın geçmişe başvurduklarında PKK’ya ilişkin iddialarına kanıt bulmakta zorlanmıyorlar. 90’lı yılların provakasyonlarına kadar gitmeye de gerek yok. Öcalan’ı boşa çıkartan Silvan, Karayılan konuşur konuşmaz gerçekleşen Hakkari saldırıları ve arada birçok eylem ve açıklama... Fakat dedim ya sezgi; insan yine de Özgürel röportajını, “çok seyahat eden arkadaşlarımızın” önerilerini, CHP’nin kolaylaştırıcı manevralarını, Zana’nın sözlerini, bu kadar kestirmeden ve kararlı önemsizleştirmelerini yadırgıyor doğrusu. Üstelik, bu gelişmelerin hükümet tarafından da olumlu bulunduğuna dair açık işaretler varken.
Ben, PKK’nın ideolojisine, siyaset tarzına, şiddet politikalarına yönelik yapılan eleştirileri asla haksız bulmuyorum.
Ancak, PKK’nın eleştirilmesiyle, sorunun ancak PKK dışarıda bırakılarak, bileği bükülerek çözülebileceğini ileri sürmek arasında hiç de ince olmayan bir çizgi olduğunu da kabul etmek gerekir.
Açık söylemek gerekirse, savaşı sona erdirmek karşılığında PKK’ya açık siyaset yapma güvencesi verilmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kimilerine “çözüm” gibi gözükmüyor sanki. PKK içindeki kimi odakların bununla yetinmek istemediği anlaşılıyor. Ama, PKK’ya muhalif kimi çevrelerin de bunu arzulamadıkları seziliyor. Dilim varmıyor ama, sonucunda PKK’nın siyasi varlığı devam edecekse barış olmasa da olur diye düşünenler var sanki. Kimileri için Kürt nüfus üzerinde cereyan eden sert siyasi rekabet, kimileri için PKK şiddetinin kendilerine de yönelmiş olmasının haklı olarak kolay silinemeyecek izleri bu tutumu besliyor olabilir. Üstelik PKK, olası barış dönemine yönelik demokratik bir yenilenmenin hiçbir işaretini vermezken, bu kaygıları da anlamak zor değil.
Fakat hangi nedenle olursa olsun, sorunu fiilen PKK’sız çözmeyi önerenler, her gelişmeden sonra“inanmayın, umutlanmayın” diye ses yükseltenler, kanımca olumlu bir müdahale iradesini temsil etmiyorlar. “Kürt haklarını tanıyın örgütün belini bükersiniz” diyenler, sorunu mutabakatla çözmek isteyenlerden daha gerçekçi değil. Kürtlerin hakları elbette tanınmalıdır. Fakat bu PKK’yı bitirmez. Kürtlerde, o hakların, uzun süren ve neredeyse her aileden bir gencin canına mal olan bir savaş sonucu elde edildiği kanaatini kolayca silemezsiniz. Bu duyguyu kıracağız, PKK’yı açığa düşüreceğiz inadıyla yol kat edemezsiniz.
Uzun ve çok sert bir tarih yaşandı. Bu tarihin istesek de istemesek de en önemli aktörü PKK oldu.
Bu tarihi sevmeyebiliriz, keşke böyle olmasaydı diyebiliriz.
Fakat onu yok sayamayız.
Şimdi o tarihin aktörlerini yok etmek hayalinin değil, savaşmadan siyasi rekabete razı etmenin peşine düşmeliyiz.
Tabii gerçekten barış istiyorsak.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023