Gürbüz ÖZALTINLI
Bazı sabahlar vardır. Gözünüzü açarsınız, bedeninizden yalnız onlar kalmıştır geriye. Ruhunuzu yoklarsınız, acıdan uyuşmuştur.
Hiç olmayacak işler böyle zamanlarda düşer aklınıza. Şiir okumak mesela...
Elinizi kitaplığın en yoksul köşesine atarsınız. Aradığınız bir şiir değil aslında anılarınızdır.
Çankaya’da iki odalı bir evde, otuzlarının sonlarında üç adam, bir şair. Şair âşık. Yine kuyumculuğa oturmuş. Bu kaçıncı gecesi. Adamlar içiyor, şair çalışıyor. Herkes çıkacak “iş”i bekliyor. Feidman’ın klarneti salonda geziniyor. Sonunda, şairin sesi geceyi durduruyor:
“göğsün bir çocukla kedinin savaş alanıdır
onlar şakalaştığını sanırken
seni hep seyretmek kanattı
senin göğsün ama, kime zafer oldu ki
orda hezimet de bir kader bulsun kendine”...
Şiir biter, sıkıntı bitmez. Kitap size bakar, siz tavana.
Alıp başınızı gitmek istersiniz kendinizden.
Ne Çamlıhemşin’in koyu ormanları ne Akdeniz’in gümüş dalgaları duyar sesinizi. Çağırmazlar.
Gidecek yerlerinizi bulamazsınız. Tavana çakılır kalırsınız.
“İşte şundan oldu” dedirtecek bir işaret, bir yüz, bir söz ararsınız. Yoktur. Gecenin görünmez elinin içinize bıraktığı bulanık, amorf bir ağırlıkla öylece kalakalırsınız.
İşte öyle bir pazardı...
Damla damla biriken okkalı bir mağlubiyet.
Bu ilk değil. Daha önce de olmuştu. Bir tomar parayı Selo’nun eline tutuşturup “bu yılın aidatı, hakkını helal et” demiştim. Saçma sapan bir bavul hazırlayıp arabama atladım. Gidiyordum. Aramaya değil, kaybolmaya. Ne bir iz, ne bir mektup. Turgut Özben hiç olmazsa bir mektup bırakmıştı.
Kelkit Vadisi’ne yerleşmeye karar vermiştim. Neden mi? Bilmiyorum. Belki bu isme bir unutulmuşluk yakıştırdığım içindir. Benim için yitik olan bu hiç gitmediğim yerin herkes için bilinmez olduğunu sandığımdandır. Öyle ya; insan Kelkit Vadisi’nde kaybolmayacak da nerede olacak!
İçimdeki sıkıntıyı taşrayla boğacaktım. Ayakkabı vurması gibi bir şey. Her şeyi unutturur insana.
Kasaba kahvelerinde ihtiyarlarla okey oynayarak ölümü beklemek. Daha cazip bir kayboluş planı yapabilir misiniz?
Sonra, şehirden çıkarken kar bastırdı. Yollar kapandı. Kaldım.
Komik oldu yani.
Bu pazar böyle bir şey yapmayacağım. Bu pazar hiçbir şey yapmayacağım.
Sadece Markar’ı okuyacağım.
Onun pazar yazılarına bayılıyorum.
“Bir insanın kendisine açtığı savaşı bitirmesiyle başlar her şey”...
İşte ben bunu bitiremiyorum Markar.
“Kendinizi keşfetmeden, ne kadar değerli ve biricik olduğunuzu fark etmeden aşkları dostlukları çağırmayın hayatınıza, dağınık eve misafir alınmaz, ayıptır. Harcarsınız onları” demişsin.
Biricik olduğumu biliyorum. Tıpkı şu karşımda sere serpe yayılan ıhlamur ağacının hiçbir yaprağının diğeriyle aynı olmadığını bildiğim gibi.
İyi ama değerli olduğumu nereden bileceğim? Âşık olmadan, dostlar edinmeden kim bilebilir değerli olduğunu? Önce içimi tanzim ederek, önce değerli olduğumu fark ederek, önce kendimi severek başlayamam işe. Bunları ancak bana sevgililer, dostlar anlatabilir. Kendimizi saçımızdan tutup havaya kaldırabilir miyiz Markar? Bir aynaya bakmadan kendimizi nasıl görebiliriz?
Elimde değil, içimdeki dağınıklıkla gidiyorum sevgiliye, arkadaşlara. Onlar da içlerindeki dağınıklıkla geliyorlar. Darmadağın buluşuyoruz anlayacağın.
Ne düşünüyorum biliyor musun Markar; kendi savaşımızı kendimiz bitirebilseydik eğer, büyük aşklar, tutkulu dostluklar olmazdı sanki.
Hayatın açmazı da burada galiba; kendimize karşı verdiğimiz savaşı başkaları olmadan kazanmanın imkânsızlığında. Ötekine muhtaç oluşta. Ötekinden önce ve ötekine rağmen kendini tamamlayamayışta. Ne demekse “tamamlanmak”...
Her buluşma, içindeki dağınıklığı ortaya saçıyor. Kendini ararken; acı vermenin, iktidar oyunlarının, kıskanmaların, ironi kılığında küçümsemelerin, sevimsiz maskelerin sınırlarında dolaşıyorsun. Aştım dediğin marazlar derinlerde bir yerde “ben buradayım” sesi verdikçe şaşırıyorsun. Sana ait olanlarla, maruz kaldıklarının benzerliği sana insanı anlatıyor... Aslında insanla yüz yüze geliyorsun.
Anlıyorsun ki insan olmak her an kendini yeniden oluşturmaktır.
Bu savaş, insanın doğadan kopuşuyla başladı. Ahlakı, iyiyi kötüyü tanımlamasıyla, bitmeyen bir hesaplaşmaya mahkûm oldu insan. Evet, bununla ne kadar gurur duysak azdır. Ama gurur acıyı dindirmiyor. Ahlakı yarattığımız için kendimizi sevebiliriz. Ama o ahlak yüzünden kendimizle çatışmaktan mecalimiz kalırsa.
Kendimizle çatışmamız bitmiyor.
Deprem dedelerin dediği gibi “bununla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor”.
Bu bir sarkaç. Bu gün dibe vurur, yarın düzelir. Biliyorum. Kelkit Vadisi’ne gitmeyeceğim...
Akif Kurtuluş’un Kırgınlıklar Galası’nı açıyorum yeniden.
GÜL VE PENÇE
Göğsün bir çocukla kedinin...
Bu kez iyi geliyor. Gözlerimi kapatıyorum, Feidman’ın hayalî klarnetini duyuyorum...
İşte böyle sevgili Markar,
Bana bu pazar günü uğradığın için bütün kalbimle teşekkür ediyorum.
Bunları yazma cesareti verdiğin için minnettarım.
Seni, yazılarını, yazılarını sevenleri seviyorum.
Gözlerinden öpüyorum...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023