Hadi ULUENGİN
TARİH değişkendir!
Bununla aynı tarihin zamana ve mekâna göre farklı okunmasını kastediyorum.
Yoksa tabii ki olaylar değişmez. Onlar nesneldir ve daima öyle kalırlar.
Bildik bir örnekle başlayalım.
***
TROÇKİ’lerin, Zinoviev’lerin, Kamenev’lerin 1917 İhtilali’ndeki en belli başlı kızıl liderlerden olduğu objektif bir vakıadır. Belgesi, zaptı, filmi falan vardır.
Oysa Stalin iktidarı tamamen gasp ettikten ve rakiplerini katlettikten sonra yazdırttığı Bolşevik Partisi Tarihi’nde hepsinin baştan beri hain, ajan, oportünist olduğunu ilan etti.
Bütün bir komünist kuşak da bunu böyle öğrendi ve doğruluğuna inandı.
Ardından Kruşçov 1956’daki 20. Kongre’debu resmî versiyonu biraz düzeltti ve 1938’de yayımlanmış kitabı piyasan çektirtti ama mazi yine de flu ve muallâk kaldı.
Sözkonusu eski tüfeklerin hakikaten temize çıkması ve günahlarından arınarak iade-i itibara kavuşması ancak Gorbaçov’la birlikte, ta seksenli yılların nihayetinde gerçekleşti.
Yani geçmiş olayların hep aynı kalmasına rağmen onların sunuluş, okunuş ve yorumlanış tarzı zamanda ve mekânda farklılaştı ki, işte bunun için tarih değişkendir diyoruz.
***
ÖTE yandan tarih aynı zamanda tesadüfîdir.
Bilinemez ve öngörülemez bir kaostur. Ne kuralı, ne kaidesi, ne de ilkesi vardır.
İster dinî ve metafizik anlamda olsun, ister zıt yöndeki Hegelci ve Marksçı maddi ve diyalektik bağlamda olsun, tarihin rotası, gayesi, hedefi, dolayısıyla da sonu monu yoktur.
Kabul, iradi müdahalelerle kısmen dönüştürülebilir. Pratikte de ispatlanmıştır.
Fakat sözkonusu dönüşümün kalıcı olacağına dair hiçbir garanti mevcut değildir.
Nitekim tekrar yukarıdaki örneğe gelelim:
***
MALÛM, tarihin son durağı olduğu ilan edilen sınıfsız toplum projesinde SSCB’nin geri dönülemez bir adım olduğu iddia edildi. Oysa fos çıktı.Yalan topu topu yetmiş yıl sürdü.
Ama tam aksi doğrultuda, bu defa Fukuyama’nın onun yıkılmasını yine tarihin sonu ilan eden kehaneti de aynı ölçüde hayal mahsulüydü. Tez hayatın pratiğinden şamar yedi.
Çünkü o tarih bütün önceden bilinebilirlik teorilerini çöpe atan ve sonsuz çetrefillik arz eden bir kaos güzergâhında kâh ilerliyor, kâh duraklıyor, kâh da geriliyor ki, zaten de sözkonusu hercümerçten hareket ederek lâfı yüz yıl öncesine getirmek istiyorum.
***
YÜZ yıl önce bugünlerde Avrupa, dünya ve biz en son sükûnet dönemini yaşıyorduk.
Üç aydan biraz daha az zaman geçsin, 28 Haziran 1914’te Sırp milliyetçisi Gavrilo PrincipAvusturya- Macaristan veliahttı François Ferdinand’ı katledecek ve 1 Ağustos’ta da Cihan Harbi patlayacak. Beylik sözü tekrarlarsak, tarihin seyri değişecek.
Peki de, savaş kaçınılmaz mıydı? Kıyamet mukadder bir sonuç muydu?
O âna dek insanlığın görmediği ölçekteki korkunç katliamı başlatan sorumlu kimdi?
***
1918’den beri yukarıdaki temel ve hayati sorulara hep farklı cevaplar verildi.
Artı, aradan geçen koca bir asra rağmen sözkonusu farklılıklar bugün yine sürüyor.
Oysa ne Sırp milliyetçisinin revolverinden çıkan mermi hedef şaşırdı, ne de Alman genelkurmayının Schilieffen taarruz planı yeniden yazıldı.
Yani başta belirttiğim gibi, nesnellik değişmedi ama tarih değişti ve hâlâ değişiyor
Kuralsız, ilkesiz ve rotasız tarihin, şimdi 100. yıldönümünü idrak ettiğimiz 1. Harp’e ilişkin bu değişkenliğini yine tesadüfîlik ve kaotiklik çerçevesinde cuma günü işleyeceğim.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015