Hadi ULUENGİN
ÇARŞAMBA gününden beri Çanakkale Zaferi’nin 100. yıldönümünü idrak ediyoruz.
Kutlu olsun! İki tarafta can vermiş askerlerin de ruhları şad ve mekânları cennet olsun!
Hamaset, mamaset diye buna burun kıvırmak entelektüel züppelikten öteye gitmez…
***
ÖYLE, çünkü hemen her halk ancak kurucu mitoslar ekseninde ulusa dönüşür.
Böylesine efsaneler var olmadan ve içerikleri süslenmeden; eğer hiç yoksalar da sunî biçimde üretilmeden millet mertebesine ulaşmak haniyse imkânsızdır.
Ve her zaman değil ama yine de bunlar çoğu defa askerî başarılarla özdeşleşirler.
***
MESELÂ Çekler ulus bilinci edinmelerini 1419- 1436 Hussî savaşlarına, Flamanlar ise Fransızlara karşı kazandıkları 1302 Altın Mahmuzlar muharebesine uzandırırlar.
Polonya da diğer Slavlarla olan esas ayrışmayı 1410 Grunwald arbedesiyle başlatır.
Ama bazen yukarıdakinin tam aksi gerçekleşir. Millet bir yenilgi çerçevesinde oluşur.
Örneğin Sırp kimliği Osmanlılar karşısındaki 1389 mağlubiyetiyle netlik kazanmıştır.
Zaten 1915 Boğazları için de aynı şey geçerlidir.
Bizler “Çanakkale geçilmez” menkıbesiyle modern ulusa doğru ilerlerken hasmımız durumundakiANZAC ordusunu Gelibolu’ya gönderen iki Güney Yarımküre ülkesi de aynı yerde ve aynı muharebedeAvustralyalılık ve Yeni Zelandalılık kavramlarını benimsediler.
Yani zafer veya bozgun, millete dönüşmek açısından öz değişmemiş oldu.
İmdii…
***
İMDİSİ şu ki, Çanakkale’nin 100. yılını kutluyoruz ve kutlamakla da yükümlüyüz.
Amenna da, Azrail’in neden orayı orakla biçtiğini; her cephede niçin milyonlarımızın öldüğünü; yani 1. Dünya Savaşı’na hangi akla hizmet girdiğimizi de bilmekle yükümlüyüz.
Kahramanlık şiirlerini ve emperyalizm lanetlemelerini bir an unutalım. Ufkumuzu ağacın tekilliğiyle, yaniGelibolu’nun Kocaçimen Tepe veya Conk Bayırı’yla sınırlamayalım.
Aynı ufku mümkün mertebe genişleterek ormanın bütünlüğüne, yani Harb-i Umumi’nin Somme Vadisi’nden Mazurya Gölleri’ne uzanan sonsuz mahşerine göz atalım.
Bu takdirde Çanakkale ancak bizim açımızdan bir vatan müdafaası olabilir.
Fakat savaşın genel stratejisinde saldırgana karşı düzenlenmiş taktik ve doğal bir harekâttan başka bir şey değildir ki, o saldırgan da biziz!
***
EVET, saldırgan biziz! Tabyalarımızda top gürleten İngiliz ve Fransız muhripleri Seddülbahir önüne de,Saros Körfezi’ne de, Kum Kule açığına da gökten zembille inmediler.
Onların metazori oraya gelmesine çanak tutan zevat, kimse kılımıza dokunmazken, üstelik tarafsız kalmamız için garanti, hattâ rüşvet önerilirken; “bir çocuğumuz oldu” yüzsüzlüğüyle ve savaş bile ilân etmeden, mürettebatına fes giydirdiği Alman zırhlılarını Rus limanlarını bombalatmaya gönderen İttihatçıEnver ve şürekâsıdır!
Böylesine bir kepazeliği yalnız Almanya, o da sırf tarafsız Belçika’ya karşı yaptı.
Yoksa yanlış diplomatik hesaplar ve uğursuz tesadüfler neticesi patlayan 1. Harp’in başlangıcında Osmanlı İmparatorluğu ne sebep, ne hedef, ne sonuçtu.
Bu yöndeki bütün iddialar yalandır ve tek bir delili yoktur ama savaşın Türkiye’yi paylaşmak için çıktığı tezi dincisinden ulusalcısına, bugün ülkemizde hâlâ geçerli akçedir.
***
NE mutlu, Çanakkale geçilmez kurucu efsanemiz sayesinde genç bir ulusa dönüştük.
Fakat zaferin 100. yıldönümünde efsaneyi artık gerçekle de yüzleştirmemiz gerekiyor.
Yüzleştirebilelim ki, vakti geldi geçiyor, olgun ulus mertebesine de erişmiş olalım.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015