İlhami IŞIK
Kimi insanlara ne anlatırsanız anlatın, anlattığınız şeyler, şaşmaz bir kural olarak, onların anlama kapasitesiyle doğru orantılıdır. Çünkü çoğu insan ‘’gerçekleri’’ bütünüyle kendi bilgisinden ibaret sanır. Öyle ki, gerçeklerin varlığı, sadece onların gerçekler hakkındaki bilgilerine bağlıdır! Eğer gerçeklerin varlığı ve konumu, bizim onlar hakkındaki bilgimize bağlıysa, o zaman bütün gerçekler iradi ve kontrol altındadır. Dolayısıyla irademizin dışında hiçbir gerçeklik yoktur.
Peki o zaman başımıza gelen bunca şey de nedir? Bütün bunları nasıl izah edeceğiz? Herşey irademize bağlıysa ve o oranda kontrol altındaysa ve biz bunun bilgisine önceden sahipsek, neden başımıza bu kadar felaket geliyor? Neden felaketleri önceden önleme yeteneğimizi harekete geçirmiyoruz? Öyle ya , madem gerçek sadece bizim ona dair bilgilerimizden ibaretse; bu gerçekler hayatlarımızda bir kabusa dönüşmeden, bir büyük yıkıcı canavara dönüşmeden, neden daha embriyon halindeyken, onu tehdit ve tehlike olmaktan çıkarmıyoruz?
Toplumsal hayatımızı şekillendiren büyük hakikatlerin varlığı bizim onların varlığına dair bilgimizden ibaret olması mümkün değildir. Her hakikatin kendine özgü süreçleri, aktörleri, yasa ve kanunları vardır; dolayısıyla bizim bütün bunlardan ne anladığımız ise ancak gündemimizi ifade edebilir ve biz bu gündem hakkında da farklı farklı fikirlere sahibiz.
Bunca lafın benim açımdan bir önemi var; gündemimizin en dehşetli maddesi hiç kuşkusuz darbe kalkışması ve bu ‘’lanetli’’ kalkışmayı defeden ‘’gücün niteliğidir’’. Darbe bir topluma yapılan ya da yapılabilecek en ‘’barbar’’ saldırıdır. Sağduyu sahibi her insan bunu böyle anlar ve değerlendirir.
2013 yılında şiddet ve vahşetle Ortadoğu’da yaratılan siyasi konjonktür, Mısır ve Libya’yı yuttuktan sonra, DAİŞ tetikçiliğiyle Suriye’de bütün güç dengelerini hallaç pamuğu gibi sarsarak, Türkiye dahil istisnasız bütün Ortadoğu ülkelerini iç savaş ve darbe atmosferine soktu. DAİŞ siyasi ittifakların sinir uçlarına basınç uygulayarak, Türkiye’nin konjonktürdeki konumunu ciddi biçimde her türlü saldırıya açık hale getirdi.
Nitekim önce çözüm süreci sonlandı, sonra ‘’hendek/barikat’’ savaşları başlatıldı ve en nihayet 15 Temmuz’da en sona sakladıkları ‘’kozlarını’’ harekete geçirerek fiilen iktidar gasp edilmeye çalışıldı. Ama 2013 yılında başlayan bu dalga 15 Temmuz gecesi ‘’boğazın mavi sularında’’ halk dalga kıranına çarpıp, gerçek mezar kazıcısıyla yüzleşti ve nihayet sonlandı. Alanlara koşan ve canını feda eden halkın sağduyusu, büyük para ve şeytani akılla adım adım örülen ‘’uğursuz’’ bir konjonktüre son noktayı koydu.
Bu bakımdan 15 Temmuz yepyeni bir siyasi konjonktürün başlangıcıdır. Bir eşik ve milattır. Halkın kendi seçilmiş iktidarına seçimler aracılığıyla temsili olarak sahip çıkmasının yanı sıra, bir de alanlara çıkarak, silahlı gaspçılara bedenini siper ederek, ‘’eylemli ve doğrudan’’ sahip çıkışı, bu durumun en baskın karakterinin demokrasi potası olduğunu açıkça kanıtlıyor.
15 Temmuz zaferi kesinlikle bir demokrasi zaferidir. Demokrasinin temsili karakterinin yanına konulan ‘’doğrudan demokrasi’’ dersi, herhalde dünya demokrasisi için bile yeni bir olgudur.
Yeni siyasi konjonktür elbette herkes için yeni fırsatlar ve imkanlar barındırıyor; öncelikle, uluslararası ilişkiler bakımından Türkiye ‘’ahlaki üstünlüğün’’ yanı sıra daha eşitlikçi ilişkiler talep edebilme noktasına gelmiştir. Nitekim temel stratejisi ABD ve Batı ile eşit ilişki kurmak isteyen Rusya ile kurulan, sorun çözücü yeni ilişki ve temaslar bu fırsat ve imkanın doğru görüldüğü ve doğru değerlendirildiği anlamına geliyor.
Darbe devlet düzeninde ciddi tahribatlara yol açtı. Bu tahribatların sabır ve sağduyu ile onarılması ve birlikçi siyasetlerle sorunlara çözümler arama gayretleri aslında, yeni Türkiye’nin olgunlukla inşa edileceğinin bir tür garantisidir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
1.12.2025
25.10.2025
28.09.2025
14.09.2025
9.09.2025
1.09.2025
23.08.2025
10.08.2025
23.07.2025