Levent Gültekin
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti lideri Meral Akşener arasında bitmeyen bir gerginlik var.
Aylar önce başlayan, daha çok kapalı kapılar ardında süren bu gerginlik Akşener’in eleştiri ve itirazlarını ekranlardan dile getirmesiyle daha görünür hale geldi.
CHP’lilere göre muhalefetin cumhurbaşkanı adaylığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkı ve herkes bunu kabul etmeli.
İYİ Partililere göre Kılıçdaroğlu’nun adaylığı riskli. Bu nedenle masada tartışılmadan bir isim dayatılmasını doğru bulmuyorlar.
Esasında bu anlaşılır bir tartışma.
Fakat liderler ve kurmayları bu tartışmayı yüz yüze yapıp bir sonuca bağlamak yerine aylardır ekranlardan birbirlerine olmayacak sözler söylüyor ve gerginliği parti tabanına kadar yayıyorlar.
Dahası hem muhalif kamuoyunda büyük bir endişe ve umutsuzluğa neden oluyorlar hem de toplumda ‘Bunlar daha şimdiden anlaşamıyorlar’ algısı yaratıyorlar.
Akşener neden böyle yapıyor?
Halbuki Akşener, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına gerçekten karşı olsaydı bunu daha esaslı bir şekilde yapabilirdi.
“Gerçekten karşı olsaydı” diyorum çünkü bendeki bilgiler Akşener’in, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı olmadığı yönünde.
Karşı olmadığı halde bu tür konuşmalar yapmasının ise bana göre iki nedeni var.
Biri, partisindeki itirazları bastırmak, diğeri de muhtemel yenilginin sorumluluğundan kurtulmak.
Çünkü gerçekten karşı olsaydı bunu ortaya koymanın birçok yolu vardı.
En önemlisi de itirazının gerekçelerini yüzüne karşı söyleyip Kemal beyi farklı davranmaya mecbur edebilirdi.
Fakat Akşener, masada konuşmak yerine ekranlarda konuşmayı tercih etti.
Hiç açılmayan konu
“Meselenin masada konuşulmadığını nereden biliyorsun” dediğinizi duyar gibiyim.
Görüştüğüm gerek CHP’li gerekse İYİ Partili kurmaylar konunun masada bir kez bile dile getirilmediğini söylüyor.
Kimi parti liderlerine de sordum, hepsi konunun masada hiç açılmadığını söyledi.
Ekrem İmamoğlu’na gelen siyaset yasağı sonrası ortaya çıkan tartışmaları bitirmek amacıyla iki lider baş başa görüştüğünde bile -liderlere çok yakın isimlerden aldığım bilgiye göre- konu hiç açılmamış.
Esasında iki yetişkin insanın konuşarak bir saatte çözebileceği bir konu aylardır sürdürülen bir kavgaya dönüştürülüyor.
Topluma liderlik etmesi gereken siyasetçiler toplumun gerisine düştü
Ülkemizde büyük bir deprem oldu.
On binlerce insanımızı kaybettik. Yüz binlerce insanımız evsiz kaldı.
Şehirlerimiz yerle bir oldu.
Hepimizin ruhu adeta bir cenaze evine dönüşmüş durumda.
Ülke her haliyle ağır bir enkaz altında.
Yaşadığı endişe nedeniyle ülkenin büyük bir çoğunluğunun gözüne uyku girmiyor.
Diğer yandan yaşadığımız bu felaket sonrası enkazdan büyük bir umut da yükseldi.
Bütün bir ülke tek yürek oldu.
Herkes, yanındakinin kimliğine, inancına, mezhebine, giyimine bakmadan, sen-ben kavgasına düşmeden ülkesi için seferber oldu.
Yaşadığımız felaketten, hepimizi umutlandıran toplumsal dayanışma ve birliktelik tablosu çıktı.
Toplum adeta bütün siyasetçilere, mesele ülke olduğunda kişisel kavgaların, ayrışmaların, farklılıkların tartışma konusu yapılmayacağının dersini verdi.
Mesele insanlarımızın hayatı, ülkemizin selameti olduğunda farklılıklarımızı sorun etmemenin, birlik olmanın ne kadar kolay olduğunu gösterdi.
Fakat yaşadığımız bu ağır felaketin ardından oluşan bu tabloya rağmen siyasetçiler ne yazık ki bildiği siyaset anlayışını sürdürmeye devam ediyor.
Topluma liderlik etmesi gereken siyasetçiler ne yazık ki toplumun gerisine düştü.
Oluşan bu toplumsal birlikteliğe rağmen Akşener birkaç gün önce FOX TV’ye çıkıp, CHP’yi yerden yere vurdu ve bitmeyen kavganın fitilini yeniden ateşledi.
Esas mesele…
Peki bu meselede Kılıçdaroğlu mu Akşener mi haklı?
Ben ne anlatırsam anlatayım, biliyorum ki CHP’ye yakınsanız Kılıçdaroğlu’nu, İYİ Parti’ye yakınsanız Akşener’i haklı görmeye devam edeceksiniz.
Fakat hepimiz biliyoruz ki bazı meselelerde kimin haklı olduğunun bir anlamı yok.
Bazen esas mesele haklı olmak, haklı çıkmak değil, sorunun yaratacağı yıkımı engelleyebilmektir.
Haklı çıkanlar değil, sorunları çözüp topluma umut verenler lider oluyor.
Demokrasinin, hukukun, liyakatin, özgürlükçü laikliğin yokluğu nedeniyle ülkemiz ağır bir yıkıma uğradıktan sonra kimin haklı olduğunun ne anlamı var ki?
Ülke kader seçimine gidiyor.
Milyonlarca insan gözünü muhalefet parti liderlerine dikmiş, onlardan umut verici bir söz, bir yaklaşım, güçlü bir birliktelik ve liderlik bekliyor.
Yoksulluğun pençesinde kıvranan emekliler, işçiler…
Bu ülkede bir geleceği olup olmayacağı endişesi taşıyan gençler…
Haksızlık ve hukuksuzlukların pençesinde kıvranan mağdurlar…
Ağız tadıyla bir yaşam sürmek isteyen ve bu nedenle gözüne uyku girmeyen yaşlılar, kadınlar…
Milyonlarca insan muhalefet liderlerinden haklı olmasını değil, tartışmaları, kavgaları bir tarafa bırakıp ülkeyi bu girdaptan çıkarmasını bekliyor.
Hakkında kesinleşmiş tek bir yargı kararı olmadığı halde altı yıla yakındır hapiste tutulan Osman Kavala…
Nerede bir mağdur varsa yardımına koşan Can Atalay, Mücella Yapıcı gibi hapisteki Gezi mağdurları…
Hayatı karartılan KHK’lılar…
Yüz binlerce insan kimin haklı olduğunu değil, ülkemizin sıkıştığı girdaptan bu seçimde çıkıp çıkmayacağını merak ediyor.
Tek haklı taraf var
Bizim parti mi haklı öteki parti mi, benim sevdiğim siyasetçi mi haklı diğer siyasetçi mi tartışması, milyonların hayatıyla oynamaktır.
Bu anlamsız tartışmada haklı olan bir taraf varsa o da umudunu bu liderlere bağlayan toplum kesimidir.
Hem Kılıçdaroğlu hem Akşener bilmeli ve anlamalı ki toplum haklı olmalarını değil, parti ve kişisel çıkarı önceleyen bu ilkel siyaset anlayışını bir tarafa bırakıp ülkeyi bu girdaptan çıkarmalarını bekliyor.
Çünkü ülkemiz yaşanmaz hale geldikten sonra, yani Basra harap olduktan sonra kimin haklı olduğunun, haklı çıktığının bir anlamı kalmayacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023