Leyla İPEKCİ
Kırklı yaşlarımın başındaydım, gençliğimin 'başkenti' Paris'te iki ay geçirdim. O vakit şunu yakinen fark ettim. Gerek okuduğum okullarda, gerek yaşadığım çevrede benimsediğimiz Batılı hayat tarzı ve buna uygun olarak geliştirdiğimiz cumhuriyet değerleri benden hep Avrupalı gibi olmadığımı saklamamı istemişti. Oysa artık orta yaşımda Paris sokaklarında dolaşırken hiç de benzeme telaşında değildim.
Epey farklı bir Paris'ti bu kez karşılaştığım. Kendimi aradan çıkardığım için çok daha fazla odaklanabildim kültürüne, sanatına, insan ilişkilerine, sokak hayatına. Ve şunu da fark ettim. Bizde baş tacı edilen bir 'yerlilik' damarı vardır. İçinden akan 'biz' kanına ise taparız. Bu, siyaseten ve toplumsal olarak hep dışlandığı için artık kendi 'yerli' sıfatlarını kendi belirleyen bir biz'dir. Elbet bu çok gecikmiş bir ifade biçimidir ve elzemdir.
Gelgelelim memleketimden uzakta, gençliğimin merkezinde yıllar sonra anlamıştım ki, bizim için 'yerli' olanın muhtevasında yine bizim topraklarımızda üretilen farklı 'biz'ler de mevcuttu bir o kadar da. Tıpkı benim gibi yabancı okullarda okumuş, batılı hayat tarzında yetişmiş, gelenekleriyle ilişkisi bazen güçlü, bazen zayıf, fakat son kertede ne olursa olsun, 'buradaki çoğulcu ruh'tan tecelli etmiş bir yerliliktir bu.
Bu gerçeği Avrupa'da idrak etmem çok ironik oldu aslında. Çünkü bize 70'li ve 80'li yıllarda öğretilenin aksine, hiç de çoğulcu bir hayat akmıyordu 2010'ların Paris'inde. Afrikalı göçmen nüfusunun yaşadığı bir semtte, bir Fransız'ın evinde kalıyorduk. Bir duvarında yakın dönemin siyasi tartışmasını temsil eden bir afiş asılıydı: 'Non a la Turquie.' Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmasını istemeyenlerin kullandıkları bir slogandı bu ve bizim de böyle bir ev sahibimiz vardı. Bunu bizden saklama ihtiyacı dahi hissetmemişti.
Şimdi Avrupa sağa kayıyor endişesini duyanlara bakıyorum da, aslında bu eğilimin gündelik hayata tekabül eden yüzlerinde manzaranın çoğunlukla hep böyle olduğunu bir kez daha hatırlama gereği duyuyorum. Asimilasyon politikaları elbet çok farklı ama yabancıyı entegre etme projelerini Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde otuz yıldır gözlemleyen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Gerçek anlamda bir entegrasyonun olmamasının tek nedeni göçmenlerin bariz bir biçimde farklı olan kültürleri değil. Elbet 'melezleşme'ye imkan tanımayan bir farklılık var. Ama Avrupa'nın çoğu Müslüman göçmenleriyle arasına koyduğu katmanlı mesafe de bir o kadar yer tutuyor. Ayrıştırarak tanımlar Batılı. Kompartımanlara bölerek algılamaya çalışır. Baktığını nesneleştirir.
Paris'e geri döneyim. Yine her zamanki gibi küresel tüm renkleri ve zevkleri içinde barındırıyordu. Fakat bu onun ruhuna pek de sirayet etmiyordu. Baskın olanın tahakkümü her yer şeye izini düşürüyordu. Bizde ise 'yerli' olmamakla itham edilen, 'yabancı' olarak kodlanan ama aslında farklı niteliklere sahip de olsa dibine dek yerli ve burada üretilmiş farklı kültür ve hayat tarzları vardır. Her daim olmuştur.
Paris'te bir sokak arasından dışarıyı seyrederken bizdeki çoğulcu ve karmaşık ruhun, neredeyse tüm azınlıklarımızı göndermiş olsak da, farklı olana zulmetmeyi alışkanlık haline getirmiş olsak da içimizde dipdiri barındığını fark ettim. Bizim varoluş mayamızda farklı yerliliklerin olması, aramızdaki kimseyi 'yabancı' yapmaya yetmiyordu, yetmemişti. Bunu anlamayanlar vardı aramızda, o başka.
Bu yüzden ne kendine 'Peralıyım' diyen Orhan Pamuk bu 'biz'in yabancısıydı, ne kendine 'Anadolu çocuğuyum' diyen çoğunluk! Siyasetin ve konjonktürün kapsayamadığı bir 'ruh medeniyeti'ydi bizimki. Paris gibi hemen her gün azınlıklara yapılan ayrımcılığın protesto edildiği bir şehirde, kendimize ait tevhidi bir şuur açılmıştı bende.
Batılı hayat tarzı öne çıkanlar bilir (küresel demek daha isabetli olur artık) hep saklamamız ve üstünü örtmemiz beklenen farklılıklarımız vardır evet. Yine Paris'te anladım ki artık bu farklılıkların dilini sosyolojiye tahvil etmenin vakti gelmişti benim için. Toplumsallığımızın parametrelerini oluştururken farklılaşmanın bir ayrımcılık, uyumsuzluk ve aykırılık olarak görülmesi karşısında nasıl durmaya çalışmışsam, 'melezleşelim, anlaşmamızın tek yol bu' yaklaşımının sakıncalı taraflarına da odaklanmaya başlayabilirdim.
'Yerliliğimizin' sosyolojiye henüz girmeyen ama toplumsal hayatımızda tezahürleri olan pek çok karmaşık teması var. Özellikle Gezi'den beri bu sosyolojiyi melezleşme ile açıklamanın ötesine geçirmeye çalışıyorum acizane. Sanatta, gündelik hayatta, giyinmede, yeme içmede, ibadette, ev ve aileye bakışta 'kendi' olmanın 'yabancı' olanla bir arada ve iç içe geçmesinin tek koşulu birinin kendini diğerine benzetmesi değildir.
Kıyaslamaları topluluklardaki sadece çakışan alanlar üzerinden değil, hiç çakışmayan alanlar üzerinden de yapmanın imkanlarını kurcalıyorum yazılarımda. İç içe geçmeyenlerin de ortak ruhu vardır çünkü. 'Kendine yabancı kalmışsan başkası da olamıyorsun' adlı önceki yazımda başladığım bu mevzunun farklı veçhelerini cumartesi yazılarımda zaman zaman açacağım inşallah.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.09.2018
4.02.2018
1.02.2018
28.08.2018
25.08.2018
21.08.2018
7.02.2018
4.02.2018
31.07.2018
28.07.2018