Markar ESAYAN
Avrupa'daki din-mezhep savaşları çok kanlı geçti. Batı'da on binlerce insan tavuk gibi sokaklarda boğazlandı. Bunlara iktidar savaşı demek daha doğru olur belki. Her dönem olduğu gibi, o günlerde de olaylar iç içe geçmiş birçok etkenin kontrolünde, hatta bu nedenle de kimsenin tam olarak kontrolünde değildi.
Bizim 'felaket' dediğimiz çoğu şeyin, bir şekilde 'hayırlara da vesile olması' hayatı hayatta tutan en kadim kurallardan birisidir.
Ve o kuralı biz koymadık. O yüzden kaldıramıyoruz. Ne iyi ki...
Derken, sanki olay bu kadar karmaşık değilmiş gibi, mesela papaların bir kısmı aslında bir zamanların Mediciler gibi mafya ailelerinden gelen, sonra İtalyan prenslerine dönüşen yeni soylular olduğu unutularak, pre-modern olan her şeyin günahı, inancın özüne mal edildi.
Yani inanma eylemi ve varoluşa, insana dair geçici olmayan, tinsel, soyut her şey, kötülüğün anası olarak kabul gördü.
Radikal aydınlanmacılar, sıkı rasyonalistler, inanmış pozitivistler, hümanistler ve ilerlemeciler, esas olarak cenneti dünyaya indirmenin formülünü 'geçici olmayan'a savaş açmakta buldular. En azından istisnaları gölgede bırakan genel eğilim buydu.
Keşifler, bilimsel ve sanatsal ilerlemelerde, manastırlarda fikir üreten Hıristiyan din adamlarının, büyük İslam alimlerinin hiçbir emeği yokmuş, özgün bir şey keşfetmiş gibi davranıldı ve kendisini berilerde ta Grek filozoflarına bağladı.
Savunmasının çoğunu ne kadar inançlı bir insan olduğunu anlatmaya çalışan Sokrates'e kadar geriye.
Ve Aydınlanma, kendi ruhsuz Adem ve Havva'sını yarattı.
Modernizm böylelikle kendisine yeryüzünde zuhur etmiş ama öncesiz de olan kendi kendini o an yaratmış yeni bir tanrı rolü biçti. Modernizmin bir veçhesi de buydu. Akıl, ruhu ve maneviyatı ezer geçerken, nasıl büyük bir imkânı dışladığını, aslında insanın bütünlüğünü reddettiğini, böldüğünü ve parçaladığını bilmiyordu.
Sömürgecilerin vahşetleri, akıl adına aklın keşfettiği modern yöntemlerle yapıldı ve öldürülen, sakat bırakılan insanlar uzaklarda olduğu müddetçe de dikkat çekmedi. Ama 1. ve 2. Dünya Savaşı'nda soykırımlar, 'akıl almaz' vahşet, bizzat rasyonalitenin mabetleri olan Avrupa kentlerine taşındı. Avrupa'yı nihai mahvoluştan, ne ilginçtir ki, Doğulular, Doğu'nun, Rusya'nın soğuğu kurtardı.
Batı'nın rekabeti imkânsız kılan bu ani yükselişi, güçlü paradigmasıyla Doğu'yu domine etmesi, kaçınılmaz olarak çelişkiyi bu coğrafyaya taşıdı. Çünkü bu paradigma bizlere ait bile değildi. Mahvoluşun kıyısında, bir can simidi gibi bu taklide sarındı sadece. Tanzimatçılar, İttihatçılar ve Kemalistler, aralarındaki farklara rağmen, aynı hataya düştüler. Modernizmin nihai savaşı kazandığını, artık ona uyarlanmak dışında bir varoluşun mümkün olmadığını düşünerek yerli olan her şeye -halka- karşı bulantı hissetiler. Tanzimat'ın da, Kemalizm'in de geri tepmesi, insanı ortasından ikiye bölen bu müdahalenin hiçbir açıdan insani olmaması nedeniyleydi.
Akıl insan ömrünü iki kat arttırabilmiş olsaydı, bugünleri, modernizmin kendi parlak iddiaları ile ne kadar çeliştiğini ve çökmeye başladığını görme şansları olacaktı.
İçi boş, new-age ruhsal öğretilerin Batı'da bu kadar revaçta olması, ama buna rağmen inancın kadim usul ve geleneklerinin hala tehdit görülmesi, bu saplantıdan kurtulunmadığını gösteriyor. Kaldı ki, insanın 'geçici olmayan' yönünü, ruhsallığını reddetmek, bu ihtiyacı ortadan kaldırmıyor. İşte tam bu tehdit ve ortaya çıkan taleple baş etmek için bu türden plastik maneviyat sağlayıcılara ihtiyaç var.
İnsanın sadece bedenden oluşması, kendisini bedenle tanımlaması, kişiyi kendisini ve hayatını sorgulamayan bir noktada tutarken, aynı zamanda sürekli tüketme ihtiyacı içinde olduğu, daha çok tükettikçe daha çok mutlu olabileceği yanılgısının garantisi oluyor.
Her şey geçici olduğunda, ne bir sevgi, ne bir eser için çok fazla yatırım yapmaya ihtiyaç kalmıyor. Bu 'bireyin özgürlüğü' diye yüceltilse de, kendi içine çöken, benzerlerinden ve doğadan uzaklaşan tek kişilik cehennemlere kapatıyor insanları. Böylelikle, CNN'den Irak'ın işgalini, Mısır veya Suriye'deki katliamları izlerken, bunun insana dair bir şey olmadığını düşünebiliyor insanlar.
Onlar başka 'Tanrı'nın çocukları oluyor, olmayan ya da savaşı kaybetmiş bir 'Tanrı'nın çocukları.
Ama tarih ilerliyor. İnsan bütünlüğünü yeniden kazanma eğiliminde. Aklın ruha, ruhun akla, Batı'nın Doğu'ya, Doğu'nun Batı'ya sırayla galebe çalması değil çözüm. Çözüm bunların bir bütünün parçası olduğunu keşfetmekte.
Aklın ruha, ruhun akla, Batı'nı Doğu, Doğu'nun da Batı'ya ihtiyacı var.
Eşit, onurlu ve barış dolu bir bütünleşme... Daha çok çaba, zaman ve belki bedel ödemek gerekse de, yeryüzünün daha iyi bir yer, insanların da daha huzurlu olması için gidilecek doğru cihet bu.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019