Mehmet Acet
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhatapları açısından ‘zor bir müzakereci’ olduğu Tahran zirvesinde bir kere daha görüldü.
Zoru gösteren, oldubittilere göz yummayan, ne yapacağı tam olarak kestirilemeyen, dayatmaya rıza göstermeyen, iddiasının sonuna kadar arkasında durabilen, dezavantajlara boyun eğmeyen, elindeki kartları risk alarak kullanabileceğini gösterebilen bir müzakereci.
Demek istediğimizi Suriye özelinden somutlaştırırsak şöyle ilerleyebiliriz:
Şam rejimi ve arkasındaki aktörler açısından İdlib’e saldırı konusunun gündeme gelmesinin temel nedeni, rejimin son haftalarda ülkenin geri kalan bölümlerinde önemli bir saha avantajı elde etmiş olmasıydı.
Sıra İdlib’e geldi diye düşünüp, kenti üç koldan kuşatma altına aldılar.
Bir anlamda son masa, sahadaki bu güç gösterisi üzerine kurulmuş oldu.
Kural her zaman olduğu gibi aynıdır:
Sahada ne kadar güçlü olursan, ya da ne kadar güçlü olduğunu gösterirsen, masada sesin o kadar çıkar.
Rejim ve arkasındaki aktörler, İdlib işinde çıtayı en yüksekten kurdular.
Kurban Bayramı öncesi Ankara’ya gelen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, bunu şöyle bir denklemle ortaya koydu:
“Tek seçenek bütün silahlı grupların rejim ordusuna teslim olması, rejim ordusu dışında kimsenin elinde mantar tabancası dahi kalmaması…”
Ankara ne yapacaktı?
Bu dayatmaya nasıl bir cevap verecekti?
O günlerden Tahran zirvesi yapılana kadar geçen süreyi bir anlamda, Türkiye’nin refleksinin ne olacağı sorusunun test edilmesi biçiminde anlayabiliriz.
Peki ya sonuç?
Tahran zirvesinin sonuçlarını elbette önümüzdeki günlerde İdlib özelinde karşımıza çıkacak gelişmelere göre değerlendirebileceğiz.
Ama bugünden bir şeyler söyleyebilmek için önümüzde duran üç veriye bakarak hareket edebiliriz.
1-Erdoğan’ın Tahran dönüşü uçakta kendisine eşlik eden gazetecilere yaptığı açıklamalar.
2-Sonuç bildirgesine yansıyan ifadeler.
3-İdlib trafiğinin içinde yer alan kaynaklardan aldığımız izlenim.
Bu üç verinin toplamına bakarak Ankara’nın çıkardığı mesajlara dairse, şu iki ifadeyi kullanabiliriz.
-İhtiyatlı iyimserlik.
-Pozitif beklenti.
İhtiyat payının gerekçesi ise, muhataplara duyulan güvenin yerli yerine oturmamış olması.
Cumhurbaşkanı Erdoğan uçakta yaptığı açıklamalarda, “Tahran zirvesinin memnuniyet verici boyutunun ateşkes rejiminin sürdürülmesi konusundaki mutabakat” olduğunu vurgulayıp, “Ayrılırken Putin ile bir kez daha konuştuk. İnanıyorum ki sözlerinde duracakladır” dedi.
İhtiyatlı iyimserlik derken bu ifadelerin bu tabiri tam olarak karşıladığını görebiliyoruz.
Tahran zirvesinin sonuç bildirgesinin dördüncü maddesi önemli.
Burada, DEAŞ, Nusra ve el Kaide terör örgütlerine karşı ortak işbirliğine vurgu yapılırken, diğer muhalif grupların bu örgütlerden ayrı tutulması yönünde ortak bir irade beyanı yer alıyor.
Yani eğer verilen sözler tutulacaksa, siviller dışında Türkiye’ye müzahir grupların da hedef olmaktan çıkarılması gibi bir kazanımdan söz edilebilir.
Konuştuğumuz güvenlik kaynakları da, Tahran zirvesine pozitif bakıldığını söylüyor.
Dikkat çekilen bir başka husus, Astana sürecinde ‘süreklilik’ iradesinin korunması.
Erdoğan’ın dikkat çektiği gibi, Eylül sonunda Almanya dönüşü kendisinin Putin’le tekrar bir görüşme yapması söz konusu olacak.
Bu arada askeri ve istihbarat birimlerinin teknik düzeydeki görüşmeleri ve ateşkes rejimini korumaya dönük çalışmaları devam edecek.
En başta Erdoğan’ın muhatapları açısından ‘zor bir müzakereci’ olduğundan söz etmiştim.
Cumhurbaşkanı, Tahran zirvesinde İdlib’deki gelişmelerin Türkiye’ye karşı bir oldubitti ile yürütülmesinin Astana sürecini bitirebileceğini açık açık dile getirdi.
Bu masalarda kimse kimsenin kara kaşına kara gözüne sevdalı olduğu için oturup konuşmuyor.
Her durumda sonuç almak, zoru göstermek, sahadaki gücünün gölgesini masaya taşıyabilmek ile mümkün olabiliyor.
Şu birkaç haftanın sonunda en azından Lavrov’un Ankara ziyaretiyle ortaya koyduğu çıtanın daha aşağılara çekildiğini görebiliyoruz.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.07.2021
28.06.2021
15.05.2021
17.04.2021
20.07.2020
15.07.2020
24.06.2020
20.06.2020
13.06.2020
8.06.2020