Melih ALTINOK
HDP’nin Kobani’deki IŞİD kuşatmasını protesto etmek amacıyla başlattığı eylemlerde 23 kişi hayatını kaybetti. Yağmalanan, kundaklanan binlerce iş yeri, ev, araba vs. de cabası…
3 günün görünen bilançosu bu.
Peki ne için? Talep ne?
Başta olayların “sorumsuzu” egemen Kürt siyasal hareketi olmak üzere kimse bu basit soruya cevap veremiyor.
Dün, bir dönem Kürt coğrafyasının en genç ve parlak lideri diye cilalanan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş kameraların karısındaydı.
Uzun uzun edilgen cümleler kurdu, arkadaşlarının klişelerinin altını çizdi. Ama konuşmasında “serhildan” çağrısıyla sokağa döktükleri ve birbirine kırdırdıkları 23 Kürt'ün sorumluluğunun kimde olduğuna dair tek bir satır yoktu.
Henüz iki ay önce ülkenin Cumhurbaşkanlığına aday olan parlak liderin, seçilmesi halinde nasıl bir performans sergileyeceğinin işareti ise netti:
“Biz 23 kişiyi öldürün diye sokağa çıkın demedik!”
Kürt'ü Kürt'e kırdırdılar
Demirtaş’ın toplantısı Diyarbakır’da olduğu için tabii bir gazeteci çıkıp da öldürülen 23 kişiyle ilgili “hakiki” bir soru soramadı. Zira son üç günde, HDP’li vekillerin ve yandaş gazetecilerinin “Çözüm sürecini bitiririz" tehditlerinin gerçekleşmesi halinde bölgeyi nelerin beklediğinin bir provası sergilenmişti.
Ölümlerin peşine düşen Al Jazeera’nın haberine göre 3 günde 23 kişi, linçler ve PKK-Hüda-Par gibi karşıt grupların çatışması sonucu hayatını kaybetti. Yani karşısına serhildan çağrısıyla çıkılan devlet değil, sokağa kim çıktıysa, bu insanları da o öldürmüştü.
Bu üç günde, savaşta bile dokunulmayan ambulanslar kundaklandı. Yanlarında çocukları ve eşleri olduğu halde, adamların uzun sakalları infaz gerekçesi sayıldı. PKK’nin puslu havada pıtırcık gibi türeyen YDG-H türü altyapıları, sosyal medyadan yaptıkları çağrılarla kentlerde katliamlara zemin hazırladı:
“Kürdistan ve TC’de tüm asayiş güçlerimizin dikkatine silahlanın! Hizbul kontra Hüda-Par üyeleri görüldükleri yerde infaz edilecektir!”
Siyaset “fiilen” yasaklandı. Partilerin binaları bombalandı, yakıldı.
Yoksul Kürt esnafının ekmek tekneleri yağmalandı.
Orduyu “göreve çağıran” özgürlük hareketi!
Bu acı ve ürkütücü tablo üzerine bölgede bazı illerde sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Okullar kapatıldı, fırınlar bile çalışamadı.
Ancak gariptir ki, bu olağanüstü hale “gel gel” yapanlar, faturayı da; 2 yıldır yürüttüğü Çözüm Süreci’nde PKK’lilerin sınır dışına çekilişini izleyen, karakol saldırısı gibi tacizlere cevap vermeyen hükümete kestiler.
Dünyanın herhangi bir demokratik devleti, kenti esir alan böylesine bir vandalizm ve terör karşısında halkının, sorumlu olduğu güvenliğini sağlamak için başka ne yapabilirdi cevap sizin.
Avrupa’da eylemleri örgütleyen bir PKK'linin twitter’da yayımladığı talimat, size olası sonuçlar hakkında fikir verebilir sanırım:
“Avrupa’da yapılan eylemlerde asla ama asla bir yere zarar verilmemeli! Bu ayağımıza kurşun sıkmak demektir!”
Ne var ki her dilde, özgürleştirmeye çalıştığını söylediği halkını, olağanüstü hale mahkûm etmeye çalışan yapılara ve aydınlara ne dendiğinin cevabı anonim.
Halk size izin vermeyecek
Bilanço çok acı. Ama buna da şükür. Neticede eylemler, ironinin dibine vurularak, silahlı örgütü kuran ve 30 yıl devletle çatışan Öcalan’ın, yasal siyasi temsilcilerine ve aydınlara yaptığı “itidal” çağrısı ile bitti.
Evet, başta sorduğumuz sorular hâlâ cevapsız ama olayların gün gibi netleştirdiği üç ana sonucu var:
1. Yaşananların ardından, bir twitter kullanıcısının dediği gibi, Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş, HDP Başkanı Selahattin Beyi karşısına alıp konuşur mu bilmem? Ama Köşk seçimlerinde batıdan da oy alıp prestijini ve partisinin oylarını yükselten Demirtaş’ın cepten yediği kesin. 2015’te Çözüm Süreci’ni de alıp götürecek etkin bir siyasi aktör olma şansını tepti. Diğerleri gibi, kendi elleriyle hareketin tek ve meşru temsilcisi Öcalan’ı işaret etti.
2. Sürecin asli mimarı Tayyip Erdoğan, günübirlik provokasyonlar karşısında soğukkanlılığını koruyacağını, çözüm karşıtlarının dört gözle beklediği milliyetçi söylemin kolaycılığına kaçmayacağını son kez net olarak ortaya koydu. Çözüm Süreci’nin kurumsallaştığını hissettirdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da göreve gelişinin henüz ikinci ayında, kritik dönemlerde “yan yollara” sapmadan ilerleyeceğini göstermiş oldu.
3. Halk iki yıldır Çözüm Süreci’nin getirdiği huzur, güvenlik ve çatışmasızlık halinin nasıl büyük bir nimet olduğunu gördü. Bu süreçten geri dönülmesi halinde başına gelecekleri yaşayarak deneyimledi. Dolaysıyla bundan sonra gelecek "süreci bitiririz" tehditlerinin doğal tabanı daha da eridi. Tabiri caizse yaşanan bu son acı deneyim, sürecin sağlığına kurşun döktü.
Büyük usta Çetin Altan’ın dediği gibi: “Enseyi karartmayın!”
Halk sahiplendiği sürece, barışa kimse engel olamayacak; gördüğümüz üzere sahipleniyor da!
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2022
2.06.2022
17.05.2021
11.05.2019
10.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
22.04.2019
17.04.2019