Mesut YEĞEN
Aslında evet fikrinin aktörü de tek değil. Doğru, hayır fikrini savunan siyasi aktörler sayıca daha çok ve daha çeşitli, ancak evet cephesinde de en azından iki aktör, Ak Parti ve MHP var. Lakin, şurası da belli: Evet fikrini savunan bu iki aktör pozisyonlarını aynı biçimde gerekçelendiriyor. Ak Parti gibi MHP de Türkiye’nin bir beka meselesiyle karşı karşıya olduğunu ve bu durumla da Erdoğan’ın siyaseten ve hukuken daha fazla güçlendirilmesiyle baş edilebileceğini düşünüyor. Keza, her iki aktör referandum sonrasına dair de aynı hayali paylaşıyor: Demokrasiden ve Batı’dan iyice uzaklaşmış bir Türkiye.
Hayır fikriniyse, malum, CHP, HDP, MHP muhalifleri, SP ve açıktan olmasa da Ak Parti memnuniyetsizleri savunuyor ve bu aktörler, belli belirsiz bir tek-adam rejimi karşıtlığı bir yana, birbirlerinden farklı gerekçelerle referandumda hayır diyorlar. CHP Cumhuriyeti korumak, MHP muhalifleri çözüm sürecinin hesabını sormak, HDP’yse son iki senenin eziyetine itiraz etmek ve çözüm sürecini yeniden başlatabilmek için hayır diyor. Bu dört ya da beş aktörün referandum sonrası hayalleri arasında bir karşılaştırma yapmaksa hepten lüzumsuz, çünkü karşılaştırılabilir pek bir şey var görünmüyor. Bu da şu demek: Referandum sürecinde bütünlüklü bir evet cephesiyle parçalı ve çeşitli bir hayır ‘cephesi’ çekişiyor.
Lakin, evet cephesinin entegre hali 16 Nisan referandumunda başarılı olmak için yeterli olacağa benzemiyor. Evet fikri Ak Partili kanaat erbabınca ‘etkili yönetim’, ‘daha iyi bir ekonomi’, ‘daha güçlü meclis’ gibi yan gerekçelerle de savunulmasına karşın, belli ki ve aslında sürpriz olmayan bir biçimde bunların hiçbiri, “beka meselesi Erdoğan’ı siyaseten ve hukuken daha güçlü kılmayı gerektiriyor” gerekçesi gibi inandırıcı olamıyor ve bu asıl gerekçe de Ak Parti ve MHP seçmeninin tamamının bile evet demesine yetmiyor. Bu da şu demek: Türkiye’nin bir beka meselesiyle karşı karşıya olduğu ve bu durumla da Erdoğan’ın siyaseten ve hukuken daha fazla güçlendirilmesiyle baş edilebileceği gerekçesi bir yandan evet cephesini tutarlı ve bütünlüklü kılarken, beri yandaysa evet fikrine desteği ‘sınırlandırıyor’.
Diğer tarafta ise bu manzaranın tam aksi bir resim var: Hayır cephesi parçalı ve çeşitli ve lakin hayır fikrinin bulduğu destek evet fikri kadar ve belki ondan da güçlü. Bu hal siyaset işlerinde parçalı ve çeşitli olmanın bütünlüklü olmaktan illa daha kötü netice vermesi gerekmediğini gösteriyor gibiyse de bu durumun 16 Nisan referandumuna has, istisnai bir durum olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Parçalı ve çeşitli hayır cephesinin karşısında bütünlüklü evet cephesini daha kudretli kılmayan tek şey var: Evet fikrinin dayandığı ana gerekçenin, “Erdoğan’ı siyaseten ve hukuken daha güçlü kılmak gerekiyor” gerekçesinin göreli zayıflığı. 16 Nisan referandumunda evet diyecekler bu gerekçeyle evet diyecek ve memlekette bu gerekçeyle evet diyecek ancak bu kadar kişi var. Hayır cephesini evet cephesi kadar ya da ondan da güçlü kılan esas sebep bu.
Bu da şu demek: Hayır cephesinin parçalı ve çeşitli hali aslında o kadar da makbul bir durum değil ve referandumdan olur da hayır sonucu çıkarsa, bu evet fikrinin gerekçesinin yeterince kuvvetli olmayışıyla ilgili olacak, hayır cephesinin yaratıcılığı ya da çekiciliğiyle ilgili değil. Ama bundan da önemlisi, hayır cephesinin bu parçalı ve tutarlı olmayan hali devam ederse, korkarım ki ne referandumdan çıkacak muhtemel bir hayır sonucunun hakkı verilebilir, ne de Allah muhafaza, çıkabilecek bir evet sonucuyla baş edilebilir. Mevcut hayır cephesinden tez zamanda yeni bir ortak irade üretilemezse eğer muhtemel bir evet neticesinin önünü açacağı demokrasiden ve batıdan boşanma haliyle baş etmenin giderek zorlaşacağı aşikar. Ama daha mühimi, bu türden bir yeni irade oluşturulamazsa eğer, referandum hayırla sonuçlansa bile 7 Haziran’ın ardından oluşan felç hali, olmayacak dualara amin deme halleri yeniden tezahür edebilir.
Hülasa, ister evet ister hayır, 16 Nisan’da çıkacak sonucun hakkını vermek ya da bu sonuçla baş edebilmek için bugünün hayır cephesinden yeni bir program, yeni bir Türkiye programı ortaya çıkarmanın yollarını bulmak gerekiyor. Zamanın güçlü fikri haline gelmiş “memleketin bekası tehlikede, direksiyonu hepten reise bırakmak lazım” fikrini etkisizleştirmek için bugünün hayır cephesinin olabildiğince büyük kısmını genel bir demokrasi programının takipçileri haline getirmekten başka çare yok. Bugün hayır diyenlerin kısmi azamisini “Türklerle Kürtler, Sünnilerle Aleviler, dindarlarla sekülerler Batı’yla ve bölgeyle barış içindeki bir Türkiye’de birlikte yaşayabilir” fikrinin bağlıları kılmak: 16 Nisan’da alınacak muhtemel bir hayır sonucunun hakkını verebilmenin ya da muhtemel bir evet sonucuyla başka çıkabilmenin yolu buradan geçiyor. (A.Ö)
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025