Mümtazer TÜRKÖNE
“Geldikleri gibi”, yani “sandıkla” cevabının yeterli olmadığını 7 Haziran'dan bugüne yaşadıklarımız gösterdi.
Alışkanlıklar kolay terk edilmiyor, 13 yıl süren kontrolsüz bir iktidarın artık paylaşılması veya bütünüyle bırakılması söz konusu. Uyuşturucu müptelaları gibi bir rehabilitasyona, yepyeni bir hayata alışmaya ihtiyaçları olduğu aşikar. Bu ciddi sorunu, memleket için en az zararla nasıl çözeriz? Bizi bekleyen tehlike büyük, çok büyük. Sıkı sıkıya yapıştıkları devlete zarar vermelerini ve kendilerinin de zarar görmesini engellemek, bu değişimi suhuletle gerçekleştirmek hepimizin görevi olmalı.
Önce bir mantıksızlığı giderelim. Sandıkla gelen bir iktidar, sandıkla gider. “Hayır ben kaba kuvvetle kalacağım” demek, kaba kuvvetle yani darbeyle gelen birinin sonra kalkıp adil seçimlerle halktan destek istemesi gibi saçma olur. Sandıkta kaybeden bir iktidarın gitmemesi, bir askerî cuntanın darbe yapması gibidir; ellerinde silah da yok, vallahi sopayla kovalanırlar. “Nasıl giderlerse gitsinler” demek de bir yol gibi görünüyor; yine de bir rehabilitasyon politikasına hep birlikte kafa yormamız lazım. Dönüp iktidar sahiplerine “hiç acıtmayacak” demek ve direnenleri ikna etmek mümkün olamaz mı?
İktidardan düşenler, farklı yüksekliklerden düşecekler. İlk sınıfta iktidarda kalmayı hayat-memat meselesi olarak görenler, güç ellerinden gidince soluğu cezaevinde alacak olanlar var. Soruşturma dosyaları açılınca rüşvet ve hırsızlık iddiaları ile yargılanacak olanları, bu soruşturmaları engellemek için suç işleyenler takip ediyor. 17/25 Aralık'tan sonra devletin ekonomik iktidar araçlarını, hukuksuz bir şekilde muhalefeti sindirmek için kullananlar da yargılanmamak için iktidara dört elle sarılmış vaziyette suç işlemeye devam ediyor. Bunların hiçbirinin uçarı-kaçarı yok: Yargılanacak ve suçlarının bedelini ödeyecekler.
İkinci grupta ise devlet rantıyla çarklarını döndürenler bulunuyor. İktidar bittiği zaman çarklar da duruyor. Çoğu iflas ediyor ve her şeylerini kaybediyor. Aynı şekilde çıkar ağlarıyla iktidara bağlanan daha geniş bir kesim var. Bunların içinde kamu kaynaklarından beslenen sivil kuruluşlar da bulunuyor. Üçüncü grup ise iktidar değişince altındaki koltuğu veya önünde duran fırsatları kaybedecek olanlar yer alıyor. Çok zor değil, yeni bir başlangıç yapacaklar. Her bir gruba karşı farklı rehabilitasyon programları geliştirmemiz lâzım; çünkü önümüzde duran tehlike gerçekten çok büyük.
İktidara tutunabilmek için, demokrasinin ve özgürlüklerin lükse dönüştüğü kaotik bir duruma ihtiyaçları var. Bu yüzden Güneydoğu'da yükselen şiddet ile iktidarın ömrünü uzatma hesapları arasında kurulan ilişkisi ülkenin selameti için mutlaka boşa çıkartılmalı. Sandıktan umudu kalmayanlarla PKK, eşit ölçüde şiddetten kârlı çıkıyor. Cebine 7 Haziran'daki yüzde 13'lük HDP oyunu koymuş olan PKK, şiddeti tırmandırarak durumu bir “kazanım”a dönüştürmek istiyor. PKK'nın Güneydoğu'daki fiilî kontrolünü özerklik veya bir “çözüm” metni ile “resmen” kabul ettirmesi bu “kazanım”ın bu aşamadaki karşılığı. Tam tersine bu baskıya direnmek de iktidara tutunanlara yeni bir kapı açıyor. Güneydoğu'da PKK baskısı altındaki sandıklara müdahale ederseniz, ya sadece o bölgedeki seçimler “güvenlik” gerekçesi ile iptal edilir ya da PKK bugünden tartıştığı üzere seçimleri boykot eder. Her iki durumda da AK Parti kendisini tek başına iktidarda tutacak meclis çoğunluğunu elde etmiş olur. Bu sonuç sadece diğer şartların aynı kaldığı durumda elde edilebilir. Şiddet iktidara tutunmaya çalışanların da, ileri bir aşamaya geçmeye niyetlenen PKK'nın da işine geliyor. Gerçekte ise bölge halkı PKK'yı, ülkenin geri kalanı da bu hesaba uyanları cezalandırır. Gözü dönmüş olanların bu hesabı sandıktan önce bozulmalı.
Mecburlar bir alışkanlıktan vazgeçecekler, emaneti aldıkları gibi iade edecekler. Sandıkla iktidar değişiminden bahsettiğimize göre, “nasıl gidecekler?” sorusunun cevabını demokrasinin içinde arayacağız. Tehdit savurmak, şiddet araçlarına başvurmak, korku ve panik içinde herkese meydan okumak kaybedenlerin işi, kazananların değil. Daha fazla tahammüle ve sabra ihtiyacımız var.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025