Münir AKTOLGA
BAKIN, ÇOK BASİT, BÜTÜN MESELE OLAYLARA VE SÜREÇLERE NEREDE DURARAK BAKTIĞINIZLA İLGİLİ!..ALIN İŞTE SİZE SON DERECE SOMUT BİR ÖRNEK..AK PARTİ İDEOLOGLARIYLA ARAMIZDAKİ FARK TAM BU NOKTADAN KAYNAKLANIYOR!.
Bugünkü makalesinde sayın Aktay diyor ki:
".. 2014 yılı, birinci dünya savaşının yüzüncü yıldönümü. Bugün Ortadoğu'da yaşamakta olduğumuz bütün sorunlar bu savaşın neticeleri. Bu savaşın sonucunda hepsi de Osmanlı toprağı olan ve belli bir uyum içinde bir arada bulunan kavimlerden birer ulus devlet yaratılarak bölge paramparça edildi. Her bir parça bir Avrupalı büyük devletin nüfuz alanı olarak paylaşıldı..”
Yanlış birşey var mı bu paragrafta? Bana göre yok, objektif bir gerçekliği dile getiriyor yazar..
Şimdi, Davutoğlu'nun dünkü konuşmasına dönelim o zaman, Davutoğlu da diyor ki:
''Bundan bir kaç sene önceydi, Yüce Meclisimize bizim politikalarımız dolayısıyla bir gensoru verilmişti ya da bir bütçe görüşmesiydi. Anamuhalefet partisi milletvekillerinden, ismini zikretmeyeyim, birisi kalktı ve benim Kudüs'le ilgili bir ifadem üzerine 'Niçin Kudüs'le bu kadar ilgileniyoruz, neden Araplarla, İsraillerin arasına giriyoruz, neden Kudüs'ü bu kadar öne çıkarıyorsunuz, risk alıyorsunuz?' dedi. Hala hatırımdadır. Şimdi ona verdiğim cevabı bir kez daha burada zikrediyorum. Kudüs'ün son özgürlük dönemi bizim dönemimizdir. Kudüs bize Hazreti Ömer'in emanetidir. Kudüs bize Yavuz Sultan Selim'in, Kanuni Sultan Süleyman'ın emanetidir. Kudüs bize son Osmanlı askerinin emanetidir. Herkes unutsa Kudüs bizim davamızdır, bizim davamız olmaya ebediyen devam edecektir. Kimse bir Türk'e dönüp de 'Kudüs senin davan değildir' diyemez. Kimse bize dönüp de 'Ortadoğu bataklığına bulaşmayalım, Kudüs'le ilgilenmeyelim' diyemez. Kimse, Kudüs'ün, Mekke'nin, Medine'nin, Bağdat'ın, Şam'ın, Kahire'nin olduğu Ortadoğu'ya 'bataklık' diyemez. O Ortadoğu'yu bataklık haline getirenler eğer varsa bu işgalci, bu zalim yönetimlerdir. İsrail yönetimidir..''
Burada da durum çok açık, onun da gene durduğu yer aynı, öyle değil mi?.Burada da çıkış noktası gene Osmanlı gerçeği, ve Birinci Paylaşım Savaşıyla birlikte ortaya çıkan durum..Aslında aynı bakış açısını sayın Erdoğan da dile getirdi birçok kez..
Peki sonuç, yani, ne yapmak gerekiyor bu durumda? Davutoğlu bunu-yani ne yapmak gerektiğini- bütün politikalarının hedefinin "Restorasyon" olduğunu ifade ederek açıkladı..Bütün o emperyalist paylaşım savaşının sonuçlarını ortadan kaldırarak Osmanlı gerceğini ihya etmek, onun ruhunu bugünün gerçekliğinde “Yeni Türkiye” sloganı altında yeniden maddi bir zemine kavuşturmak olarak açıkladı!. ''(öyle, “yeni yetme Anadolu burjuvaları" falan diyerek onları küçümsemeye çalışanlara söylüyorum, bakın sizin beğenmediğiniz o Anadolu burjuvaları-aç tavuk rüyasında darı görürmüş misali de olsa-“Osmanlı mirası” falan diyerek ne türden rüyalara soyundular!!.. Siz halâ Oryantalizmin yarattığı o statik dünyanızda uyumaya devam edin!!.)
Ben de diyorum ki, tamam, bütün bu söyledikleriniz doğrudur, bugünkü durumun nedeni gerçekten de o “paylaşım savaşıdır”!..Ancak, aynı zeminde durarak, olayları ve süreçleri geriye doğru hareket ettirerek çözemezsiniz artık bu problemi!. 20.yy'ın güçler dengesiyle oluşan statükoyu (bugün artık "yükselen bir güç" olsanız da) gene bir 20 yy gücü olarak eski durumu ihya etme yoluyla-geriye yönelik bir şekilde- çözemezsiniz!..Çünkü, eskiden paylaşım savaşları sermaye+ulus devlet gücüyle yürütülüyordu. Şimdi ise bu itttifak yok artık ortada!..Ulus devletler arasındaki çatışmalar sizi aldatmasın sakın!. Bunlar eski dünyanın güçleri olarak kendi varoluş kosullarını kurtarmak- iyileştirmek için didişip duruyorlar o kadar; ama artık treni kaçırdı hepsi de!..Bugünün paylaşım savaşı-buna artık dünya pazarlarında daha fazla yer kapma mücadelesi diyelim- ulus devlet gücünü arkana alarak yapılmıyor! (yani artık Amerika bile olsan fayda etmiyor!!) Daha iyi kalitede malı daha ucuza üreterek yapılıyor!. Bunun için de arkanda güçlü bir devlet aygıtına, onun topuna tüfeğine falan ihtiyaç yok artık!. Bilgi üretmeye, ürettiğin bu bilgileri üretim faaliyetinde kullanabilmeye ihtiyaç var!..Bu nedenle, gücünüzü eski dünya zemininde verilecek bir "anti emperyalist" mücadeleye falan harcamayın!!.(bakın, o çok özendiğiniz Güney Kore hangi “anti emperyalist mücadele” sonucunda ulaştı ki bugünkü konumuna!!..) Tamam, emperyalistlerin yarattığı sonuçlara karşı duyulan tepki haklı bir tepkidir, bunu dile getirmek de bizim görevimiz olmalıdır, bu doğru, ama o kadar..Ancak, sadece bu türden bir tepki ve reaksiyonla problemi çözebileceğimizi düşünürsek yanılırız!. Bütün gücümüzü üretici güçleri geliştirmeye vermemiz gerekiyor artık, ilişkilerimizi bu zeminde geliştirmeye çalışmamız gerekiyor!. Bakın o zaman göreceksiniz eski dünyayı ayakta tutan o kabuklar nasıl parçalanıyorlar, toplarla tüfeklerle parçalamaya gücünüzün yetmeyeceği o kabuklar nasıl parçalanıyorlar (soruyorum şimdi, var mı bu alanda önünde bir engel bugün, mesele burada..hangi emperyalizm engelliyor sizi bugün üretici güçlerimizi geliştirme konusunda?..yok böyle birşey değil mi! O halde nedir derdimiz!!) Öyle fazla bir toprağa sahip olmak falan da birşey ifade etmiyor bugün artık! Hani o “bir çakıl taşı için bile kanımız canımız feda olsun” dönemi vardı ya, o da sona erdi artık!..Bilgiye sahipsen, onu üretim faaliyetinde kullanabiliyorsan bütün dünya senindir bu yeni süreçte..O ulus devlet sınırlarının önemi falan hep ulusal pazar soruyla ilişkiliydi..bitti artık bu dönem..”ulusal pazar” falan diye birşey kalmadı ortada!! Bakın Ülker’e, İngiliz devini nasıl fethetti (!!) 21.yy da fetih savaşları böyle yapılıyor artık! Hangi top ve tüfekle elde edebilirdiniz Ülker’in satın aldığı o mülkü?..
Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için Venezuella devlet başkanının konuşmasının linkini veriyorum aşağıda, onu bir dinleyin hele!..
https://www.facebook.com/video.php?v=356307067860358
Sanki Davutoğlu, ya da Erdoğan konuşuyor gibi değil mi!..Yanlış mı peki söyledikleri? Hayır, kesinlikle doğru; ama sonuç ne peki? Sonuç: İçi boş bir Chavez solculuğu, Chavez "anti emperyalizmi"..yani petrole dayanarak yapılan-ayakta kalabilen- bir 20.yy delikanlılığı!!.. Peki, bizim Venezuella gibi öyle petrolümüz falan da yok, biz kime, neye dayanacağız bu türden bir delikanlılık gösterisi için!! Yani, demek istiyorum ki, "haklı olmak", "doğruları söylemek" yetmiyor!. Bunlar hep izafi kavramlar..21.yy’ın doğruları 20.yy’ınkilerden çok farklı!..Nerede durduğumuz önemli. Hak arama mücadelesini nasıl bir zeminde-paradigma içinde- dile getirdiğimiz önemli..Yoksa bir yere varamayız..
1.Dünya Savaşı öncesi buraların-yani, Orta Doğu’nun- Osmanlı mülkü olmasını 21.yy kafasıyla bugün artık nasıl yorumlamalıyız? Buraları elimizden zorla alınmış VATAN TOPRAĞI olarak mı göreceğiz halâ?..Davutoğlu’nun dediği gibi "buralara Yavuz Sultan Selim Han’ın, Kanuni Sultan Süleyman’nın bize mirası" gözüyle mi bakacağız! Bu mudur şimdi sizin yeni Türkiye anlayışınız? Osmanlı buralari fetih yoluyla ele geçirmişti..Tamam, o zaman için bunun bir mantığı vard, bu ayrı bir konu; ama, fetih yoluyla ele geçirilmiş olan bu topraklar üzerinde bugün hala miras hakkı iddia etmek ne anlama gelmektedir?
Bakın, siz istediğiniz kadar aksini iddia edin, istediğiniz kadar "anti emperyalist mücadeleden" bahsedin, "bize kalan Osmanlı mirasına" sahip çıkmaktan bahsedin, bütün bunların tek anlamı var; sonunda bu işin ucu "yükselen" yeni bir ulus devlet gücü olarak sizin (Osmanlı’yı falan bahane ederek) oradaki petrole-doğal gaza sahip çıkma çabanıza varır!..Yani, azıcık biti kanlanan bir ülkenin eski hesapları karıştırarak eski zeminde durduğu yeri genişletme çabasına varır!..İşte tam bu noktada ben diyorum ki, bu duruş doğru değildir, buradan bir yere varamazsınız!. Bu duruş sizi "Dimyad’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmaya " götürür!..Bütün hikaye bundan ibaret!..Isterseniz bu perspektifle asagidaki yaziya bir kez daha göz atın:
http://www.duzceyerelhaber.com/Munir-AKTOLGA/28986-Nereye-geldik-nerede-duruyoruz1
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- TARİH NEDİR?..
16.11.2024 - AMERİKAN SEÇİMLERİ Mİ DEDİNİZ!..
9.11.2024 - ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI BAŞLAMIŞ BİLE!!
31.07.2024 - İTTİHATÇILIK NEDİR?
3.06.2024 - YAŞANILAN SÜRECİN DİYALEKTİĞİ!..
9.04.2024 - DAHA İLERİYE NASIL GİDECEĞİZ?..(3)
20.07.2023 - DAHA İLERİYE NASIL GİDECEĞİZ?..(2)
18.07.2023 - DAHA İLERİYE NASIL GİDECEĞİZ?.. (1)
17.07.2023 - KİMLİK SORUNU (4) KÜRESEL-BİLİŞSEL KİMLİĞE GİDEN YOL…
20.06.2023 - KİMLİK SORUNU (3) KÜRESELLEŞME SÜRECİ…
18.06.2023
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































faruk tuncay
Laçkalığın müsebbibleri laçkalıktan şikayet edince komik oluyorlar.