Münir AKTOLGA
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
PEKİ 20.YÜZYILIN SOĞUK SAVAŞ KOŞULLARINDA DÜŞMAN KİMDİ?.. SOVYETLER-RUSLAR DEĞİL Mİ?..
O HALDE DEVAM!..
Bu durumda Ruslardan S-400 füzeleri alan, Şanghay İşbirliği Örgütüne katılmaktan bahseden bir Türkiye ve onun lideri sayın Erdoğan Natocular’ın gözünde "düşmanla işbirliği” yapmış olmuyor mu?.. Adamlar olaya böyle bakıyorlar! Durdukları yer 20.Yüzyıl zemini olduğu için, olaya böyle bakıyorlar… Ve tabi sürece oradan bakınca görünen de-Türkiye’nin ve sayın Erdoğan’ın görünümü de- böyle oluyor!.. Kendimizi aldatmayalım, olay budur!..
Peki bu durumda ne yapacağız?.. Bir kere önce şunu bir kavrayalım, öyle bağırıp çağırarak, „anti emperyalist“ nutuklar atıp, olayı 20.Yüzyıl ruh haliyle değerlendirerek- „Amerikaya karşı savaş falan ilan ederek“(!)- bu problemi çözemeyiz!!.. (Şaka değil, gerçekten böyle düşünen fanatikler var!..)
Bakın ben size söyleyeyim, bu gidişle yakında AKP-MHP ‘lisinden “solcusuna”, “sağcısına” ve “Atatürkçüsüne” kadar bütün Türkiye’nin milliyetçileri 68'in Dev-Genç’ lileri haline dönüşerek(!) „hey Dev Genç’li Dev Genç’li, savaş vakti yaklaştı, al silahını eline emperyalizme karşı“ diyerek sokaklara dökülecek!!.. Chavez tipi bir milliyetçi-solculuğun tepe yapması için çok az zaman kaldı!!.. Hatta daha da ileri giderek, ben size bu işin varacağı uç noktayı bile söyleyeyim!.. Ne dersiniz, bir süre sonra mezardan Deniz falan da çıkarılarak, iş iade-i itibar noktasına da vardırılır mı!?.. O zaman kafayı yeme sırası artık herhalde “solculara” gelir!!..
Şimdi soruyorum ben, milliyetçiler mi Dev-Gençli-solcular haline geliyorlar, yoksa dünya mı tersine dönmeye başladı!?.. (Doğu Perinçek’in son söylemlerini hatırlayın!..)
Aslında olay bambaşka tabi!.. Mesele, Nato'nun bir 20.Yüzyıl örgütü olmasıyla ilgili… Ama birileri halâ bunu, bu gerçeği algılayamıyorlar! Artık 21. Yüzyılda yaşamadığımızı kabul etmek istemiyorlar! Çünkü onlar için bu, soğuk savaş kalıntısı eski statükonun-saltanatın sona erdiğini kabul etmek anlamına gelecek!..
Peki biz ne yapmalıyız? Onlar 20.Yüzyıl kalıntısı eski statükoyu savundukça, bizim de her fırsatta onlara Berlin Duvarı’nın artık mevcut olmadığını, dost-düşman anlayışının değiştiğini, Nato'nun da, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün de küresel dünyanın gerçeklerine uygun olarak yeni bir anlayışla yeniden örgütlenmesi gerektiğini hatırlatmamız, bu yönde çaba sarfetmemiz gerekiyor. Nasıl ki "dünya 5 ten büyüktür" diyerek BM'in 21. Yüzyıl koşullarına uygun hale getirilmesini, yeniden örgütlenmesini savunuyorsak, aynı şekilde, Nato'nun da, çok kutuplu hale gelen bir dünyada, artık eskiden olduğu gibi 20.Yüzyıl statükosunu savunan bir örgüt olarak kalamayacağını, onun Birleşmiş Milletlere bağlı, terörizme karşı bir örgüt olarak yeniden organize edilmesi gerektiğini savunmamız gerekiyor. Yoksa öyle- Nato bize şunu dedi, bunu dediyle bu iş yürümez... Batı düşmanlığı yapmadan, bulunduğumuz mevzileri, konumu muhafaza ederek-arkamıza 21.Yüzyıl dinamiklarini alıp- kurumların içinde onları dönüştürme mücadelesi vererek ilerlemeliyiz... Öyle olmalı ki, Nato'yu halâ bir soğuk savaş örgütü olarak muhafaza etmek isteyenler meşruiyet çizgisinin dışına düşsünler...
Bunlar güzel sözler değil mi!.. Düşünün- AK Parti iktidarıyla birlikte o ilk on yıl Türkiye işte bu yolda ilerliyordu. Öyle ki, elinde adeta bir bayrak gibi 21.Yüzyılda insanlığın vicdanını temsil eden „yumuşak güç“ silahını tutarak bu yeni sürecin yolunu açar hale gelmişti… Bir „Arap Baharı“ neden ve nasıl ortaya çıkmıştı, kimi rol modeli alıyordu, bütün o Osmanlı artığı ülkelerde demokratik devrim ateşi nasıl tutuşmaya başlamıştı sanıyorsunuz? Bir Obama 2008 de seçilir seçilmez ilk ziyaretini neden Türkiye’ye yapmıştı acaba?.. Açın internetten Obama’nın TBMM’deki konuşmasına bakın… Türkiye’nin üstlendiği yeni rolden herkes memnundu o zaman. O zaman „üst akıl„ bizden yana mı işliyordu yoksa?..
Dikkat edin, o zaman Türkiye 20. Yüzyılın egemenleriyle o eski kulvarda, (onların güçlü olduğu o alanda) „bilek güreşine“ falan soyunmuyordu! Sessiz sedasız 21. Yüzyıl kulvarlarında, kendi yolunda ilerliyordu!.. Bunun meyvalarını da toplayarak tabi!.. Açın bakın, o yıllarda Türkiye’ye giren küresel sermaye miktarına bakın… „AK Parti iktidarı döneminde Türkiye üçe katlandı“ diyoruz, doğrudur, peki bu ne zaman ve nasıl olmuştur?..
Tek bir soru size: Bu süre içinde Türkiye’ye-direkt yatırım için- en çok küresel sermaye hangi ülkeden gelmiş biliyor musunuz, bugün en kavgalı hale geldiğimiz ülkeden... 22 Milyar dolarla Hollanda’dan(!), sonra da sırada Almanya, Avusturya vb var… Şimdi bunların hepsiyle kavgalıyız!.. Ya Arap ülkeleri mi? Açın bakın, onlardan ülkeye gelen sermayenin hepsini toplasanız bir Almanya’nınki kadar etmiyor!..
http://www.hurriyet.com.tr/galeri-turkiyeye-en-cok-yatirim-yapan-ulke-belli-oldu-40466662
Ne oldu bize böyle, neden, önce „patinaj“ yapmaya, sonra da o eski kulvara dönerek, orada 20. Yüzyılın egemenleriyle, onların güçlü olduğu alanda, hiç kazanma şansımızın bulunmadığını bile bile bir savaşa girmek zorunda kaldık?.. Amacımız üzüm yemek mi, yoksa „kefen giyerek“ yola çıkıp bir kahraman olarak „dava uğruna şehid düşmek mi“?..
Son beş yıldır bunun nedenlerini ve rotayı tekrar eski haline döndürebilmek için nelerin yapılması gerektiğini bıkmadan usanmadan yazıyorum… Ancak varılan nokta ortada…
Milliyetçiliğin her türlüsünün el üstünde tutulduğu bir ortamda, yakında „yerli- milli“ ve de Atatürkçülerle, milliyetçi solcuların elele vererek hep birlikte sokaklarda Dev-Genç marşlarını söylemeye başladıklarını da görürseniz hiç şaşırmayın demiştim!! Dikkat edin, Türkiye gittikçe Venezuellalaşıyor…
Evet, „Çevre’nin“ „Merkez’e“ doğru yürüyüşü, şimdiye kadar hep ikinci sınıf insan yerine konmuş olan „Türkiye’nin zencilerinin „ siyasallaşması iyi birşeydir; başından beri bunu destekledim. Ama şimdi bu süreç yükselen aşırı özgüven patlamasıyla yoldan çıktı ve jakoben milliyetçi bir rotaya oturdu… İnşallah, akan sular durulana kadar maliyet daha da artmaz!.. Ben diyorum ki, Türkiye’nin potansiyelleri bu engelleri aşmaya da yetecektir… Enseyi karartmayın!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023