Murat AKSOY
Kürt sorunu, Türkiye’nin en önemli sorunu olmaya devam ediyor. Geçmişten bu yana iyi niyetli başlayan ama sonuçlanmayan her girişim, ne yazık ki, çözüm çıtasının biraz daha yükseltmekten başka bir işe yaramadı.
3 Ocak 2013’de başlayan son çözüm süreci de benzer bir işlev görüyor. Hükümet açısından çözüm süreci devam ediyor. Mesele bunun, hem içerde hem de bölgede karşılığı olup olmadı.
Kandil mi hükümet mi?
20 Ekim 2014 itibari ile de artık çözüm sürecinin inisiyatifi Türkiye’deki aktörleri aşıp, bölgesel kaosun dinmesine kadar bölgesel ve uluslararası aktörleri eline geçmiştir. Mevcut zihniyetleri devam ettikçe; Öcalan ve Erdoğan istese dahi Kürt sorununun çözülmesi ve çözüm sürecinin nihayete ermesi imkansıza yakındır.
Bugünlerde kimi akil insan ve yazarlar Öcalan’la-MİT arasında varılan yol haritasına Kandil’in uymadığını söyleyip, hükümetin adım atmadığını söylüyorlar. Öcalan’ı iyi, Kandil’i kötü ilan ediyorlar.
Karşı karşıya olduğumuz tablonun tek sorumlusu olarak Kandil’i görmek, işin en kolayı olacağına kuşku yok.
Çünkü hükümet başlatarak attığı “en büyük adımın” arkasından atması gereken “küçük adımları” ne yazık ki atma cesareti göstermediği için, sorumlu büyük ölçüde hükümettir.
Kürt sorunu ve çözüm süreci
Bu aşamada bir ayrımı, bir kez daha tekrarlamakta fayda var; Kürt sorunu ve çözüm süreci.
Kürt sorunu; çözümün Türkiye’nin demokratikleşmesinden geçtiği sorundur. Türkiye’nin demokratikleşmesi Kürt sorunu başta olmak üzere, Alevilerin, azınlıkların, farklı etnik ve dinsel kimliklerin de sorunlarının çözülmesinin anahtarıdır.
Çözüm süreci ise, PKK’nın silah bırakmasını ve dönebileceklerin Türkiye’ye dönmesini hedefleyen bir sondur.
Kürt sorunu iç politikanın alanı iken çözüm süreci iç politikadan çok dış politikadaki gelişmelerle doğrudan bağlantılı hatta giderek onun alanında olan bir süreçtir.
Gezi’de duran demokrasi treni
Kürt sorununun çözülmesinde Kandil, Öcalan’ın 21 Mart 2013’teki çağrısına 25 Nisan 2013’de olumlu yanıt vermiş ve çekilme başlamıştır.
Hükümetin bu noktada atmadığı adım, çekilmeyle birlikte yürütülecek olan demokratikleşme idi. Yeni anayasa, gerçekleşmezse yasa değişikleri ile yapılacak demokratikleşme Öcalan’la varılan yol haritasında olmasına rağmen gerçekleşmedi.
Gezi süreci sonrasında içerde ve dışarda yaşanan gelişmeler Kürt sorunun çözümünün rafa kaldırdı. Güvenlik güçlerinin Gezi protestolarında kullandıkları orantısız şiddet ve hükümet yetkililerinin söylemleri; temel hak ve özgürlük meselesi olan Kürt sorununun çözümünde olumlu adım atmanın da zor olduğunu ortaya çıkardı. Yani Gezi ile birlikte Kürt sorununu çözecek olan demokratikleşme süreci büyük ölçüde durdu.
PKK’nın yeni imkanı: Rojova
Dönemin Başbakanı Erdoğan, PKK’nın çekilmesinin başladığı günlerde ve Gezi’nin hemen başında akil adamlar heyetinin final toplantısında; “çekilme yüzde 15-20’de kaldı” diyerek PKK’nın çözüme ayak dirediğini ifade etti.
Ancak öne sürülen bu gerekçenin esas nedeni, hükümetin Gezi’yi bastırma biçimi ve buna paralel Öcalan’la uzlaşılan demokratik adımların atılmamasıdır.
Bu durum, Kandil’in de işine geldi. Çünkü 3 Temmuz 2013’te Mursi’nin askeri darbe ile devrilmesi, Suriye’de Esad’ın kalıcı hale gelmesine yol açtı. Bunun sonucu ise 2012 Haziran’ında PYD’nın Rojova’da 3 kantonda ilan edilen özerklik halinin kalıcı hale gelmesidir. Bu gelişme, PKK’nın uluslararası meşruiyeti olan bir aktör olarak sahneye çıkması anlamını taşıdı.
Nitekim Kandil, 9 Eylül 2013’de geri çekilmeyi, “hükümetin demokratikleşme konusunda atmadığı adımları” bahane ederek durdurdu ama “çatışmasızlığın devam ettiğini” açıkladı.
Demokratikleşmeme, Kandil’in bu kararında “görünür”, Rojova'daki özerklik, “görünmez” nedendir.
Kabul edelim ki, bu durum AK Parti’nin de işine geldi. O da propagandasını Kandil’in “kötü çocuk” olması üzerine kurdu.
Türkiye’nin elinden kaçan fırsat
AK Parti’nin bu süreçte unuttuğu nokta, izledikleri dış politikanın adım adım çökmekte olduğu idi. Suriye’de Esad ve Rojova’da Kürtlerine bakış, hükümeti radikal İslamcıları tercih etmesine yol açtı. IŞİD, bu politikanın da çökmesi anlamını taşıdı.
IŞİD’ın Ortadoğu’da bölgesel bir oyun bozucu aktör olarak devreye girmesi, terör listesinde olan PKK’yı, IŞİD’e karşı mücadele hattında olduğu için meşru bir aktör haline getirdi.
Bugün Kobani’de IŞİD’e karşı oluşturduğu savunma hattı bağlamında Türkiye’nin PKK’yla eş gördüğü –yani terörist- PYD, uluslararası toplumun sahip çıktığı bir yapıdır.
Zorunlu U dönüşü
Son olarak ABD’nin havadan, Peşmerge’nin Türkiye üzerinden açılan koridorla PYD’ye yardımı (henüz başlamadı), çözüm sürecinin devamının da artık Türkiye içindeki aktörlere bağlı olmadığını göstermiştir.
Hem bölgede hem de uluslararası alanda giderek meşru bir güç haline gelen PKK’dan, bu aşamada silah bırakmasını istemenin hayal dünyasında yaşamakla eşdeğer olduğu açıktır.
Onun içindir ki, Kürt sorununun çözümsüzlüğünü de, çözüm sürecinin durma noktasına gelmesinin de tek nedeni olarak Kandil’i görmek, AK Parti’yi temize çıkarmayacağı gibi; izlediği kutuplaşma ve yanlızlaşma siyaseti ile ülkeyi hem zihnen hem değerler hem de coğrafi olarak ayrıştırmanın eşiğine getirmiştir.
Çözümü ancak koas bitince konuşabiliriz
Bunun içindir ki, çözüm sürecini geleceği, bölgedeki kaosun sona ermesine kadar “bekle-gör” zeminindedir. O zamana kadar çözüm sürecinde bir adım atmak mümkün değildir.
Son konuşulan yol haritası Kürt sorununun hiç olmazsa seçimlere kadar yönetmeyi hedefleyen zaman kazanma taktiğidir. Hem AK Parti hem de Öcalan için.
CHP’ye düşen önemli görev
Bu yüzden Kürt sorunu yani demokratikleşme konusunda CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na sorumluluk düşmektedir. CHP’nin bölge STK’ları ve HDP ile kuracağı demokrasi temelli hat, içerdeki bu sıkışmışlığın ve gerilimin düşmesinde de önemli işlev görebilir.
Yeniden devreye sokulmaya çalışılan akil insanlar, eğer bu tabloyu görmüyorlarsa söylenecek bir şey yok.
Yok görüp susuyorlarsa o da, onların vicdan sorumluluğudur.
@murataksoy
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018