Murat BELGE
Türkiye’de liberalizm
16.09.2012
10439
Cumartesi sabahıTaraf ’ta Gürbüz Özaltınlı’nın Türkiye’de “liberal” kavramının kullanımı üstüne aklı başında yazısını okuyunca, ben de bu konuda birkaç söz etmek isteğini duydum.
Malûm, bu kavram Türkiye’de bir “küfür kelimesi” hâline geldi, getirildi. Yanlış hatırlamıyorsam Uğur Mumcu “liboş” lafını icat ederek çığırı açmıştı. Bir zaman sonra Emin Çölaşan gibileri “entel-liboş” bileşimini buldu, epey bir zaman bununla idare edildi. Sonunda, kastedilen şey, yani liberalizmin kendisi, bu yaratıcı süslemeler olmadan da küfür olarak anlaşılır hâle geldiği için, artık “liberal” demek bir “eksiklik” olmuyor, herkes anlayacağını anlıyor. Eskiden, Sovyetik Blok’ta da bu kavramın çağrışımları bu çerçeveye girerdi. Bugünün dünyasında “liberal” kavramının böyle kullanıldığı bir toplum olduğunu sanmıyorum –belki İran da öyledir.
Anlattığım bu gelişmeler yeni, ama liberalizm düşmanlığı Türkiye için yeni bir şey değil. Bir “siyasî öğreti” üzerinden siyasî polemik yapmaya başlamamızın fazla uzun bir tarihi yok: İttihat-Terakki içinden başlayıp sonra onun dışına çıkan “adem-i merkeziyet ve teşebbüs-ü şahsî” tartışmasını bir ilk olarak alabiliriz. Ne demektir bu, diye soracaksanız, bu, “liberalizm”in tanımı gibi bir şeydir. Bilindiği gibi, İttihatçı çoğunluk (yani, “merkeziyetçi devletçiler”) tarafından şiddetle mahkûm edilmiş ve fırka dışına sürülmüştür. O zamandan beri, bu ülkenin siyasî hayatına egemen olan kesimin ideolojisinde “liberalizm” ve ondan gelen, ona ilişkin her şey tehlikeli bir mikrop muamelesi görmüştür.
Abdülhamid saltanatında Prens Sabahaddin taraftarları da, ana akım İttihatçılar da, “meşrutiyet”ten yanaydı, “meşrutî monarşi” demekte birleşiyorlardı. Ama bu rejimin genel adı, fazla genel. “Nasıl bir meşrutî monarşi? Örneğin Prusya gibi mi, İngiltere gibi mi? Nasıl?”
İttihatçılar, “merkezî” diyordu. Onların ideal meşrutî monarşilerinde “monark”, Sultan Reşad gibi biri olmalıydı. İstediklerine kavuştular ve performanslarını gösterdiler.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında, “Bağımsızlık” diyenler, önceleri “Meşrutî Monarşi” diyenler gibi genişçe bir cephe oluşturuyordu. Ama, “Nasıl bağımsızlık?” Bu “bağımsız” ülke kime benzeyecek? Gene İngiltere’ye mi, Almanya’ya mı?
Mutlakiyetçi Almanya’nın savaşta yenilmiş olması bizim İttihatçılar’ın Alman siyaset felsefesinde bazı sakatlıklar olabileceği kuşkusunu yaratmadı. Çünkü “militarizm”, “devletçilik”, “korporatizm”, “merkeziyetçilik” onların “amentü”sünün nirengi noktalarını oluşturuyordu; bunlardan vazgeçmeleri imkânsızdı. Liberal siyaset memleketi bölerdi.
Mahmut Esat, Yunus Nadi, Falih Rıfkı, Recep Peker, Şükrü Kaya ve daha birçokları bu görüşteydi. Bizim Kurtuluş Savaşı yılları İtalya’da faşizmin parladığı yıllardı –Mussolini 1922’de Roma Yürüyüşü’nü başardı ve Başbakan oldu. Saydığım kadro, hepsi Mussolini hayranıydı. Otuzlarda Hitler de Almanya’yı toparlayınca bu kadro çok sevindi. Bu yıllardaCumhuriyet ’in yayın politikasını bilen bilir (sonradan unutturmak için çok çaba harcansa da). Kurtuluş Savaşı’nın sonunda “merkeziyetçiler”, “liberal” anlayışa bizim koşullarda en fazla yaklaşanları bir kere daha tasfiye ettiler. İkinci Meclis tam kadro yeni rejimin “makbul” adamları olacak “saylavlar”la çalışmaya başladı. Bu kadroların “liberalizm” dostu olmayacağı belliydi. İkinci Dünya Savaşı’nı da içine alan yıllarda bu kadro devamlı “liberal Avrupa”nın hasta olduğunu, yıkılmak üzere olduğunu yazdı, çizdi. Falih Rıfkı’nınMoskova-Roma veYeni Rusya’sı, liberalizme karşı komünizme bile sempati duyduğunu gösterir.Faşist Roma,Kemalist Tiran, Kaybolmuş Makedonya da ilginçtir.
Dolayısıyla son yılların gitgide azgınlaşan liberalizm düşmanlığında şaşılacak bir şey yok. “Yeni” bir fenomenden çok “tarihin tekerrürü” denebilir. Bu süreci özetlemeye devam edeceğim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025