Murat BELGE
Adamın biri çıktı "Yeni devlet kuruyoruz" dedi; küçük çapta bir kıyamet koptu. Değer miydi buna?
Böyle "sansasyon" kokan, daha doğrusu "sansasyon avcılığı" yapan, çok kere saman alevi gibi harlanıp sönen "aktüel" konular hakkında yazmaktan hoşlanmam. Yazarak, önemsiz olduğunu bildiğim bir şeyi önemli gibi göstermekten de kaçınırım. Ancak, bu olayı düşününce, şimdi "saman alevi" dediğim tarza uygun olarak sönmüş gibi görünmesine rağmen, bazı bakımlardan önemli olduğuna karar verdim. En azından birkaç açıdan değinmeye ya da deşmeye değer yanları var.
Önemi, olayı yaratan kişiden ileri gelmiyor. Bu kişi bir zamanlar AKP'nin MKYK üyesiymiş. Bir başka parti söz konusu olsaydı bu durumun bir önemi olabilirdi. Ama AKP'de öyle değil. Reis'lerinin isteği ve uygulaması gereği bu partide "önemli" denecek kimse bulunmuyor. Bir "mevki"de bulunan kişilerin o "mevki"de bulunma süreleri sona erince nasıl bir "unutulma kuyusu"na yuvarlandıklarına bakarak söylüyorum bunu. Bu partide "önemli" olmak, olacak kişinin kendisiyle ya da doldurduğu yerle değil, Reis'le ilişkisi ile ölçülen bir şey.
O bakımdan bu eski MKYK üyesinin çıkışı çok önemli sayılmayabilir, ama ilginç bir trend gösteriyor. Onun yaptığı bu partinin artık oturmuş mekanizmasında bir "göze girme" teşebbüsü. Ondan önce bir "göze çarpma." Hani "flaş" tabir edilen bir şey yaparak ya da söyleyerek önce bir göze çarpacaksın; hemen sonuç alınmasa da, "Bu adamda iş var galiba" diye bir kayda geçmek önemli. Bu da, ister istemez, "çarpma" fiilinin gerçekleştirdiği, radikal bir çıkış gerektiriyor. Hani, bir başka yolu Can Dündar'a kurşun sıkıp "silahşör" kadrosundan kuyruğa girmek olabilir. Bu adamınki "entelektüel kota"ya yönelik. Adam "devlet yapısı değişiyor" diyor; "değiştiren de Tayyip Erdoğan diyor.
Peki bu ciddi mi? Ya da önemli mi? Bence evet, kendine göre bu da önemli. Yani, "oluyor" dediği olay gerçekten bir şekilde olduğu için, o düzeyde önemli. "Değişecek" demiyor; yapılması planlanan bir şeyden, bir plandan falan söz etmiyor. Olmakta olan şeyin, Reis'in anlayacağına inandığı tanımını yapıyor. Reis şuanda "derin devlet"le, onun bazı gerçek ya da menkul temsilcileriyle iyi ilişkiler içinde bulunabilir. Bunun için de "Türk devleti zaten kurulmuştur" yollu demeçler verebilir. Ama bunlar, dediğim gibi, bir yere kaydetmeye engel değil. Divan edebiyatında "defter-i uşşak" diye bir kalıp vardır: "âşıklarının defteri." Tanpınar'ın dediği gibi, merkezde yer alan, bütün bu hitapların muhatabı olan, aslında "hükümdar"dır. Şimdiki durum da buna benziyor.
Bir kere, "devlet yapısı" diye özelleştirdiğimiz bu yapıda "tarihi" tadilat vardı. Erken anayasalar, Mustafa Kemal'in anlayışına ve üslubuna uygun biçimde "kuvvetler birliği" oluşturmaya yönelik hükümlerle doluydu. "İcraat" ve "teşri" yani "yürütmek" ve "yasama" zaten aşağı yukarı "bir" olduğu gibi, Meclis'e mahkeme kurma yetkisi de tanınmıştı. Cumhuriyet'in erken dönemlerinde yaygın etkinliklerini bildiğimiz İstiklal Mahkemeleri bu şekilde "kuvvetler birliği" anlayışına uygun şekilde, Meclis içinden kurulmuştu.
Ama "çok-partili parlamenter" sisteme geçince, seçimi Demokrat Parti kazanınca, olaya bakış değişti. 27 Mayıs'tan sonra yeni anayasa yapılırken, "yürütme" karşısında "yargı" hem özerkleştirildi, hem de yetki alanı genişletildi. Bunun sistemde yarattığı dengeleme biçimi, devletle hükümetin birbiriyle çekişip çatıştığı dönemlerde bazı "demokratik" boşlukların oluşabilmesine yol açtı. Yargının devletin kurucu felsefesine sadık kalacağı varsayılmıştı ve varsayım tuttu.
Şimdi bu değişti. Yargının yürütme karşısında özerkliği yok edildi. AKP iktidarının "devlet yapısını değiştirme" anlamında ne yaptığı sorulursa, uzun vadede en önemli icraatı budur. Ama sadece bu da değildir. AKP, hep birlikte gözlemlediğimiz gibi, "yürütme"de de önemli değişiklik yaptı. Eskiden olup bitene "devlet" adına nezaret eden bir cumhurbaşkanı ile iktidarı elinde tutan bir başbakan varken (bu da, küçük çapta bir "kuvvetler ayrılığı" ögesi sayılabilirdi" başbakanlık ortadan kalktı ve yürütme tümüyle cumhurbaşkanına bağlandı.
Belki paradoksal görünür ama bu soyutlama düzeyinde baktığımızda, bu düzeyde olanlar, "devlet yapısının değişmesi" ya da devletin yeniden kurulması" gibi bir olay olmaktan çok, tarih içinde değişen yapının aslına döndürülmesi olarak değerlendirilebilir. Başlangıçtaki sistem yine bir "tek adam sistemi"ydi; ancak bir süre sonra Atatürk, fiili iktidarını kısmen devretmeyi tercih etmiş (otuzlara gelindiğinde), kendisi de "dil", "tarih" gibi konularla uğraşmıştı. Yani icraatta fazla görünmemesi, o günün anayasası veya yasaları sonucu değil, kendi tercihinin sonucuydu.
Bugünkü iktidarın böyle bir tercihi olmadığını tartışmanın bir gereği yok, zaten belli.
Bu demeci veren AKP'li bunun olduğunu söylüyor, kendisinin de bu olaydan son derece mutlu olduğunu beyan ederek verilecek bir görev olursa seve seve yapacağını bildirmiş oluyor. Onun işi büyük ölçüde kişisel.
Sözünü ettiği olay ise oldu ve tamamlandı.
Tamamlanan (tarihte hiçbir şey tamamlanmaz) bu işi ben bir "seçkin azınlık" diktasından "pleb çoğunluk" diktasına geçiş olarak görüyorum. İkisinin de dışavurum biçimi "tek adam sultası."
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025