Murat BELGE
Evet, sol bölünmekten hoşlanıyor ve önüne çıkan bütün fırsatları yeni bir bölünme vesilesi olarak değerlendirmeye devam ediyor. AKP ile Kemalizm (ve çeşitli kurumları) arasında geçen mücadele bu fırsatların en zengin imkânlar sunan örneği olmuştu. Tabii şu son on, on beş yıldan söz ediyorum. Şimdilerde, altmışlar ve yetmişlerde hangi gerekçelerle ayrışıp birbirimize silâh çektiğimizi dahi unutmuş olabiliriz. Gerekçeler, hele böyle değişen bir dünyada, görece daha kolay unutulabiliyor (Sovyetler Birliği’ne “sosyal emperyalist” demek ya da dememek, şimdi ne kadar “canalıcı” bir sorun?), ama birbirimize çektiğimiz silâhı ya da ettiğimiz küfürü unutmak o kadar kolay değil.
“Kanlı 1 Mayıs’ın sorumlusu bizdik” dendi, bizim gazete zayiat verdi. Onun da tartışması yalan yanlış bilgiler ve çoğu hazır kalıplara oturan “tahmin”ler üzerinden bir süre devam edip durdu. Tartışma başlamadan önce sahip olduğumuz bilgiye dişe dokunur bir yeni bilgi eklediğimizi sanmıyorum. Bazı tavırlar daha belirginleşti, o kadar.
Şimdi sanırım daha ciddi –sahiden bugünün Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli sorunu– bir sorun karşısında yeni bölünmelerin eşiğindeyiz: Kürt sorunu. “Bu kaç yılın sorunu değil mi? Yeni bir şey mi?” diye sorabilirsiniz. Doğru, kaç yılın sorunu ve zaten birçok ayrışan tavıra da yol açmıştı. Ama şimdi bu eski sorunda yeni bir durum var gibi görünüyor. Öyleyse, bunun da getireceği çok şey olur.
Kürt sorununda neyin nerede durduğu çok belli değil, öteden beri. Çünkü zaten “durmuyor”, “duramıyor”! Bir yanda bilmem kaç yıldır bildiğimiz, alıştığımız savaş; bir yanda bu konunun savaş dışında yöntemlerle çözülebileceğine ve böylesi mümkün olursa bunun herkes için daha iyi olacağına dair söylenmiş sözler (bunları iki taraf da zaman zaman söyledi) ve bu sözlerin açtığı, alışık olmadığımız ve ucunda ne olduğunu bilmediğimiz, ama çoğumuz için bir hayli çekici olan kapı, yol, ufuk, her neyse o. Aktörler, bu iki ana yol arasında sürekli mevzi değiştiriyor. Olayların yönünün belirlenmesinde onlar da etkili değil, onlar da sağlam bir zemine basmıyor; dolayısıyla onlar da savruluyor, sürükleniyor.
Şimdi, son “durum”, Leyla Zana’nın beklenmedik beyanatıyla biçimlendi. Onun bu çıkışı öncelikle Kürt cephesinde gizli tutulmaya çalışılmayan bir tedirginlik yarattı. BDP’den gelen tepkiler Leylâ Zana’yı destekler doğrultuda değil. Ardından Murat Karayılan’ın sözleri de bir eleştiri niteliği taşıyor.
Peki, öyleyse, Leylâ Zana “Ya herru, ya merru?” diyerek, kendini “tığ-ü teber şah-ı merdan” er meydanına mı attı? Şimdiye kadar Başbakan hakkında akıllarda kalan bir değerlendirmesi olmamıştı diye hatırlıyorum– ben mi yanlış hatırlıyorum?
Leylâ Zana, son analizde, “barışçı bir çözüm”den yana bir kişinin söylemesini bekleyeceğimiz bir söz söyledi. Ama elbette bu temel tavrı paylaşan binlerce Kürt var. Dolayısıyla o kadar da “tığ-ü teber” değil. Onu destekleyecek bayağı geniş bir kitle var; ama o geniş kitlenin genişliğiyle orantılı bir sesi yok.
Gelgelelim, sanırım bu aşamada bu kitlenin içinde pek öyle sıradan bir birey gibi göremeyeceğimiz biri daha yer alıyor: Abdullah Öcalan. Öcalan’la Zana arasında bir iletişim hattı olduğuna dair hiçbir veri yok elimizde; ama sanki bir “frekans tutturma” durumu var.
Benim bu varsayımım doğruysa (medyada buna yakın yorum yapanlar oldu) bu alanda gerçekten yeni bir noktadayız demektir. Ne sonuç verir, bilemem, ama vereceği sonuçlar önemli olacaktır. Barışa yaklaştıracak olaylar olursa iyi; ama tam tersi de olabilir– öyle olacaksa tabii bu da son derece önemli.
Herkesle birlikte “sol” da tavır alacak: biçimi her neyse, “barışçı çözüm” mü, “zafer namlunun ucunda” mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025