Nabi YAĞCI-Taraf Yazıları
Demokrasi kültüründe dilin kurucu işlevi çok önemli. “Çoğulcu” bir demokratik siyasi rejimde dil, çoğulculuğu sağlamanın en önemli aracı olur, zira katımcılığa davet dille yapılır, davetiye göndererek değil. Çoğulcu değil de çoğunlukçu veya onun karşı ucu olan elitist bir siyasi rejimde dil davet edici değil dikte edicidir.
Türkiye çok partili siyasete geçtiği 1950’den bu yana elitist siyasetlerle çoğulcu değil ama çoğunlukçu uçlar arasında gidip geldi, fakat çoğulcu bir siyasi demokrasi kurulamadı. Bunun en önemli nedeni demokratik kültürün gelişmemişliği ise bunu da hazırlayan, olan anayasal sistemdi. Şimdiye dek bütün anayasalar devletin bütünlüğünü korumayı esas aldığı için çoksesliliğe kapıları kapatmıştı. Türkiye geçmişe göre son yıllarda hayli yol almış olsa da hâlâ ifade özgürlüğü önünde ciddi yasal engeller var. Bunun böyle olduğunu basına açılan davalardan, yargılanan yazar ve gazetecilerden ve hatta hapiste yatanlardan anlıyoruz. Geçenlerde Ahmet Altan Taraf’a açılan sayısız davalar nedeniyle şikâyetini dile getirmişti.
18 ekimde KCK operasyonuyla tutuklananların davası başlayacak. 1500 kadar insan iki yıla yakın tutuklu olarak dava açılmasını bekledi. Gözaltına alınıp tutuklananların arasında halkın seçtiği belediye başkanları var, BDP üyeleri var, sendikacılar, avukatlar, çeşitli mesleklerden insanlar, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri var. Açıklanan iddialar içinde silahlı bir eyleme karışma suçuna dair bir şey görmedik. Kuşkusuz dava başladığında bu operasyonun nedenleri konusunda daha fazla bilgileneceğiz. Aynı şekilde Ergenekon davasında da uzun süren tutukluluk hali artık insan hakları ihlali anlamına geliyor. Benim burada işaret etmek istediğim husus düşünce ve ifade özgürlüğü üstünde baskılar varken çoğulcu bir demokrasiyi değil kurmak, söz dahi edemeyeceğimizdir. Fakat asıl meselem malumun ilamı olan bu konu da değildir.
12 Eylül 2010 halkoylaması, sonuçları açısından hep söylediğimiz gibi pek çok nedenle bir milattır. Yalnızca doğurmuş olduğu siyasi sonuçlar açısından değil, bir zihniyet değişikliğine herkesi zorladığı açısından da bu sonuçları okumak gerekir. Oylama sonrasında yapılan bir ankette halk referandumda niye “Evet” demiş olduğunu açıklarken en başa “demokrasi ve özgürlüklerimiz için” demişti. Demek oluyor ki, demokrasi ve özgürlük talebi birinci sırada. Bu ise yükselen demokrasi bilincinin açık göstergesi. O halde demokrasimizin önündeki engelleri temizleme görevi ivedi bir görev.
Yanı sıra 12 Eylül halkoylamasıyla halk yeni bir anayasa yapma iradesinin kendinde olduğunu söylemiş oldu. “Evet” diyerek. Böylece kurucu irade tartışması da bitmiştir bana göre. Eğer durum buysa yeni anayasa kapalı kapılar ardında yapılamaz. Parlamentodaki partilerin biraraya gelmeleri, bir uzlaşma zemini yaratmaları elbette çok önemli ama bu yetmez, bu durum dünde kalmıştır. Kısmi anayasa değişikliği için mücadele vermiş kuruluşlar ve kişiler bu uzlaşmanın aktif tarafıdırlar artık. Üç beş parti biraraya gelsin bir taslak çıkarsın veya “bir haftada anayasa değişikliği yapılır” gibi düşünceler dile getirenler halkoylamasının ne dediğini anlamamışlar demektir. Bu nedenle BDP Genel Başkanı Demirtaş haklıdır, yeni anayasa bir sivil anayasa olmak durumundadır ve yalnız üç beş partinin kendi aralarındaki uzlaşma sivil anayasa yapmaya yetmez. Kaldı ki eğer sivil toplum ağırlığını duyurmaz ise bu üç beş parti kendi aralarında yeni bir anayasa için uzlaşamazlar da. Veya ortaya anayasa taslağı olarak çıkacak olan metin 12 Eylül Anayasası’nı tasfiye anlamına gelmeyecektir.
Öyleyse şuraya varmış oluyoruz: Çoğulcu, sivil demokratik bir anayasa ancak katılımcı yöntemlerle yapılabilir. Bu ise yalnız anayasa yapma konusunda değil siyasetin her alanında bir zihniyet değişikliği yaratmak üzere yeni bir dil ve üslup değişikliği yaratmaya ve buna hemen şimdi başlamaya zorunluyuz.
Örneğin bana göre Başbakan “Seçimlerden önce gündemimizde anayasa değişikliği yok” gibi bir cümle kuramaz, kurmamalı artık. Bu dünde kaldı. Zira kısmi anayasa değişikliğine “yetmez ama evet” dedik, hatta kendisi de söyledi bunu. O halde eğer bir tarih belirlenecekse bile buna tek başına hükümet karar vermemeli. O tarih de tartışılmalı, müzakere edilmelidir. Bunu derken seçimlerden önce yeni anayasa yapılabileceğini düşündüğüm için söylemiyorum, kanımca yapılamaz, ama diyorum ki böyle bir karar halkoylamasından sonra artık tartışılmaksızın tek başına hükümetin tasarrufunda bir karar olarak görülmemeli. En azından Meclis gündemine gelmeli.
Çoğulculuk dilde başlar.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Üzgünüm
7.05.2012 - Gerçek muhalefetin ayak sesleri
3.05.2012 - Hasan Tahsin gerçekte kimdi
30.04.2012 - Sıcağı sıcağına...
28.04.2012 - Tarihe doğru uzun yürüyüş
26.04.2012 - Umudun gücü...
23.04.2012 - Dürüstlük üstüne
21.04.2012 - Ölüm sınırına gelindi
19.04.2012 - ‘Silahsız kuvvetler darbesi’
16.04.2012 - Bir dokun bin ah işit...
14.04.2012
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































veyselsaka
Nevzat sen ali ergün le ilgili söyledim gazetde zaten var akp eleştirisi ile ilgili söyledim neden gazete karşıtı kör olayım en az tüncay kadar objektif olmaya davet ediyorum.toplantıya gitmiş izlenimleriniyazmış tamam zaten üçünüz tarzıyla anlayışıyla benim uzaktan yakından bir ilgim yok nedeno şekil duygusal heyzana kapıldın anlamadım kemal ağbiye söylerim seni hanımına oğluna söylerim seni tamam..
ali duran
sizin neninizde hiçkıymeti yokama bir çok insanın bu abuk yasadan dolayı hayatı değişecek herkes kamunun kadrolu elamanı e bukadar insanın geleceğide bir kişinin iki dedağı arasına sıkıştırılmış ayıptır yasa çıkarıyorsun altı tamamen boş ihtiyaç fazlası ne demek bunu bir gerekçeye dayandırması gerekir oysa bunu kasten kötüye kulananlar allahından bulsun inşallah insanların çoluk çocuğu okuyor bir düzene koymuş hayatlarnı belli yaşlara gelmişler kredi borcu olanlar çoğunlukta başkanlar mejlis
Nevzat CİNGİRT
Sayın Veysel Saka, Düzce Yerel Haber Gazetesi düşmalığı gözleriniz kör etmiş anlaşılan... Hem gazetemizde,hem haber sitemizde "torba yasa "ile ilgili AK parti eleştirisi yapan okadar çok haber varki! Keşke çok değerli zamanınızdan bir kaç dakika fedakarlık yapsanız da okusanız....Irkçılığın ne demek olduğunu,şovenizmin ne demek olduğunu en az senin kadar biliyorum.Keşke bu yorumları yazmasaydın da,sosyal faşist Fikret Albayrak ve onun gibi düşünenlerle aynı torbanın içine yuvarlanmasaydın. Yazık
veyselsaka
yazının devamı nevzat ona göre koy yazıyıbir defa akp yi eleştiren bir yazı ne sende ne alide ne ergünde ben raslamadım bu tarzınızı doğru bulmuyorum torba yasayla ilgili bir tane yorum bile yapmadınız öze uygulamaya karşı cıkın öyle bir duruş gösterin selamlar sanırım bu kadar eleştirmeğe hakkım var
veyselsaka
tüncay arkadaşı kutluyorum eksik gördüğüm şekli ben tamamlıyorum torba yasası akp nin meclisten gecirdiği uygulama olarak sürgün olan bu uygulama akp menşelidir sayın nevzat cingirtin ayın şöveni sayın albayrağı ayın ırkcısı değil şöveni tarzı bence doğru değil şövenizim bu değil bu hükümetin türkiye genelinde sürgün kıyım faşist uygulamasını akçakocadan prağmatik bir şekilde yararlanmaya gitmiş insanları işten cıkartmamış ama sürgüne göndermiş ben akcakocave düzcede bu devamı var
Ergun Aşçı
Belediye Başkanının basın toplantısına girenler ,soru sorma kabiliyetlerini mi kaybediyorlar ?Mesela kalan 70 işçi ile ilgili soru sorulmaması bu kabiliyetsizliğin bir örneği. Kara vicdanlı olmak da vicdani bir durumdur.Öyle değil mi? Tuncay kardeşim. Çınar ağaçlarıın kesilmesi de kanun dahilinde idi.(Ceza kanuni bir şekilde ödendi) Çınar ağaçları ile ilgili tepki veren Tuncay nerede , şimdiki Tuncay nerede.Köprünün altından ne kadar su geçti?
Ergun Aşçı
Ah Tuncayım ah.Başkan kanunsuz bir şey yaptı demedim ki..AKP kanunlarının en başarılı uygulayıcılarından oldu dedim. Ayrımcılık yaparak insan hakları suçu işliyor dedim..Sendikazlıştırmanın ve taşeronlaştırmanın bayraktarlığını yapıyor dedim.Yazının bu kısımları sana cazip gelmemiş anlaşılan.Aslında bu konular en yetkin olduğun konular. Belediye Başkanının toplantıları soru sorma toplantıları değil dikte toplantıları olmuş gördüğüm kadarı ile.Gazetecilikten taşeron gazeteciliğe geciş sanırım