Namık ÇINAR
Belki de sorunu yanlış yerden ele alarak tartışıyoruzdur; ne dersiniz?
Ayrışmanın adını, barışı isteyenler ve istemeyenler olarak değil de, barış için sarih bir proje arayanlarla aramayanlar şeklinde koymak gerekiyordur belki de.
En azından, benim için böyle bu.
Esasında bana göre, asıl yapılması gereken Türkiye’nin reformist programlarla demokratikleşmesi olmak iken, böyle yapmayıp onun yerine, toplumun belleğine kötü anılar zerk etmiş bir terör örgütü ile, üstelik içeriği de gizli tutulan pazarlığa dayalı birtakım anlaşmalar tesis etmeyi yeğlemek ne derece doğrudur; düşünmek gerekmez mi azıcık?
Hiçbir reformcu taahhüt yok, ama ikinci cümlesi bile telâffuz edilmeyen çözüm süreci diye bir lâf var, ortalıkta sadece.
Herkes havaya girmiş; kimsenin gözü başka bir şey görmez olmuş.
Öcalan’ın, Kandil’in ve BDP’nin zafer sarhoşluğu içerisinde zil takıp oynamalarına bakılırsa, ya hiçbir şey vaat etmediğini belirten Başbakan yalan söylüyor; ya da Kürtler kafayı yemişler, hiçbir şey istemeden göbek atarak silah bırakıyorlar.
Hiçbir şey istemediklerine göre, o vakit neyin anlaşmasını yapıyorlar?
Tek taraflı olarak çekilirsin, olur biter.
Askerî birliğinki çekilme ise, PKK’nınki çekip gitmedir
Hem bu ne menem bir çekilmedir ki, kasım ayını filan bulabilirmiş.
Çekilme, muharebe usullerinin en hızla yapılanıdır. Arazide tutunamayıp bozguna uğramamak ve kaçma psikolojisine kapılmamak için derhâl gerçekleştirilen bir muharebe şeklidir. Yani çabukluk esastır.
Duyan da sanki tankları, topları ve ağırlıkları var da, enikonu bir birlik çekilmesi zannedecek.
Niyeti olan yirmi dört saatte çekilir de, kimsenin ruhu bile duymaz oysa. Nihayetinde bin beş yüz- iki bin kişi değil mi bu? Erdoğan da zaten her tarafı duble yol yaptı. Binerler üçerli beşerli Çayırağası Turizm otobüslerine, Van Gölü Turizmlere, vs. Anadolu’nun yoğun yolcu trafiği içinde kaybolur giderler. Böylece doooru sınır kentlerine, oralardan da Kandil’e. Yapmadıkları şey mi ki?
Ne ki, tilkilik başkaysa mazeretler de başkadır.
Sakın kimse saptırmasın; Kürtler haklarını elde edecekler diye değil, edemeyecekler diye bir kaygıdır, bu benimkisi.
Zira demokratikleşme meyvelerinin adresi Kürt halkı olacakken, anlaşma meyvelerinin adresi şimdi artık doğrudan doğruya PKK olacaktır.
Oysa demokrasinin tadına varacak olan Kürt halkı, PKK’ya yüz vermeyip onu marjinalleştirerek ıskartaya çıkarabilirdi.
Osmanlı aşiret beyleriyle anlaşırdı. Kürtlerdeki şu kadere bakın ki, Erdoğan da PKK ile anlaşarak aynı geleneği sürdürmüş oldu.
Böyle düşünmemin tonla nedeni var:
Bir tanesi, çağın olmazsa olmazı temel hak ve özgürlüklerin, tüm toplumun katılımıyla ve gözü önünde, ancak ortak bir rıza ile gerçekleşebileceğine; el altından pazarlıklarla yapılmaya kalkılanın ise ölü doğacağına olan inancımdır.
Bir diğeri de, sürecin, aleniyet içinde yürümediği için kimin ne söylediği ve diğerinin de bundan ne anladığının pek belli olmadığıdır.
Erdoğan’ın kültürel haklar konusunda bile yaklaşımları sınırlı iken, PKK bakımından konununsiyasal haklar boyutunda görülmesi birbiriyle bağdaşır şeyler midir ki?
Bir başkası, ilişkilerin derinliklerinde tarafların için için yanan ırksal ya da dinsel Türk ve Kürt milliyetçilikleri yatarken, o barışma sağlanabilir mi?
Kaldı ki, Kürt milliyetçileri bayram yapıyor, Türk milliyetçileri de dövünüyorsa, orada bir yanlışlık var demektir.
Öyle analar ağlamasın falan diyerek de kimse kimseyi kandırmasın.
Devletler de, paramiliter örgütler de, duygu nedir bilmezler. Bunlar söylenir ama politikalar hiçbir şekilde bunların üzerine inşa edilmez.
Analara acıyacak adam, terör yüzünden toprağa düşenlerin miktarıyla âdetâ yarışır noktaya gelmişkışla intiharlarına kafasını kaldırıp da şöyle bir bakmaz mı? O çocukların anaları ana değil mi?
Süreci sorgularsak tılsımı mı kaçar
Böyle sert söylemem boşuna değil benim. Okuyanı sarssın; becerebiliyorsam da kendine getirsin.
Onca soruna ve eksiğe rağmen, Erdoğan’ın Türkiye siyasasında seçeneksiz bir konumda olduğunu ben de görüyorum. Dışladığım bir adam da değil üstelik.
Ama her şeyi kontrolü altına almak isterken, hiç kimsenin kontrolüne tahammül edemiyor.
PKK’nın ilk işi, kafalarında süreçle ilgili soru işareti olanları ikna etmeye başlamak oldu.
Erdoğan ise tam tersini yapıyor. Ne muhalefet bıraktı, ne medya; hepsini kırıp geçiriyor.
Örneğin şu âkil adamlar heyetini bile, kendi yaptıklarının propagandasını kamuoyuna yansıtacak isimleri yan yana getirmek olarak anlıyor.
Sözde sivil toplumun özgür sesiymiş gibi lanse ederek, şimdi o isimleri bizzat seçip devletleştirmeye ve resmileştirmeye karar verdi.
O yüzden alkıştan çok denetlenmeye ve eleştirilmeye ihtiyacı var.
Ona iyilik bile buradan geçiyor.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016