Namık ÇINAR
Ediz Hun’u değil de, hoyrat üslûbuyla daha çok Hayati Hamzaoğlu’nu çağrıştıran Hürriyet’in langur-lungur yazarı, “İzmir Fuarı açıldı” diye başlıyordu, geçenlerdeki yazısına.
Ve bir daussıla sızlanmasıyla da, Zeki Mürenlerin, Cem Karacaların, Barış Mançoların, Saniye Canların artık o fuarda sahne alamayacakları “Yeni Türkiye”ye hayıflanıyordu.
Hadi onlar sonsuza kadar yoktular; ya Edip Akbayramlara, Erkin Koraylara, Erol Büyükburçlara, Berkantlara, Metin Ersoylara ne demeli?
Müzeyyen Senar hastaydı. Bülent Ersoy, Muazzez Abacı, Gönül Yazar, Ahmet Özhan, Nesrin Topkapı, Halit Kıvanç, Orhan Boran, Erkan Yolaç... Ve sıraladığı daha nicelerini, anlıyoruz ki AKP’nin yavanlaştırdığı bu yeni hayat yüzünden, yazık ki artık hiç kimseler hak edemiyorlardı.
Yanıp yakınılan o gösteri dünyaları bir yana; yaşamın yüzeydeki devinimlerine ve ritimlerine odaklanarak yapageldikleri düztaban yorumlarla maruf, illiyet ve içerik yoksunu bu tür popülist yazarların, nihayet fuarcılıktan da anlayabildikleri, seksen yılda ancak bu karatlardadır işte.
Eskinin Türkiye’sini ananların ve arayanların salya-sümük ağıtları da göstermektedir ki, onların sorunu, meselâ dünya kapitalizminin “dolaşım” trafiklerinde yer edinmek suretiyle, “üretme”, “tüketme” ve “üleşme”lerdeki zenginliklere yol açacak mübadele mekânları demek olan fuarların, bu işlevlerini yeterince kavrayamamış olmaktır.
O yüzden de, fuar demek, daha ziyade, Ege’nin iyot kokularını da sürüyüp getiren İmbat Rüzgârları’nın melodik seslere karışarak insanı esrikleştirdiği, o açık hava gazinolarının vakti kerâhati kadarlıktır.
Dükkâncılıklarla ve kasabalar ile kentlerdeki pazar ve panayır yerleriyle yetinen tüm içe dönük doğunun, en batı uçtaki simgesi ve Kemalist Cumhuriyet’in de sıkı bir bekçisi olan İzmir’in, küresel ekonomiye başından beri neden eklemlenemediğini ve liberal değerlere de neden sırt çevirdiğini anlamak, şimdi sanki biraz daha kolaylaşıyor.
Pazar, ekonomik hiyerarşilerin merdivenidir. Bu ilişkilerden uzakta kurulan hayatlar, başka türlü bir yaşam biçimini tanımlarlar.
Nitekim, çocukluğumun köylerinde, örneğin Tekirdağ’ın haritalardaki hizasına henüz karpuz resimlerinin konduğu yıllarda, dayılarım bostandan traktörler dolusu kavun-karpuz çekerlerdi de, anca hayvanlara yedirmeye yarardı. Viyana’nın, Berlin’in, Stokholm’ün pazarlarına o zamanlardan beridir gönderilemediler diye, o karpuzlar artık burada da yoklar şimdi.
Çünkü, güçleriyle o alışılmış mübadele çemberlerini kırarak ve ilkel seyyar satıcıların, cılız dükkâncıların, dâhili toptancıların ve hal’lerin üzerlerine alıcı kuşlar gibi gölgelerini düşürerek, kentleri esir alıp yutan ve yerlerine kendileri geçen fuarlar, borsalarla birlik olup, geniş bölge ekonomilerini küresel ölçeklerde seferber etmek suretiyle, 16.yy’dan beridir kapitalizmin üst katlarını inşa etmektedirler.
Paris’in, Amsterdam’ın, Venedik ve Londra’nın fuarları, önce çöplerin, atık suların, çürümüş sebze yığınlarının, hem pis kokuları, hem de taze yiyeceklerin enfes rayihaları arasında, naftalinli gibi kokan pazenlerin, top top şayak kumaşların, tabanları tahtadan kunduraların, tamircilerin, ama sadece bunlar değil; küreyip sıkıştırılmış kar şerbetçilerinin, burunlar tutularak yenebilen sosisçilerin ve kulakları tırmalayan bağrışmalar arasında, başlangıçta tam seyirlik curcunalar iken, giderek uzmanlaşmalara, denetlenmelere, palazlanmalara ve tabii ki güzelleşmelere de doğru seyretmekte ve evrilmekteydiler.
Meselâ Leipzig’de fuar, meydanları ve binaları yıktırıp, kenti kendine göre yeniden yaptırtmaktadır. Kastilya’daki Medina del Campo ile, ondan bir hayli uzaktaki Frankfurt am Main, o şenlikli kentler arasına katılmak için âdetâ birbirleriyle yarışmaktadırlar. Floransa ve Toskana’nın diğer bütün kentleri, bir cümbüşün içine dalmış gibidirler. Sabahın ilk ışıklarıyla ayaklanan kasabalar, fuarlara doğru yürüyüşe geçmekte; dünyanın satıcılarına, falcılar, hokkabazlar, ip cambazları, üçkâğıtçılar, diş çekenler, muhabbet tellalları, gezginci hanende ve sazendeler eşlik etmektedir.
Evet, bir cazibe faktörü olarak bu sektörlerden de vardır; ne ki, dört asır sonrasının İzmir’indeki gibi asli unsur tarzında değil de, tüccarlar arası ilişkilerin toptan ticaretlerini gözlerden kaçıran “cambaza bak” aldatmacalarına yarayacak kadarlıktırlar. Küresel mallar ve paralar hızla el değiştirmekte, pamuk şekerlerle avunanların payına da, yapış yapış avuçlarındaki kirli çubuklarla yetinmek düşmektedir.
Paris’in Saint-Germain’inde, Hollanda’da La Haye’de, Venedik’in Terra Ferma’sının başlıca kenti olan Verona’da, Bologna’da Porchetta’da ve daha bir sürü yerde... örneğin Anvers’te, Sevilla’da, Granada’da pazarlar büyüyerek fuarlara dönüşmektedir. Champagne fuarları, Cenevizlilerin Besançon fuarları da denen Piacenza fuarları, Languedoc ve Provence fuarları... “Dünyada hiç bir mal yoktur ki, bu buluşmalardaki yerlerini almamış olsun!” denerek, tarihe not kazınacaktır.
Ve kapitalizm, kendi evinden dışarıya çıkamayıp yerel kaldığında, o atmosferleri solumaktan öteye gidemeyen Hürriyet yazarının, sazlı sözlü fuar özlemlerinin, aslında hangi aymazlıklara karşılık geldiği değerlendirmesini, artık siz okurların bilgeliklerine ve muhayyilelerdeki hünerlerine bırakıyorum.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016