Nejat ERDİM
Ortadoğu coğrafyası son üç yılda akla, hayale gelmeyecek bir hızla değişiyor.
Arap baharı ile fitili ateşlenen özgürlük meşalesi(!) kadim diktatörlükleri bir bir alaşağı ederken, bölgesel dengeler o oranda değişime uğramaktan kendini kurtaramadı.
Özellikle Arap coğrafyasında baş gösteren “halk ayaklanmaları” sadece rejimler üzerinde değil, sınırlar ve haritalar üzerinde yeni yeni dizaynların yapılması noktasındaki zorunluluğu beraberinde getirdi.
1.Dünya savaşı sonrası Emperyal güçlerin ve özellikle İngiliz ve Fransızların 16 Mayıs 1916 tarihinde Syeks-Picot anlaşması ile kendi aralarında gizlice mutabakata vardıkları ve bugünkü sınırlarını çizdikleri Ortadoğu coğrafyası gerek etnik ve gerekse mezhepsel anlamda paramparça edilerek tam yüz yıldır bölge adeta ateşin içine atılmış durumda.
Bu ateşin içinde kuşku yok ki en çok canı yanan ve en çok bu anlamda acı çeken Kürtler oldu.
Yaşadıkları ve sahip oldukları topraklar dört ayrı ülkenin sınırları içinde pay edilen ve bu dört ülke tarafından sistematik olarak defalarca katliam ve kırımlara maruz kalan bu halk bugün bölgede yaşanan gelişmelere paralel olarak bir çıkış noktası, gasp edilen haklarını alma noktasında bir fırsatın eşiğinden geçmek üzere.
Geçmişte Kürtler için Dersim’in acısı ne ise kuşku yok ki Halepçe ve Roboski’nin acısı da aynıdır; zira geçmişte yaşanan bu acıların temelinde hep “etnik” temelli dayatmaların izini bulmak hiçte güç değil.
Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı on yıllardır varlıkları dahi inkar edilen Kürtler, bugün elde ettikleri kazanımlar ve oluşturdukları kantonlarda kurdukları demokratik sistemle Suriye’nin ve tüm Suriyelilerin gıpta ile baktıkları tek bölge, aynı şekilde Irak’ta 1990’lı yılların başından beri yaşanan kaos ve çatışma ortamından bugün kendilerini soyutlamayı başaran ve ülkenin kuzeyinde Kürdistan’da vücut bulan sistem adeta bir çölün ortasındaki “vaha” gibi kendini gösteriyor.
Son zamanlarda Irak’ta yaşanan çatışmalar ve bu noktada ülkenin hızlı bir şekilde üç ayrı etnik ve mezhepsel bölgeye bölünmeye doğru sürüklendiği bir dönemde Barzani’nin “Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkı” noktasında dile getirdikleri aslında bunun artık bir zorunluluk haline geldiğini çok açık bir şekilde önümüze koyuyor.
Bağımsız Kürdistan, özellikle Ankara için dün adeta bir “tabu” iken bugün hem bölge ve hem Türkiye ve hem de Kürtlerin selameti açısından olması gereken bir gereksinim olarak karşımıza çıkıyor.
Kendi Kürtleri ile barış içinde olmaya yönelen Ankara, içindeki kuşku ve tedirginliği bir yana bırakıp hemen sınırında filizlenen bu yeni ülke ile hem ticari ve hem de insani anlamda sıcak ve samimi ilişkiler içine girerek bu gerilimli coğrafyanın kazananı olmayı tercih etmelidir.
Son zamanlarda Erbil-Ankara hattında yaşanan gelişmeler ve uzun vadeler için imzalanan anlaşmalar özellikle Kürt petrolünün Dünya pazarına sunulmasında Ankara’nın inisiyatif alması cesurca ve oldukça kazançlı bir hamledir diye düşünüyorum.
Amerika ve Avrupa’nın iki başkent arasındaki bu protokolden ve birliktelikten ürkmeleri hiç şüphe yok ki Kürtler ve Türkler adına sevindirici ve yapıcı gelişmelerin habercisidir.
Kaderin garip cilvesi ki 1916’da Orta doğu coğrafyasını kendi aralarında pay eden emperyalistlere karşı 2016’ya 2 kala bugün Kürtler ve Türkler arasında; iki kadim halkın geleceği için güç birliğine doğru hamleler yapılması oldukça kıymetli ve anlamlıdır.
Özetle bağımsız Kürdistan, Türkiye için bir kâbus değil, bir yeni ve ışıltılı başlangıcın habercisidir diye düşünmek lazım.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.06.2015
4.02.2015
19.05.2015
14.05.2015
9.02.2015
8.02.2015
4.04.2015
28.03.2015
24.03.2015
23.03.2015