Nuray MERT
Her vesile ile “otoriter siyaset çözüm” değil diyoruz; haydi ilkelerde anlaşamıyoruz, başta mevcut iktidar ve çevresinin değerler sistemi “özgürlük”, “demokrasi”, “insan hakları” gibi kavramları Batı icadı kandırmacalar olarak görüyor, benimsemiyor. Ama mesele sadece toplumsal-siyasal değerler meselesi değil, zaruret meselesi. Bunu da görmüyorlar. “Zaruret gereği” dediğimizde de Batı dünyasına mecburi uyum sanıyorlar. Öyle de değil. Aslında Batılılar da çok yüce fikirli, “çok ileri bir medeniyetin temsilcisi” oldukları için değil, tarihsel gerçekler, zaruretler gereği bu değerleri icat ettiler, modern ve modern sonrası toplumları zorla, topuzla yönetmek mümkün olmadığı noktada bu değerler öne çıktı.
Peki, “ileri demokrasi” denilen ülkelerde, işler mükemmel mi yürüyor, hep bu değere uygun mu davranılıyor? Tabii ki hayır! “Modern demokrasi”nin bir değer olarak öne çıktığı ilk zamanlar, kadınlar başta olmak üzere, pek çok toplumsal kesim bu çerçevenin dışında tutuluyordu. Demokrasi bayraktarlığı yapan “yeni dünya”nın Amerika’sı ırkçılıkla, İngiltere ve diğer Batılı güçler sömürgecilikle maluldü. Onu kapitalist eşitsizlik, emperyalist ikiyüzlülük takip etti. Hepsi doğru, dahası tüm bu doğrular demokrasi değerlerini tüm dünya ölçeğinde fazlasıyla yıprattı. Ama tüm bu gelişmelerden çıkarılacak sonuç yine de “otoriter siyaset”in çare olduğu değil, böylesi tam bir “ters tepme”, hiçbir ters tepme, insanlığın, toplumların önünü açmaz, olsa olsa çözülme, çürüme ve savrulma getirir.
Bu koşullar altında, İslamcılar sanıyorlar ki, Batı’nın, daha doğrusu Batı tarihinin ürettiği modern dünyanın değerleri yıpranınca, Batı dışı kültürlerin, hususen Müslüman toplumların önü açıldı. Müslüman toplumlar, tarihin geldiğimiz noktasında insanlığı bir çıkmazdan kurtaracak ufuk açıcı değerler vaat edebilselerdi, bu iddia hayat bulurdu, ama yok öyle bir şey. Bir din olarak İslamın vaat ettikleri başka, Müslümanların halihazırda dünyayı kavrayışı, içinde bulundukları hal başka. Nitekim, bizim İslamcı-milliyetçilerin sonuçta sığındıkları yer “Osmanlı nostaljisi” oldu. Osmanlı nostaljisinin temelinde de, tarih bilgisizliği bir yana, dini telakkiden ziyade, yenilmişlik karşısında duyulan muazzam eziklik ve “zafer açlığı” var. Sonuçta, varılan yer bir toplumun bir türlü üstesinden gelemediği “eziklik” duygusunun öfkeye, sorunlarını halledememenin acizliğinin sıradan otoriterlik özlemine dönüşmesi. Tarihin tanıdığı tüm otoriter, faşist, totaliter ve şimdilerde dünyanın her yerinde yükselişe geçen “yeni otoriter siyaset” arayışlarının hikâyesi birbirine benizyor. Tam da bu nedenle, buradan gidilecek yol, ufuk açıcı, yeni ve kurtarıcı olmaktan çok uzak bir felaket senaryosu.
Şimdilerde, 15 Temmuz’da ve sonrasında darbeye karşı direniş, bir demokrasi eşiği olmaktan ziyade yeni Türkiye’nin inşasının temelinde oturtulan bir efsaneye dönüştürülmeye çalışılıyor. O da, olmuyor, zira özlenen İslamcı- milliyetçi (hatta bir miktarda revize Kemalist) otoriter düzen, demokrasi direnişi hikâyesi ile tam örtüşmüyor. Kemalizmin resmi tarihine mukabele edecek yeni tarih atma girişimleri fazlasıyla havada kalıyor. Kısaca, elde avuçta allanıp pullanmaya çalışılan zor rejimi özleminden başka bir şey kalmıyor.
Kimsenin kuşkusu olmasın, Türkiye’nin bu hale gelmesine neden olan yedi düvel düşman değil, otoriter siyasette ısrarcı olmasıydı. Bu ısrar, toplumsal barışı bozdu, bu ısrar siyasal istikrarsızlık üretti, bu ısrar Kürt meselesini çözmek yerine bugünkü noktaya getirdi, bu anlayış yedi düvel düşman üretti. Bu devirde, dünyanın neresinde olursanız olun, toplumsal barış merkezli siyasetin ilkesellik bir yana zaruret olduğunun kavranamaması bizi bu noktaya getirdi.
15 Temmuz sonrası, ancak demokratik siyaset ile mümkün olabilecek toplumsal barış merkezli kavrayış, demokratik siyaset ve Kürt barış sürecine dönüş çerçevesinde Türkiye için felaket senaryolarından çıkış vaat edebilirdi. Ama en başta dediğim gibi kavrayış o kavrayış değil, demokratik siyasetin toplumsal barış ve istikrarlı bir gelecek için zaruret olduğu anlaşılmış değil. Türkiye’nin geleceği, muzaffer bir geçmişin imkânsız ihyası, o ihyanın zorla topuzla dayatılmasında sanılıyor. Tüm zorbalar, zor siyaseti bin yıl sürecek sanır, 28 Şubat’ı hatırlayın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024