Nuray MERT
Mevcut iktidarın, bugüne kadar yaşanan tüm olumsuzlukların faturasını başkalarına yüklemesi, o da olmazsa, ‘çok saftık, kandırıldık’ savunmasını devreye sokması, ancak itiraz edenin ‘terörist veya teröre destek’ ile yaftalandığı ve bu surette susturulduğu bir ortamda mümkün olabildi. Böyle bir ortamda, muhalefetin 15 Temmuz darbe girişimi karşısında yer alması, demokratik refleks göstermesi de, tüm muhalefetin kara bir sicille yaftalanmasını engellemedi. Bu şartlar altında, ana muhalefet CHP altı ay öncesi ile değil ama altmış yıl öncesi ile hüküm giyiyor, ‘Barış süreci’ne iktidar ile birlikte emek verenler mevcut MHP yönetimine ikram ediliyor, normal şartlarda olmayacak her şey oluyor. Ama belli ki mızrak çuvala tam da sığmıyor, o durumda iktidarın stratejisi eli yükseltmek oldu. Sonuçta, geçmiş hataların üzerini örtmenin de bir sınırı var, bu durumda ‘en iyisi örtmek yerine mevzuyu büyütmek, çapını genişletmek’ diye düşündüler herhalde.
Bu çerçevede, iktidara karşı her itiraz, her muhalefet hamlesi, her ülkede, her iktidarın başına gelebilecek sıradan bir iş iken, büyük bir komplonun parçası olarak resmedilmeye başladı. Mevzu tarihsel bir hesaplaşma planına taşındı; o da yetmedi, ilahi bir misyon ve onu durdurmaya çalışan batıl güçler eksenine oturtuldu. Bu sanal ortamda, tüm mesele Türkiye’deki iktidarın ‘İslamın yıldızı’ olarak yükseldiği için her tür iç ve dış düşmanın saldırısına uğradığı şeklinde tanımlanıyor. İslam Konferansı Toplantısı’nda aidat toplayamayan, günün sonunda İsrail’in Gazze’yi bombalaması, yeni yerleşimleri yasallaştırması karşısında bile sesini çıkaramayan Türkiye’nin yıldızı nerede yükseldi de, tüm dünyayı ürküttü belli değil, ama hikâye bu ya, pireler deve, develer pire olmuş, o olmuş, bu olmuş ...
Aslında, sorunları, hataları, zaafları ile yüzleşemeyenler bireysel düzeyde de sıklıkla benzer bir yol tutarlar; sorumluluk onların değil, başkalarınındır, düşmanları kuyularını kazmıştır, nedense onların düşmanları çoktur, nefes aldırmaz, tüm talihsizlikler onları bulur. Bir adım ötesi, herkesten, her şeyden, hatta en yakınlarından bile kuşkulanmaktır. Sorunları çözmeye çalışmak ve bunun için hatalar ile yüzleşmek ağır geldikçe, savunma mekanizması daha da hızlı çalışır, zaaflar yüceltilir, ‘değerli yalnızlık’ olur, o da olmadı ‘Haçlı seferlerine karşı mücadele’ olur. Buna karşı, her itiraz öfkelerini artırır, öfkeli tutumlarının olumsuz sonuçları ise, sadece kuşkularının teyidi olarak görülür, iş daha da köpürür.
Yok, mevcut iktidar ve çevresinin, içte ve dışta sürekli düşman görme ve/veya yaratma stratejisini, masum bir psikolojik kısırdöngü şeklinde açıklamaya çalışmıyorum. Kuşkusuz, işin içinde, referandum öncesi gerginlikten siyasi kazanç çıkarma, gerilimi bilinçli artırma hesabı var. Bu tam bir siyasal ufuksuzluk ve dahi siyasi kazanç uğruna toplumsal barışı, uluslararası ilişkileri feda etme sorumsuzluğu. Ancak, daha kötüsü söylediklerinin sadece siyasi taktik olmama ihtimali, yani gerçekten de dünyayı ve yönettikleri ülkeyi, karşılaştıkları sorunları, hepsini bu çerçevede algılamaları. Yani sahiden, kendilerinin sadece sandıkların değil, ‘tarihi seyrin ve ilahi takdirin seçilmişleri’ sanmaları, buradan hareketle misyonlarının tarihi ve hatta ilahi olduğuna inanmaları. Sahiden, bu ülkede yaşayıp kendileri gibi düşünmeyen milyonlarca insanı, her türden muhalefet çevresini ‘düşman’ gibi ve/veya dış düşmanlarının piyonları olarak algılamaları. Yani sahiden, dünyanın Türkiye etrafında döndüğünü sanmaları, dünyada dost düşman herkesin Türkiye’ye husumet konusunda anlaşmış ve büyük bir plan üzerine sözleşmiş olduğunu düşünmeleri.
Bir ülke için, iktidar çevresinin, siyasi taktik olarak gerilimden, toplumsal barışı dert etmemekten kazanç umması yeterince endişe verici, ama inanın, daha tehlikeli ve ürkütücü olan, dünyayı, Türkiye’yi, bu ülkede yaşayan farklı çevre ve insanları bu mercek altında görmek, siyasetini bu algı üzerine inşa etmek. Halihazırda, ülke olarak, geleceğimize dair en büyük tehlike bu zeminde mayalanıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024