Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
Geçen hafta Aysel Tuğluk’un DTK’da yaptığı konuşma tartışmalara yol açtı.
DTK, seçimler öncesinde bir durum değerlendirmesi yapmak ve hatta seçimlere katılma konusunu karara bağlamak üzere toplanmıştı.
Hatırlardadır, DTP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması sürecinde, sine-i millete dönme kararını görüşmek üzere yine Diyarbakır’da toplanan DTP Merkez Organları, sine-i millete dönme kararı almış ama Öcalan böyle bir şeye rıza göstermediği için, Diyarbakır’da alınan karar, Ankara’da ve Meclis’te kalma yönünde düzeltilmişti. Dolayısıyla, her ne kadar Öcalan son görüşmelerinde sivil Kürt siyasetine birtakım eleştiriler yöneltiyor olsa da, henüz Kürt sorununda ‘sıfır noktası’ anlamına gelecek Diyarbakır merkezli bir siyaset kararı da vermiş değil. Bütün umutsuzluğuna rağmen..
Dolayısıyla Öcalan bu konuda bir şey dememişken, DTK’dan seçime katılmamak konusunda bir karar beklemek çok da gerçekçi görünmüyordu.
Bu toplantıda muhtemelen Diyarbakır merkezli bir siyaset anlayışı için eğilim yoklaması yapılmış oldu; ama bu toplantıyı daha da önemli kılan bence, Sayın Tuğluk’un yaptığı konuşmanın muhtevasıdır.
Tuğluk’un konuşması, seçimlerde oy arttırmak, tabana moral vermek gibi taktiksel amaçlarla yapılmış bir konuşma değildi.
Bu konuşma, BDP-PKK’nin temsil ettiği Kürt siyasetinin yeni manifestosu niteliğinde bir konuşmaydı..
Peşinen söylemek lazım. Öcalan’ın, eğer sağlıklı ve samimi bir müzakere süreci başlamazsa, 15 hazirandan sonra başlayacak olan ‘cehennemi’ hatırlatan sözleri ortadayken, Tuğlukun “kötü şeyler olacak” demesine takılıp kalmanın bir anlamı ve faydası yok.
Yeni bir döneme giriliyor. BDP seçimlerden güçlenerek çıkacak, alacağı oylarla belki barajı aşacak, belki de yakın bir yerde duracak. YSK kararına karşı gösterilen ulusal çapta tepkiler, BDP’nin meşruiyet alanını güçlendirdi. Ama önce, Dersim operasyonu ardından Kastamonu eylemi, her şeyi yeniden berbat etti.
Dersim ve Kastamonu hadisesi siyasal alanın, her an için şiddetin gölgesinde kalabileceğini ve her iki alan söz konusu olduğunda, sınırın hâlâ şiddeti elde bir imkân olarak tutanların iradesiyle belirlendiğini ortaya koyması bakımından çok önemlidir.
Çünkü bu her iki eylem, bana göre evet Kürt sorununda sıfır noktaya, yani yeni bir tarihî sürece işaret ediyor.
Kürt siyaseti önüne yeni bir yol haritası koydu. Yeni bir şey değil bu, ama Tuğluk bir kez daha deklere etti bu yol haritasını.
Buna göre, Kürtler, bundan sonra, hak temelli bir mücadele için değil, Demokratik Özerk Kürdistan için mücadele edeceklerdir.. Bu statünün anayasal güvenceleri yaratılmadığı sürece, Kürt sorunu çözülmüş sayılmayacaktır. Kısacası, üniter devlet ve Kürt toplumu arasındaki siyasi ilişkiyi veya statüsüzlüğü Kürtler ret ediyor.
Liderin Öcalan, sisteminin KCK sistemi, merkezin Diyarbakır ve statünün adının da Demokratik Özerk Kürdistan olduğu siyasi bir statüyü elde etmeyi hedefleyen yeni bir siyaset anlayışı söz konusudur.
BDP-PKK çizgisine göre, Türkiye’nin siyaseten durduğu yer ne olursa olsun, yeni statüyü tanımaya elversin, vermesin, Kürtler bu statüyü yaşadıkları coğrafyada kendi kendilerine hayata geçirme gücüne sahiptir ve bu deneyimi yaşamak için Türkiye’deki siyasi süreçlerin sonucuna katlanmaya ve sabır göstermeye mecbur değillerdir. (Mehmet Altan’a bir Kürt siyasetçinin söyledikleri bu bakımdan çok önemli: Seçimlerde yer yer yüzde 90 oy alınacak ve eğer Türkiye sorunu çözmezse, çözüm için uluslararası aktörlerin muhatap kılınacağı arayışlar başlayacak. Star, 7 mayıs)
PKK-BDP’ye göre, AK Parti’nin muhatap olma misyonu sona ermiştir. Böyle düşünmek işte sıfır noktaya işaret eden bir durum. Çünkü, AK Parti’nin yakın zaman için, CHP ve MHP koalisyonu dışında bir alternatifi yok.
Peki bu durumda, devleti ve hükümetleri bir yana bırakıp Türk halkını hedef alan bir politika seçenek olabilir mi?
Sıfır noktasının yol açacağı felaketlerden belki böyle bir tutum izlemek, bizi koruyabilir diyeceğim, ama böyle bir şeyin mümkün olabileceğine inanmamız için ortada hiçbir sebep yok. Maalesef Türk halkı Kürt meselesinde kendi devletinden ve hükümetinden daha ilerde değil, daha geride duruyor.
Her iki halkın ulusal psikolojilerine iyi gelebilecek bir politik tutumun hayata geçmesi, şiddetin sona ermesine bağlıdır. Yani, Dersim ve Kastamonu’nun asla bir daha yaşanmayacağına insanların inanması gerekiyor.
Genel şartlar böyleyken, acaba Kürt siyaseti neden farklı bir tutum içine girdi?
Sıfır noktasına meyletmenin uluslararası sebepleri var mı?
l Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da başlayan devrimler, Kürt sorununda da, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönemin habercisi gibiydi.
l Suriyeli Kürtlerin diyasporadaki temsilcileri, bir yandan bu ülkedeki Kürt nüfusu kanlı gösterilerden ve sokak hareketlerinden uzak tutmaya çalışıyor, bir yandan da, Kürtlere özerk bir statü talebinde bulunuyor.
l Güney Kürdistan, Kürt milliyetçilerinin, ulusal birliğin ne olursa olsun korunmasını tavsiye eden yazılarına, açıklamalarına rağmen, üç büyük ulusal parti arasında kılıçların çekildiği yeni bir mücadele alnına dönüşüyor.
l PJAK İran Kürtlerinin umudu haline geldi.
Bana kalırsa, PKK bu tabloda, sadece Türkiye Kürtleri arasında değil, Ortadoğu’daki Kürt nüfus arasında giderek artan bir siyasi itibara ve misyona mazhar olmaya aday bir hareket olarak öne çıkıyor.
Bu siyasi gücü korumak ise Diyarbakır merkezli bir siyasetten, “Türkiye’den bana ne, ben sistemimi kurarım, êdi besê” diyen bir anlayıştan geçmiyor. Tam tersine, koşullar êdi besê dedirtecek ölçülerde ağır olsa bile, Kürt halkının Türkiye toplumundan ve sisteminden siyasi kopuşuna yol açacak hiçbir siyasi tercih bugünün koşullarında denenmeye değer değildir.
PKK siyasi kopuşu ve ayrışmayı besleyen bir savaşın tarafıdır.
Ama bugüne kadar, siyasi ayrılığı ve kopuşu kolaylaştıracak stratejik bir programla hareket ettiği söylenemez.
Bu bakımdan, fikir beyan etmekten imtina ediyor olsalar da, sıfır noktasının bütün Türkiyeli Kürtleri endişelendirdiğini ve korkuttuğunu tahmin etmek zor değil.
Kürt toplumunun geleceğini yer yer alınan yüzde 90 oy üzerinden kurmaya çalışmak, bu yüzyılda hiç de çoğulculuğa ve demokrasiye uymayan bu türden sonuçlarla övünmek benim anlayabileceğim bir şey değildir.
Dolayısıyla, bu sonuca güvenerek sıfır noktasında siyaset yapmak, bunu denemeye kalkışmak, yer yer yüzde 90 oy alınamayan alanlarda yaşayanların suskunluğunu bir anda sona erdirebilir.
Yeni bir statü derken, Kürtler içinden çıkılmaz bir iç siyasi bölünme ve çatışma içine girebilirler. Bunun belirtileri yok değildir.
Eruh ve Şemdinli birinci sıfır noktasıydı. İkinci sıfır noktası, 1984’te, ilk silahın atılmasıyla başlayan sürecin yol açtığı kayıplarla kıyaslanmayacak sonuçlara yol açabilir. İkinci sıfır noktasının başlaması halinde, her iki halk arasında büyük bir ulusal etnik çatışma kaçınılmaz hale gelebilir.
Kürt sorunuyla oyun oynamanın zamanı değil artık.
Sıfır noktasında siyaset yapmanın da, BDP’ye “Gel kardeşim Meclis’e”, PKK’ye, “Yok ederim seni dağda!” demeyi hâlâ yegâne seçenek olarak gören anlayışın da sonu felakettir.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012