Oya BAYDAR
T.C Devleti’nin Özel Harekat Timi komutanı, Yüksekova’da bir şantiyede çalışan 52 işçiyi, elleri arkadan bağlı yüzükoyun yere yatırmış böğürüyor: “Ne yaptı lan size bu devlet! Hepinizi tanıyorum ben; kim ki vatan hainliği yapıyor karşılığını görecek. Türk’ün gücünü göreceksiniz!”
Soru güzel. Cevabını da kendi içinde taşıyor. Yere yatırılmış “hain ve şerefsiz” Kürt yurttaşların bu sınavdan çakmaları mümkün değil. ‘Aha da bunu yaptı’ demeleri yeterli.
Türk ulus devletinin 100 yıldır değişmeyen zihniyet ve suç tarihi ancak bu kadar iyi özetlenebilir. 1915’te, bir milyondan fazla Ermeni’yi topraklarından süren, en az 600 bininin katledilmesine cevaz veren; tehcirlerle, soykırımla, mallarının müsaderesiyle, varlıklarına topraklarına el koymayla azınlıkların tümüne ‘Türk’ün gücünü’ gösteren devlet... 1938’de Dersim’de, başta Kızılbaş Alevîler Dersim halkını kadın, çoluk, çocuk kurşunlayan, dipçikleyen, sığındıkları mağaralarda boğan; Munzur’u kan rengi akıtan devlet… ‘Biz de varız, eşit yurtdaşlık haklarımızı istiyoruz’ dediklerinde her daim ‘şerefsiz, vatan haini’ ilan edilen Kürtleri asimile edemediğinde yok etmeyi yeğleyen devlet… Vesayetçi elitlerin laik Cumhuriyet’inde, dindar kesimleri ‘gerici/cahil halk’ ilan edip kamu ve siyaset sahnesine çıkmalarını darbelerle engelleyen, inancını ve kültürünü özgürce yaşamasına kendi normlarını, sınırlarını dayatan devlet… Alevileri, Aleviliklerini saklamak zorunda bırakmış olan, inançlarını kültürlerini yok sayan devlet… İlk sol nüvelerden, ilk sosyalist örgütlenmelerden bu yana, yüz yıldır sosyalistlere, komünistlere karşı en ağır baskıları uygulamış olan devlet… Vatanın dağlarını, ovalarını, ormanlarını yakıp kül eden devlet…
Tellaklar değişse de devlet hamamı değişmiyor
Aslında bir zihniyetten söz ediyoruz: Türk ulus devletinin bugüne kadar değişmeden süren özünden… Bu devletin adının Türkiye Cumhuriyeti olmasını dahi kabullenemeyenler var. Geçenlerde bir TV programında MHP adına konuşan milletvekili, ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları’ diyen başka bir katılımcıya, ‘Biz Türk millî devleti diyoruz’ ikazında bulundu. Yüksekova’daki devlet memuru özel timci aynı zihniyetin alanda görevli eli sopalısından başka bir şey değildi Türk’ün gücünü göreceksiniz, derken. Üstelik o kadar emin ve memnundu ki şerefsiz Kürtlere yaptıklarından, utanmak çekinmek bir yana, sahneyi videoya bile çektişmişti; izledik. Haber sosyal medyaya düştüğünde, bir bölümünün adı TC.’li, bir bölümü TC. rumuzsuz onbinlerce ‘asil Türk vatanseveri’nden aldığı: ‘Şerefsiz Kürt hainlerine az bile yapmışsın, ellerin dert görmesin, hepsini gebertmek lazım bu itlerin’ türünden övgü ve destek, Hrant Dink katledildiğinde sosyal medyayı istila eden, ‘Ermeni döllerinden biri eksildi, vuranın elinde gül bitsin, daha kaç tane kaldınız, vb.,vb.’ mesajlarını andırıyordu.
Yüksekova’daki özel timci; İstanbul’da mahalleleri basan, gösterilere saldıran özel olmayan timci, devlet adına yurttaşa hakaret hakkını kendinde gören irili ufaklı memur, nefret dili kullanan siyasetçi, bu dili algı operasyonlarında saldırı silahı olarak kullanan yazar çizer ve Cumhurbaşkanı’ndan parti başkanlarına, TSK’nın üst kademelerinden iktidar sözcülerine kadar hepsi, aynı zihniyetin taşıyıcıları. Siyasal iktidarın kim olduğu hiç mi hiç fark etmiyor. Dün, darbeci vesayetçi iktidarların söylemi eylemi neyse, dünün mağdurları bugünün muktedirleri İslamcıların söylemi eylemi, hem de katlanmış katmerlenmiş olarak aynı. Dün Kürt halkına pislik yedirenler, bastıkları köylerde erkekleri çırılçıplak soyup erkeklik organlarına bağladıkları ipleri karılarına sürütenler bugün işçileri yere yatırıp ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’ diye tekmeliyorlar. (İyileşme var diye sevinelim mi?) Dün Kürtlere, Ermenilere, azınlıklara, ötekilere zulüm uygulayanlar devlet tarafından nasıl taltif edilip terfi ettirilmişse, devlet nezdinde itibar görmüş, rütbe almışsa bugün de Roboski katliamı sorumluları, Hrant Dink’in katledilmesinin arkasındaki küçükler büyükler, son olarak Dirik’te 13 Kürt köylüsünün öldürülmesinden sorumlu 13 kez idama mahkûm edilip delil yetersizliğinden paçayı kurtaran, son YAŞ’ta tümgeneralliğe yükseltilen Musa Çitil gibiler devletten iktidardan aferin alıyorlar.
TC devleti hamamının eski tellaklarının emekli olması, iktidardan uzaklaşması bir şey fark ettirmiyor, yeni tellaklar (şimdilerde AKP) devletleştikleri oranda geleneğe sahip çıkıp zihniyetin uygulamalarını misliyle sürdürüyorlar.
Çözüm umudu var mı?
Umutsuzluk, karamsarlık, çözümsüzlük bu zihniyetten kaynaklanıyor. Partiler, hükümetler, iktidarlar, devlet kadroları ve de dünya, Türkiye, halklar değişiyor ama Türk ulus devletinin özü olan hâkim zihniyet pekişerek sürüyor, kendini sürekli üreterek kitlelere yayılıyor, kitlelerde yandaş buluyor.
Peki ne olacak, bu şiddet, kan ve cinnet sarmalı nasıl bitirilecek? Ben göremeyecek de olsam, bir gün sona erecek, biliyorum. Biliyorum çünkü en korkunç karabasandan bile uyanılır. Ama nasıl?
Dil ile düşünce, yani zihniyetin ifade biçimi birbirini etkileyerek gelişir. Kürtlere şerefsizler, hainler diyenin (hatta HDP’ye oy verenleri bile şerefsiz hain addedenlerin); kim olursa olsun ötekine karşı kin ve nefret dili kullananın; Ermeni’yi ‘affedersiniz Ermeni’ diye aşağılayanın, farklı inançları karalayan dil kullananın (misal: Dini Zerdüşt olanın); inançlı Müslüman’a ‘gerici yobaz’, inançsıza kâfir diyenin dilini düzletmesi bile bir adımdır. Hele de kitleleri etkileyebilen liderlerin, kamuoyu önderlerinin, sözü yazısı kitlelere ulaşabilenlerin dillerini değiştirmeleri, hiç değilse kendilerine hâkim olup hakaretten küfürden kaçınmaları siyasî iklimi yumuşatmakta düşündüğümüzden çok daha etkili olabilir.
Hepimiz kendimize düşeni yapmaya çalışalım, barış dilini zorlayalım. Bu da sanıldığından daha ileri bir adımdır ama devlet zihniyetinin değişmesi ancak ve ancak tekçi Türk ulus devletinin değişmesiyle, çağdaş demokratik, çoğulcu hizmet devletine dönüşmesiyle mümkündür. Bunun somutlanması; devletin idarî yapısından anayasasına kadar çoğulculuk ve demokratik özgürlük/özerklik yönünde değişmesidir. Çoğulculuk denilen şey belli bir coğrafyada birlikte yaşamaya yazgılı farklı etnik ve kültürel kesimlerin, farklı milliyetlerin, farklı dil, din ve inançların, kendi hakları ve özgürlükleriyle eşit yurttaşlar olarak egemenliğe tam ortak olabilmeleridir. Çoğulculuğun sözde değil özde kabulü kadim devlet zihniyetinin gerçekten değişmesinin olmazsa olmaz koşuludur.
Bu konuda çok laf üretmiş olan AKP, işe gelince çoğulculuğun reddinde ve tektekçilikte eskileri aratır hale geldi. Her siyasetten, her kesimden -sağlı sollu Türk faşistleri ve milliyetçilerinin yüreklerini, akıllarını kan ve nefret bürümüş azgın güruhları dışında- bütün Türkiye insanlarının barışın ve çözümün anahtarının çoğulculukta olduğunu kavramaya başladıklarını düşünüyorum. İdarî yapıdan yasalara kadar bu çoğulculuğu hayata geçirecek bir toplumsal-siyasal program çevresinde, bu programın hazırlanış aşamasından başlayarak biraraya gelecek güçler (yani gerçek bir Türkiye koalisyonu) bugünün karanlığından kurtulup geleceğe bakabilmemizin tek umudu gibi geliyor bana.
Günün toz dumanı arasında, çatışma ve şehit haberlerinin ortasında hayalci hatta saçma gelebilir sizlere; ama ben böyle bir umudun taşıyıcı güçlerinin başında Kürt halkı ve Kürt siyasal hareketiyle Türkiyeli barışçıların, demokratların, özellikle her kesimden kadınların geldiğini düşünüyorum. Onların taş taş örecekleri çoğulcu, özürlükçü, barışçı, genç birlikteliktedir umudumuz.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024