Serdar KAYA
Kanada’nın en muteber siyaset bilimi dergisi Canadian Journal of Political Science’ın (CJPS) Haziran 2012 sayısında yayımlanan bir makale, Kanada’nın Kuzey Amerika yerlilerine karşı kültürel soykırım suçu işleyip işlemediğini sorguluyordu. Soykırım sorgulamasına konu olan uygulama, Kanada’nın 1880’lerde yerli çocuklar için tesis ettiği yatılı okul sistemiydi.
Özellikle 1946’ya kadar aktif olan sözkonusu okullar, beş ila 16 yaş arasındaki bütün yerli çocuklarazorunlu eğitim hizmeti veriyordu. Okulların devlet-kilise işbirliğiyle yönetilmesi, yerlilerin yaşadıkları rezervasyonların dışında bulunması ve bütün öğrencilerin yatılı olması gibi nedenler ise, yerli halkların zaman içinde beyaz kimliğe asimile olması sonucunu doğuruyordu. Ancak bu asimilasyon, sistemin yapısının bir yan ürünü değildi. Aksine, devlet, okul sistemini, yerlileri beyaz kimliğe asimile edecek şekilde tasarlamıştı. Bu amaç gizlenmiyor, hatta (o dönemde böyle şeyler normal görüldüğünden) açıkça ifade ediliyordu.
Yerli aileler, okulların asimilatif yapısından elbette rahatsızlardı. Ancak beyaz adamın kanunlarıkarşısında tamamen aciz durumdaydılar. Çocukları okul çağına geldiğinde bu devlet okullarına gidiyor, kendi dillerini konuşmalarının yasak olduğu bu ortamda yıllarca eğitildikten sonra kültürlerinden uzaklaşıyor, neticede eski kuşaklar ile yeniler arasında uçurumlar ortaya çıkıyor, ve bu durum yerli halkları parçalıyor, travmatize ediyordu. Dahası, ilgili okullarda yerli lisanlarda konuşan öğrenciler cezalandırılıyor, yerli kültür aşağılanıyor ve çocuklar zaman zaman fiziksel şiddete ve hatta cinsel tacize maruz kalabiliyorlardı.
Bu uygulamaların hepsi zaman içinde sona erdi. Kanada bugün itibariyle (Avustralya ile birlikte) dünyanın çokkültürlülüğü en fazla benimseyen ve yerli kültürleri hem maddi hem de manevi anlamda en fazla destekleyen ülkesi durumunda. Ülkenin milli sembollerinde ve kamusal alanında artık yerli geleneğe ait kültürel ögelere de yer veriliyor.
Özür ve af
Bu çokkültürlü yapı oluşurken, geçmişteki yanlışların sorumluları, mağdur ettikleri insanlardan özür dilemeyi ve artık geri döndürülemeyecek olan yanlışlarını kısmen de olsa telafi etmeye çalışmayı da unutmadılar. İlk olarak, okulların idaresinde rol alan bütün kiliseler, 1986 yılından itibaren birer birer yerli halklardan özür dilemeye başladılar. 1998 yılında, Kanada devleti bir Barış Bildirgesi yayınladı ve mağdur ettiği yerlilerden özür diledi. Devlet, buna ek olarak bir de mağdurların sorunları ile ilgilenecek bir vakıf kurdu ve bu vakfa 350 milyon dolarlık bir fon aktardı. 2005 yılında, onbinlerce mağdurun sorunlarını çözmek üzere harcanacak olan 1,9 milyar dolarlık bir tazminat paketi onaylandı. Hükümet üyeleri, ilgili paket vesilesiyle, okullarda yerli öğrencilerin yıllarca maruz kaldıkları uygulamaların ülkenin tarihindeki en ırkçı ve utanç verici hadise olduğunu söylediler. 2008 yılının haziran ayında, ilgili okullarda takriben 100 yıl boyunca işlenen suçların araştırılması için bir barış komisyonu kuruldu. Halen çalışmalarına devam eden bu komisyonun kurulmasından bir hafta sonra, Kanada başbakanı mecliste yerli halklardan resmî olarak özür ve af diledi.
Peki, ilgili uygulamalar bir kültürel soykırıma karşılık gelir mi? CJPS’te yayımlanan makale, yerli çocukların maruz kaldığı kitlesel asimilasyonun yerli kültürleri topyekûn zedelediğini ve hatta bazı kültürleri tamamen ortadan kaldırdığını belirtiyor. Makalenin yazarları, okullardaki uygulamaların, takriben aynı yıllarda Avustralya’da yaşanan ve bugün bir soykırım olarak görülen (yerlilerden beyazlara yapılan) çocuk transferleri ile aynı sonuçları doğurduğunu da iddia ediyor ve bu soruya “Evet” yanıtını veriyorlar.
Sonsöz
Soykırım kavramı 1940’larda ortaya çıktı. 1970’lere gelindiğinde Türkiye 1915’i çoktan unutmuş, soykırım kavramını ise hâlâ öğrenmemişti. Bu, dünyayı geriden takip etmekle ilgili bir durumdu ve bunun bir bedeli vardı.
Son dönemde bu konularda çok fazla mesafe alınmış olsa da, Türkiye bugün hâlâ dünyanın çok gerisinde. Kürtçe eğitime gösterilen direnç, bunun bir göstergesi. Ve tabii bunun da bir bedeli olacak...
(Önümüzdeki pazar: Türkiye örneği.)
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.06.2019
17.06.2018
6.04.2015
23.03.2015
16.03.2015
20.01.2015
15.01.2015
17.11.2014
1.10.2014
12.08.2014