Sezin ÖNEY
Türkiye, dil hakları alanında, “düşük yoğunluklu savaştan”, “düşük yoğunluklu demokratikleşmeye” gelebildi ancak. Klişe, “eskiden bir Kürtçe kaset bile dinlenemezdi” söylemi, 2002’de de, dil haklarına yönelik ilk düzenlemeler, Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde yapılırken de hep dillerdeydi.
“Nereden nereye geldik”...
Bu söylem kendi içinde bir gerçekliği ifade etse de, sürekli yinelenmesi, bir süre sonra statükonun teminatı hâline gelmesine neden oluyor. Büyük mesafeler kat edildiği algısı, sahte bir pembelik yaratıyor ve yasamadan yürütmeye ve yargıya, klasik devlet reflekslerini korumanın, ataletin bahanesi oluyor.
Başbakan’ın Demokratikleşme Paketi’ni açıklarken, yasal tadilata tabi tutulacağı sinyalini verdiği 2923 sayılı “Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin Öğrenilmesi Hakkında Kanun”, 2002’de adı değiştirilene kadar, “Yabancı Dil Eğitimi ve Öğrenimi Hakkındaki Kanun” idi.
Bir kere, kanunun 11 yaşına giren “yeni” adının “betonluğu” bile çok şey anlatıyor; bozuk Türkçesinin yarattığı gülünç duruma hiç girmeyelim.
Söylemeden geçemeyeceğim, bazen devleti insanlardan korumak için şekilden şekle girerek bu kanunları yazan bürokratik tipolojiyi gözümde canlandırmaya çalışıp çok da eğleniyorum.
2923 sayılı kanun, Lozan’la hakları korunma altına alınan Rum, Yahudi, Ermeni cemaatlerinin okullarını (gene 1920’lerde Bulgaristan’la yapılan bir anlaşma sonucu Bulgar cemaatini de ki fiilen yoklar zaten) ve İngilizce başta olmak üzere “yabancı diller” olarak kabul edilen dillerin öğretimini ilgilendiren bir kanun olarak 1983’te “darbe zihniyetiyle” tasarlanmıştı. Lozan bilindiği gibi, Müslüman olmayan cemaatlere, azınlık statüsü kazandırıyor. Lozan’da hiçbir grup ismen zikredilmiyor ama Cumhuriyet, Osmanlı’nın Millet Sistemi’ni devralarak bu hakları Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatleri için uyguluyor. Süryaniler gibi diğer bazı Müslüman olmayan gruplar ise kapsama dışında.
2002’de ve 2003’te bu yasaya atılan çentikler, özel dil kursların açılmasını ve ertesinde bazı üniversitelerdeki bölümlerde bazı derslerin Kürtçe yapılmasını sağladı ama devlet zihniyetini yansıtan kanundaki “yabancı dil” ötelemesi, üzeri “farklı dil ve lehçeler” şeklinde şekerle kaplanmasına rağmen, aynı kaldı.
“Kapı gibi” 1982 Anayasası, 42. maddesi ile anadilde eğitimin kapısını kapatıyor: “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.”
Anayasa değişmedikçe, özel veya devlet okulu, fark etmez, Türkiye’de anadilde eğitim mümkün değil.
Ancak, “anadil eğitimi” veya “anadilde eğitimimsi” olarak nitelenebilecek biçimde, bazı dersler Türkçe dışındaki dillerde yapılabiliyor. İngilizce eğitim yapma iddiasındaki özel kolejlerde bile, birçok ders Türkçe okutulmak zorunda. Tam manasıyla, anadilde eğitim ancak, diplomatik statülü okullarda mümkün.
Türkiye’deki “anadilde eğitimimsiye” en yaklaşabilen örnek, Ermenice öğretimin mevcut olduğu okullar. Özel okul statüsündeki bu kurumların da, devletin hiçbir desteği olmadığı gibi olabilecek her konudaki kösteğinden ötürü zaten çok sorunları var.
Anadilde eğitim talebi olan insanları, belki benimsemeyecekleri bir “azınlık” statüsüne sokmaktan, Türkçe dışındaki anadilleri kendinden saymamaya kadar çok problemli, savsaklamacı bir yaklaşım var ortada.
Büyük ihtimalle, AKP’nin genel ve yerel seçimlerdeki temel söylemlerinden biri, “asıl paket, yeni anayasa” olacak. “Yaptırmadılar ama biz halkla yapacağız” gibi bir yaklaşımla, büyük destek istenecek. Anadilde eğitim de, pazarlık konusu olmaya devam edecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024