Sezin ÖNEY
Türkiye politikası, geçen yılda üç aşağı beş yukarı aynıydı; tüm “sarsıcı” gelişmelere karşın, gelecek yıl da üç aşağı beş yukarı aynı olacak.
Özet geçersek, zaten olması gereken şeylerin olduğunu görünce çok bir heyecanlanıp “bayram” sevinci yaşayacağız. Mesela, askerlerle sivillerin Milli Güvenlik Kurulu’nda “karışık” oturması gibi... Ya da, Abdullah Gül’ün, “başkomutan” olarak, Genelkurmay Karargâhı’nda “çifte bayram” tebriklerini “kabulü” gibi... İyi de, zaten böyle olması gerekmiyor muydu? Belki de sorulması gereken soru, neden siviller olarak koca bir Cumhuriyet tarihinde bunu beceremediğimiz değil mi?
“Baskıdan ötürü başkaldıramama” hiç de iyi bir bahane değil; taassup kültürünün, Türkiye’nin hangi genetik kodlarına, her alanda, milliyetçilikten muhafazakârlığa sindiğini ve farklı biçimlerde sürdüğünü düşünmek gerek bunun yerine belki de...
Bugün, gün batışıyla beraber, gelip geçen bir bayramın ardından elde kalan lokumlar, çikolatalar, şekerler, tepsi tepsi tatlılar, misafir baskınları ve bayramlaşma ziyaretlerinin aşırı kahve-çay mesaisiyle, bolca formalite biraz neşe bakakalıyoruz.
Türkiye, tabandan gelen dönüşüm talebiyle, bir ruhani arayış içinde.
Bayram seyranlarını da yeniden keşfediyor, geleneklerini hatırlıyor, yeniden icat ediyor.
Gelenekler, bayramlar, kutlamalar, biraz da toplumun ruh dünyasının yansıması demek.
Kültürel olarak bakıldığında, Japonya dünyanın en içe kapalı, katı, eğilip bükülmesi zor toplumlarından biri. Ancak, bazı kutlamaları ve bayramlarına bakıldığında, Japonya’nın çılgınlığının üzerine yok.
Belki de, “ağır ol da molla desinler” düşüncesinin bütün sene hâkim olduğu bir ortamda, arada “çıldırmadan” da hayat geçmiyor; Japonya’da birkaç yerde kutlanan “çıplak erkek” festivalinde olduğu gibi.
Yaklaşık 10 bin erkeğin, epey “sivil” kıyafetlere bürünmüş biçimde, deliler gibi suşi yiyip, pirinç rakısıyla sarhoş vaziyette, “festivalin kralı” seçilmiş bir başka adamın peşinden koşup, ona dokunmaya çalıştığını düşünün... Hayli tuhaf bu tablonun da kendince bir mantığı var aslında...
Festival kralının, “kutsal ve gizemli güçler” taşıdığına ve ona dokunabilenin, tüm kötü şansını, günahlarını, dertlerini üzerinden attığına, arındığına inanılıyor.
Bunun dışında da, Japonya’nın alsında son derece maço kültüründe, sürekli bir ciddiyet içinde olması gereken erkekler, bir günlüğüne, tüm sorumluluk ve toplumsal yüklerinden gene “erkekçe” arınmış oluyor.
Metrelerce uzunlukta bambu çubuklarla göğe gönüllerinin dileklerini yazmaları, birbirleriyle itişip dövüşerek stres atmaları aslında herhalde, bir nevi çıldırış hali...
Britanya’daki “Centilmenler Kulüpleri” de, benzer sebeplerle, erkekler için içerikte benzer, şeklen farklı bir kaçış hali için kurulmuş mekânlar.
18. yüzyılda popülerleşen bu “kahveler”, ülkenin siyasi dönüşümünde de önemli rol oynamışlardı. Bugün Türkiye’de, “seçkinler düzeninin” sona erdiğinden bahsediyorsak, ilginç biçimde, 19. yüzyıl Britanyası’nda da benzer bir durum yaşanıyordu.
Gücün aristokrasiden halka geçmesindeki dönüm noktalarından 1832 Reform Kanunu ile beraber, “Brooks’s” gibi kulüplerin pabucu dama atılmış ve “Reform Kulübü” gibi “halka daha yakın görülen” mekânlar ilgi odağı olmuş, liberal siyasi akımın gelişmesine de katkıda bulunmuşlardı.
Türkiye, belki askerî hükümdarlıklara son veriyor ama bir yandan, bayram zamanı kendi içindeki ayrımlarla hiç de “kardeşçe” olmayan yöntemlerle boğuşuyor.
Oysa, bayramlar, genelde “birleşmek” üzerine...
Hindistan’ın güneyindeki Kerala eyaletinde, Türkiye’de “düşmanların İzmir’den denize dökülüşü” kutlanırken, dünyanın en “büyük” bayramlarından biri yaşanıyor olacak. 9 Eylül’de, 10 günlük Onam Festivali başlayacak.
Onam’ın temelinde, her dinden her sınıftan yaklaşık 32 milyon insan aynı anda, muz yaprakları üzerinde sunulan 11 çeşitten oluşan bir “şölenle” aynı “yemeğe”, aynı “sofraya” oturması fikri yatıyor.
Hindistan gibi, bir milyarı aşkın nüfusu, 1961’in istatistiklerine göre 1600’ü aşkın anadili olan bir yerde, böylesi bir “ortaklık” yaratmak ne kadar da zor, ne kadar da hayati...
Neden diğer hiçbir canlı, yemek, kutlamak, kutlarken yemeği paylaşmak gibi konuları insanlar kadar dert edinmemiş?
Bugün, insan türü olarak, dünyanın, okyanusların en dip derinlikleri de dâhil olmak üzere, yüzde 83’ünü etkiliyoruz.
Bizi, dünyadaki diğer varlıkların “hükümdarı” kılan farklılık ne?
Savaş makineleri yaratıp, düşman bellediğimiz birilerini öldürmek gibi acımasızlık örnekleri dışında, açıklaması güç, tuhaf özelliklerimiz de herhalde...
Mesela neden, diğer tüm canlılarda göz göze gelmek, tehdit algısı yaratırken, insanlar için gözünün içine bakabilmek bir samimiyet göstergesi?
Ateş etrafında toplanarak birbirine düşman olmadığını göstermek ve dayanışarak ortaklıklar kurarak doğanın gücüne hükmedebileceği düşüncesinden hareketle, beraberce yemek yiyen, yüz yüze durup göz göze bakan ilk insanlardan bugüne, korkunç ve muazzam “gücümüzün” hikâyesi, biraz da geleneklerde, bayramların öykülerinin satır aralarında gizli...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024