Sezin ÖNEY
Türkiye birden, hiç de beklemediği şekilde, uçurumdan aşağı savrulmuş gibi bir ruh hâli içinde. Siyasetteki laf dalaşları dışında fazla bir haberin konuşulmadığı uyurgezer gibi bir gündemden birden gerçeklerin kucağına düşerek uyanmak, aslında, çok da sürpriz olmasa gerek.
Türkiye uyurken, dünyada birçok şey oldu.
Derin uyku âlemindeyken Türkiye, ne Arap Baharı’nın başlattığı taban hareketlerine bağlı, lidersiz siyaset kavramının filizlenmeye başlama süreci anlaşılabildi ne de İspanya’da Indignados(Öfkeliler), ABD ile beraber dünyanın çeşitli yerlerinde de başgösteren Occupy! (İşgal!) gibi hareketleri yaratan küresel ekonomik krizin tetiklediği sorgulama süreci...
Lidersiz hareketlerle, Mısır’da devrim yapılırken mesela, Türkiye kamuoyu “Ortadoğu sokaklarında Erdoğan sevgisini” konuşuyordu.
Oysa, Mısır’da devrim sürüyor ve Erdoğan’ın esamisi bile okunmuyor.
Dünya, son birkaç yılda, boyut değiştirdi.
Yunanistan’da kriz ilk patlak verdiğinde, Atina’da bir sosyologun, “İlk kez böyle bir şey yaşıyoruz; bir Avrupa ülkesinin sistemi resmen eriyor. Toplumsal sonuçların ne olacağını, biz sosyal bilimciler olarak kestiremiyoruz bile” dediğini anımsıyorum.
Bugün Yunanistan, intiharların nasıl önüne geçilebileceğini tartışır hâlde. 2010’dan bu yana intiharlarda, yüzde 50’den fazla artış var.
Daha birkaç yıl önce, son derece müreffeh ve keyifli bir yaşamın olduğu, gecenin ileri saatlerine kadar lokantaların, sokakların dolup taştığı bir ülkeden, fıkır fıkır hayat sevinci ile dolu Yunanistan’dan bahsediyoruz.
Kısa süre önce bulunduğu İtalya’da, televizyon haberlerinin başını, “imkânsızlık” ve “yoksunluk” nedeniyle hayatını kaybedenler çekiyordu. Örneğin, hastanelerin derbederliği yüzünden yaşamını kaybeden henüz dünyaya gelmiş bebekler gibi.
Yılda, 47 milyon turistin geldiği bir kent olan Roma’da, metrodan şehrin temizliğine bir sürü hizmet sorunu yaşanıyor.
Daha dün, dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olan İtalya’dan bahsediyoruz.
Avrupa Birliği’nin istatistik kurumu EUROSTAT’a göre, İspanya’da ve Yunanistan’da, gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 53’e yakın... Bu gençlere, “kayıp kuşak” deniyor.
Paris’te L’Institut d’Études Politiques’te ekonomist olan Jean-Paul Fitoussi, “Çalışan dar gelirli kesim, aynı 19. yüzyıl şartlarında yaşıyor. Dokuz metrekarelik apartman dairesinde beş kişi yaşayanlar var. Isıtma, giyecek, hatta yiyecek gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyorlar” diyor.
ABD için, “artık üçüncü dünya ülkesi” yorumu yapılıyor.
Gazeteciler Larry Elliott ve Dan Atkinson, Going South: Why Britain Will Have A Third World Economy By 2014 (Güney’e Dönüşmek: Neden Britanya, 2014’te Üçüncü Dünya Ekonomisi Olacak?) isimli yeni çıkan kitaplarında, ülkenin giderek “işlemez” hâle geldiğini savunuyorlar.
Dünya, bu noktaya bir günde gelmedi; Türkiye, aşırı özgüven ve ego patlaması içinde, ticareti dünyalılaşırken, dünyanın nabzını tutabilmeyi, siyaseten fena ıskaladı.
Kürt Sorunu, bugün artık farklı bir patlama içinde.
Bundan bir yıl kadar önce Sebahat Tuncel, “Arap Baharı”nın Kürtler arasında da bir başkaldırıya yol açacağını savunduğu bir yazı yazmıştı New York Times’a. Haziran 2012 tarihli, “Arab Spring, Kurdish Summer” (Arap Baharı, Kürt Yazı) başlıklı bu yazıda Tuncel, çok doğru bir konuya parmak basıyordu. Ancak, bence bu yazı, BDP’nin “Kürt Yazı”nı temsil eden siyasi hareket olacağı öngörüsüne dayandığından, “büyük resmi” kaçırıyordu.
Dünya genelinde, hem Arap Baharı, hem de küresel ekonomik kriz sürecinde ortaya çıkan halk hareketleri, aslında var olan hiçbir politik kurum, kuruluş, örgüt tarafından temsil edemeyecek denli bireysel ve içten gelen bir öze dayanıyorlar. İnsanın canına tak demesi hâli tam.
Türkiye, darbeler ülkesi olma sorununu halletmek yolunda, 2007 Muhtırası sonrası, toplumsal bir heyecan içindeydi. Kaygılar, korkular ve tepkiler, bir toplumsal dinamik oluşturmuştu.
O dönemin ertesinde, yakalanan heves ve arzu, Kürt Sorunu’nun çözümü için harcansaydı eğer, Türkiye bambaşka bir değişim sürecine girerdi. Bir anlamda, şeytanın bacağı kırılırdı.
İspanya’da Bask Sorunu, ETA ve Kuzey İrlanda, IRA örnekleri bir anlam ifade edebilir; çözüm süreci, uzun ve zorlayıcı bir süreç olsa da, uluslararası örneklerle karşılaştırmalı bir şekilde yürütülebilirdi.
Bugün ise, Türkiye değil Kürt Sorunu’nu, yakıcı bir şiddetle ifade bulan tüm toplumsal sorunlarını çözebilmek için yalnız başına, artık Avrupa Birliği’nin sunduğu örneklerden de medet umamayarak, pusulasını kaybetmiş vaziyette debelenmek zorunda.
Üstelik de, Türkiye’nin devleti, hiç hazırlıksız yakalandığı bir sınavda, insanlarına haklar ve özgürlükler alanında, tarihinde hiç yapmayı denemediği ölçüde, geniş kapsamlı ve yaratıcı arayışlarla yeni imkânlar sunmak durumunda; eğer, ancak sürekli artan ölçüde baskıyla düzenin devam ettirilmeye çalışıldığı, cinnetin kıyısında bir yer hâline gelmeyi istemiyorsa.
Türkiye’de artık, yıllardır yapılan, artık tavsamanın ötesinde, tahammül edilemeyecek derecede boğucu hâle gelen abuk sabuk güvenlik ve milliyetçilik takıntılı söylemler bir an önce sona ermezse, daha da vakit kaybedilirse bunlarla, bundan kısa bir süre sonra, Yunanistan ve Suriye karışımı bir hâle dönecek bu ülke.
Artık korkmanın zamanı geldi; çünkü gelecek başladı bile ve Türkiye, hâlâ geçmiş zamanda yaşıyor.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024