Tuncer KÖSEOĞLU
Öncelikle dün gece aldıkları ‘iki günlük sokağa çıkma yasağı’ nedeniyle iktidarı tebrik etmek istiyorum. Zaten aksini söylemek mümkün değil, ne de olsa hikmetinden ve aldığı kararlardan sual edilemeyecek, bir yönetime sahibiz. 80 milyonun üzerinde kişinin yaşadığı bir ülkede virüs salgınıyla mücadele ediyorsanız, bunun suçlusu peşinen söyleyeyim orada yaşayan halktır. Varlıklarıyla iktidarı müşkül duruma düşürdüler, esefle kınıyorum!
Dün gece özelinde ise ayrı bir tebriği hak ediyor, devletimizi yönetenler. Gün dönümüne iki saat kala, daha önce giriş çıkışların yasak olduğu 30 Büyükşehir ve Zonguldak ilinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Saat 22.00’da yayınlanan İçişleri Bakanlığı genelgesinde iki gün sokağa çıkamayacak insanların acil ihtiyaçlarını nasıl giderecekleri konusunda hiçbir ayrıntı yoktu, sadece yasak vardı. Bir saat sonra bu genelge ayrıntılandığında ise çoktan iş işten geçmişti. Genelgeye birlikte kendini sokağa atan vatandaşlar, o saatte açık buldukları fırınlara, büfelere, marketlere akın etti, hiçbir sosyal mesafe kuralına aldırmadan acil ihtiyaçlarını gidermeye çalıştı.
Bir pandemi krizi nasıl kaosa sokulur, nasıl yönetilemez hale getirilir, bunu yaşadık dün gece… Burada bir soluklanıp durmak lazım suçlamadan önce. Devlet aklı diye bir şey var, onlardan iyi mi bilecek vatandaşlar. Kararlarının doğruluğundan şüphe edilmesi bile akıllara getirilemeyecek yöneticilerimiz, “İntihar edeceksek yaşayarak edelim” diyerek, virüs kapmamak için direnerek evde kalanları, sosyal mesafeyi koruyanları ani çıkarılan sokağa çıkma yasağıyla birlikte sokaklara döktü. Bir açıdan bakıldığında dahice bir fikir de denebilir. Böylece virüs kapmayanlar da enfekte olacak, ölen ölecek, direnip hayatta kalanlarla yola devam edecek memleket... Bir kriz bundan daha iyi nasıl yönetilebilir?
Bilim Kurulu Üyeleri, dün gece yaşanan kaosun acı sonuçları olacağını, bunun da 10 gün sonra ortaya çıkacağını söyleseler de aynı fikirde değilim. 10 gün sonra aşırı yığılmayla en fazla sağlık sistemi çöker, toplumun büyük bölümü bu virüsü kapar, çoğu hastaneye bile gidemeden atlatır, arada ölenleri şehit der, yolumuza devam ederiz. Zaten Diyanet bunun önlemini şimdiden aldı, koronavirüsten ölenleri ‘şehit’ olarak ilan etti. Bu şehitlik olayını pek anlamasam da devletimizin en makbul kurumlarından olan diyanetten daha iyi mi bileceğiz!
Dün gece giderek daralan ve tek bir ses haline gelen ülke yönetiminin yarattığı basiretsizlikten doğan kaosun günahkarları da bulundu haliyle. Sokağa çıkanlar! Yeter ki devletimizi yönetenlere eleştiri, tek laf gelmesin… O saatte açık olan marketlere büfelere akın eden, ‘cahil’, ‘aç gözlü’ kısaca ‘bidon kafalılar’ bu kaosun sorumlusu. Acil ihtiyaçlarını gidermek için ya da belirsizliğin yarattığı korkuyla sokağa fırlayan ve genelde orta sınıf olarak adlandırılan, ‘bidon kafalılar’, özellikle de iktidarı kayıtsız şartsız can siperane savunanlar tarafından suçlu ilan edildi bile. Yine de şükretmek lazım halimize, bir zamanlar kendilerini ülkenin muktediri olarak görenler AKP’ye oy verenleri, “Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, makarnacı, kömürcü…” olarak niteliyordu. 18 yıllık AKP iktidarı sayesinde, çok şükür “Bidon kafa” sınıf atladı. Yoksul kesime söylenen bu aşağılayıcı tanımlar, şimdi iktidarın sözcülüğüne soyunan gazeteciler, kendilerini ‘kanaat önderi‘ mertebesine yükseltenler tarafından satın alma gücü olan orta sınıfa yöneldi. Bundan daha büyük devrim mi olur?
Benim bidon kafalı oluşuma gelince; sokağa çıkma yasağının olduğu bir şehre bağlı küçük bir balıkçı kasabasında yaşıyorum bir süredir. Açıkça söylemek gerekirse, koronavirüsten sonra kışın gördüğümden daha çok insan görüyorum bu kasabada. Büyükşehirlerden kaçıp buraya gelenlerin etkisi olsa da yine çok fazla değil. Hemen herkes, sosyal mesafesini koruyor, sahilde hepitopu beş kişi görürken, yasak gelince o da kalmadı. Virüsten etkilenmemek için stokçuluk yapmadan iki günde bir markete gidiyorum herkes gibi sosyal mesafeyi koruyarak.
Bugün market alışverişi günümdü. Dün, gece bu ani karar çıkınca, haberi Serbestiyet’e girip beklemeye koyuldum. Bildirinin detayları gelsin diye. Beklediğim detay gelmeyince evde azalan suyu dikkate alarak en azından 5 litrelik bir su alayım diye arabayla sokağa çıktım. Kasabanın merkezine varınca gözlerime inanamadım, yazın bile görmediğim bir kalabalık vardı bu küçük yerde. Herkes haldır haldır açık bir yerler arıyor, bulduklarının önünde kuyruklar oluşturuyordu. Cesaret edip inemedim aracımdan. “En kötüsü musluk suyunu kaynatır içeriz” dedim kendime. Ekmeğe gelince, onu dert etmedim, pasta yapıp yerdim. Araçtan inmeyip tıpış tıpış eve dönsem de bu beni ‘bidon kafalı’ olmaktan kurtarmaz. Ben olmasam bir kişi eksik olacaktı sokaklar. Sokağa çıkan insanlar da bunu düşündüler, başkalarının çıkmayacağını… Karşılığını da aldılar, iktidarın ne olduğunu, nasıl olacağını kestiremediği ani yasağın ‘bidon kafalıları’ olarak tarihe geçtiler.
Ne de olsa ‘Devleti yaşat ki, halk yaşasın’ kuralını hayata geçirdik bir şekilde!
Bu kural böyle değildi ama olsun. Yöneticilerimizin ‘yönetememesini’ sorgulamaktansa, ‘ bidon kafalılar’ olarak yaftalanırız, ne var bunda…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.12.2023
20.05.2023
7.03.2022
1.03.2022
14.02.2022
28.01.2022
24.01.2022
12.01.2022
29.12.2021
20.12.2021