Ümit KIVANÇ
İnternette birkaç belgesel seyrettim. Sri Lankalı bir yönetmenin 8-10 dakikalık filmleri. Biri, ne pahasına olursa olsun çıkarılan bir Tamil gazetesini, öteki, akaryakıt dâhil pek çok hayatî maddenin askerî abluka yüzünden sokulamadığı Tamil bölgesinde insanların araba motorlarını nasıl modifiye ederek icabında hayvansal yağlarla çalışır hale getirdiklerini konu alıyordu. Gazete matbaası kar maskeli adamlarca basılmış, içeride insanlar öldürülmüş, ambargo yüzünden mürekkep kalmamış, kâğıt bitmiş, ama inatçı yayıncı, gazetenin yaşamasını sağlamıştı. Bulabildiği her cins kâğıda gazete basmıştı. Gazete bir gün taba rengi ambalaj kâğıdına basılmış, sekiz sayfa çıkıyordu, bir başka gün, milimetrik kâğıtlara basılmış, mavi zeminli, dört sayfalık bir gazete ulaşıyordu okurların eline. Gazete hayatîydi, çünkü çatışmalarda ölenlerin isimlerini yayımlıyordu. Öteki filmde, ortalıkta dolaşabilen tek arabanın sahibi, kontrol noktalarında durdurulup vurularak yol kenarına atılmayı, “kaybedilmeyi” göze alarak nasıl ambulans hizmeti verdiğini anlatıyordu. “Gece vakti ararlar, ‘karım doğum yapacak’ derler, ben de kadını alır, hastaneye yetiştirmeye çalışırdım” diyordu. Kendi eşi, onu çağırdıklarında haber versin vermesin mi, tereddüt geçirirmiş, çünkü gitti mi dönememesi ihtimali çok güçlüymüş. Adam da dermiş ki: “Burası benim topraklarım. Öleceksem de, iki can kurtarmak için ölmüş olacağım.”
Bir insan topluluğunu kimliği yüzünden farklı muameleye tâbi tutar, ezer, horlar, yaşadığı bölgenin zenginliklerini sömürür ya da orayı kasıtlı olarak geri ve birçok imkândan yoksun bırakırsanız, hakkını aramaya kalktığında hapse atar, işkence yapar, asar keser öldürürseniz, o topluluk isyan eder. Onlar isyan edince onları ezenlerin devleti harekete geçer, yaygın zulümle isyanı bastırmaya çalışır. Böylece yeni isyanlara hayat verecek yeni kuşaklar yetişmesinin temellerini atar. Eğer bu arada devletin dayandığı çoğunluktan zulme karşı ses çıkmazsa, zulüm görenin gözünde çoğunluk zalim devletle özdeşleşir. Ayrıca çoğunluk, kendisinin zaten üstün olduğuna, sözkonusu azınlığın kendi boyunduruğunda yaşamasının “doğal” olduğuna inanıyorsa, zorbalar kendini daha serbest hisseder, zulmün boyutları artar. Gide gide, “Sri Lanka Çözümü” denen noktaya varılır: Ordu, sivildi, gerillaydı dinlemeden bir halkı katletmeye girişir, yeterli gördüğü noktada durur. Ya da başka bir ülkede benzer bir sorun karşısında birileri çıkıp, “Sri Lanka Çözümü”nü öneri olarak ortaya sürerler.
Sıra sıra dizilen gerilla cesetlerinin, kemerlere asılan kesik kulakların, sokak ortasında öldürülen insanların cansız bedenlerinin isyanı bastırmaya yetmeyişi, zorbaları ve onlarla aynı haletiruhiyeyi paylaşan çoğunluğu çileden çıkarır. Bu yüzden, “Sri Lanka” lafını düşüncesizce telaffuz edenin ağzını payını vermek güçleşir.
Hâlbuki “Sri Lanka” lafı edildiğinde akla gelmesi gereken, sadece o alçakça “Çözüm” değildir. O gazetenin basıldığı acayip kâğıtlardır. Acayip yağlarla çalıştırılan araba motorlarıdır. O gazete matbaası basılıp tarandığında ölen arkadaşlarının cesetlerini taşımak zorunda kalan ustalar, çıraklardır. Öldürülenlerin yakınlarıdır. Kadınları doğuma yetiştiren adamın evlatlarıdır. Kocasının dönmesini pencerede, kara habere hazır, bekleyen kadından sonraki kuşaklara geçecek direnç ve öfkedir.
Bu insanlara Tamil Kaplanları’nın ne saçma eylemler yaptığını, ne korkunç cinayetler işlediğini, barışı nasıl baltaladığını anlatmanız o kadar kolay değildir. Bunları anlatabilmeniz için, onlara yaşatılan acıları hissettiğinize dair samimi jestler yapmanız gerekir. Ve sanırım bunlar arasında, sokaklara dökülüp Tamillerin işyerlerini yakıp yıkmak, linç organizasyonları, mevsimlik Tamil işçilerini zar zor kazanabildikleri üç kuruştan etmek, Tamil kökenlilere iş ve ev vermemek yoktur.
Bunca yıl, onca acıdan sonra gele gele yine orayı burayı bombalayınca bir halt olacağını sanma hıyarlığına ulaştık.
***
NOT: Artık benim de önüm açılsın diye, Murat Belge’nin fenalıklarından bahsedecektim, ama yer kalmadı, şununla yetineyim: Murat Belge öyle fena bir adamdır ki, yani o kadar olur. Evine giren çıkan belli değildir, vergi borcu vardır, arabası çalıntıdır, tavşanları öldürüp kulaklarından kravat yapar, kaplumbağalara Çin malı mum diker, evinin duvarına kocaman Marx resmi asmıştır, içip içip ona ateş eder, halk girmesin diye evinin kapısına şifreli kilit taktırmıştır, yani pek fenadır işte.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024