Ümit KIVANÇ
Donald Trump gibi seviyesiz, cahil, kifayetsiz muhterisin, su katılmamış dalaveracının, üstelik kadın düşmanı, ırkçı ve faşistin ikinci defa dünyanın en güçlü devletine başkan seçilmesi şüphesiz birçok açıdan kurcalanması ve yalnız siyaset değil toplumsal yaşam, kültür, ideoloji, hattâ “insanlık” kavramının içeriği hakkında araştırmalara, tartışmalara konu edilmesi gereken bir 21. yüzyıl saçmalığı. Bu devâsâ hadisenin ufak parçaları bile akademisyen-araştırmacı nüfusunun hatırı sayılır kısmını uzun süre meşgûl edebilir. Şahsen, hiçbir zorlama altında kalmaksızın gidip böyle bir adama oy verebilenlerin güdülerini, düşünce tarzlarını merak ediyorum. Zira yeryüzündeki birçok melanetin kaynağının buralarda yattığını düşünüyorum. Neden insanlar apaçık yalanlara itibar edebiliyor, kendilerinin zararına çalışacağı apaçık sahtekârları en yüksek mevkilere getirip muazzam yetkilerle donatabiliyorlar? Hakları devamlı kırpılan, iş güvencesi, sağlık sigortası gibi hayatî alanlarda hep daha yoksul ve yoksun kılınan, büyük bölümü işsiz kalmış, büyük bölümü pek yakında peyderpey kalacak olan işçilerin tutup sermayenin en kirli, en berbat, toplumsal duyarlılığı en az, en vicdansız ve ahlâksız, yani en zengin kesimini temsilen siyaset yapan birine oy (=iktidar) vermelerini doyurucu kıvamda açıklayabilecek kimse var mı? Düşünelim ki, bu adam, seçim mitinginde (mealen), “Ben fazla mesai ücreti denen şeyi sevmem,” diye haykırabiliyor. “Fazla çalıştım, fazla para isterim diyen benimle çalışmasın. Hiç istemem, hemen yol veririm.” Karşısındaki kitle arasında, fazla mesaiyle üç-beş dolar fazla kazanmak için canını dişine takanlar var ve gidip ona oy veriyorlar! Niye?
Bizim burada da aslında benzer tutumlar, tercihler var. İnsanlar adaleti, hak-hukuku takmıyor, insan onuru kavramına “gâvur icadı” olarak bakıyor vs. olabilir. Böyle durumda da çıkarlarına göre davranmaları beklenir. Davranmıyorlar. İşçiler tutuyor, işçi haklarına kökten düşman birilerine oy veriyor. Niye?
Toplumsal adalet, insan hakları, eşitlik gibi dertleri olanların şu anda uğraştıkları başlıca meselenin bu olması gerekmez mi?
ABD’de seçimden hemen sonraki iki gün içinde yapılmış bir araştırmanın sonuçlarını aktaracağım. Demokrat Parti ve başkan adayı Kamala Harris için çalışan kamuoyu araştırma şirketi Blueprint, 6-7 Kasım günlerinde, internetten temas kurduğu 3.262 “kararsız” seçmene Harris’e oy vermemelerine yolaçan en önemli sebepleri sormuş. Seçmenleri, eğitim, yaş, cinsiyet, ırk bakımından temsilî nitelikleriyle birlikte, asıl olarak 2020 ve 2024 seçimlerindeki davranışlarına göre seçmiş. “Kararsız” seçmenden kasıt, başkanlık seçimine yaklaşılırken kararsız kalmış veya 2020’den bu yana oyunu bir Demokratlara, bir Cumhuriyetçilere atmış olanlar veya hem Trump hem Harris hakkında hem olumlu hem olumsuz görüşlere sahip olan ve kendini iki partinin de taraftarı saymayan bağımsız seçmenler. Grubun içerisinde Trump’a oy vermiş olan da var olmayan da. Kesin ortak yanları, Harris’i seçmemiş olmaları.
Bu insanlar öncelikle hangi gerekçelerle Harris’e oy vermemişler, başkaları için önemli olan hangi gerekçeler onlara önemsiz görünmüş, bunlardan hareketle oluşturulan tablo ilginç veriler sunuyor. Bunları aktarmak istememin sebebi, asla sadece ABD seçimleriyle sınırlı olmayan bilgiler vermeleri, düşünce süreçlerine yolaçabilecek olmaları. Tabiî geçmiş bir siyasî hadisenin değerlendirilmesiyle değil, bugün, fiilen yapılmakta olan siyasetten sözediyoruz. Siyasî tercihlere yansıyabilecek veriler sunuyor sözkonusu tablo. Seçmen kategorilerine göre düzenlenmiş tablodaki sonuçları kategorilere göre değil, bütün olarak ele alacağım ve ayrıntılı sayıları değil, seçmeme sebeplerinin paylaşılış sıklıklarına göre sıralanışını aktaracağım.
Harris’e -Demokratlara- oy vermeme sebeplerinin başında enflasyonun yüksekliği geliyor. Bu, bütün seçmen kategorileri için böyle. Tıpkı ikinci sıradaki sebep gibi: “Biden-Harris döneminde ülkeye çok fazla yasadışı göçmen geldi.” Göçmenler problemi, altıncı sırada yeniden karşımıza çıkacak; bu defa geçmişe değil geleceğe yönelik olarak: “Kamala Harris çok fazla göçmene kapıyı açacak.”
Üçüncü sırada yeralan olumsuzluk -ki Siyahlar ve özellikle Latinolar bunu öbür kategorilerdekiler kadar önemli görmüyor-, hayli ilginç formüle edilmiş: “Kamala Harris orta sınıfa yardımcı olmak yerine daha çok trans-cinsiyet sorunları gibi kültürel konulara odaklandı.”
Dördüncü sırada, Biden-Harris döneminde “borçlar”ın çok fazla artışı yeralıyor. Ek açıklama bulamadığımdan emin değilim, ama bundan devlet borçları değil fertlerin (öğrenciler), ailelerin (kredi vs.) borçları kastediliyor olmalı. Beşinci sıradaki yeğlenmeme sebebiyse Harris’in Biden’a “fazla benzemesi”. Aksini düşünenler de, “yeterince benzemiyor” diye oy vermeyenler de var, ama onların sayıca azlığı bu gerekçeyi anca tablonun son sıralarına sokmaya yetebilmiş.
Yedinci sırada sayılan sebep biraz apolitik görünüyor: “Harris zaten baştan Demokratların adayı olmamalıydı.” Bunun yanına katılacak ikinci bir ifade birkaç sıra aşağıda karşımıza çıkıyor: “Harris ciddî bir başkan adayı değildi.” Ve daha aşağıda, on altıncı sırada, “iyi kampanya yürütemedi” var ki, bunun “Neden onu tercih etmediniz?” sorusuna cevaben öne sürülmesi, ABD başkanlık seçiminin reklam ve PR yarışı kimliğine dair gösterge.
Sekizinci sebebe Siyahlar ve Latinolar pek katılmıyor: “Demokratlar ülkeyi yönetmeyi beceremedi.” Demokratların, “başına geçtikleri hiçbir yeri doğru dürüst yönetemediğini” söyleyen de çıkmış, sayıları bu iddiayı tablonun üst sıralarına çıkarmaya yetmemiş.
Dokuzuncu sebep: “Harris fazla liberal”. ABD’de bunun “fazla solcu” gibi bir imâyı barındırdığını hatırlamalıyız. Sonraki sebep kişisel: “Harris çok tecrübesiz.” Bunun ardından, “fazla liberal”liği yalnız adaya değil partisine de atfedenlerin tercihi geliyor. Hemen sonraysa, muhtemelen kadınlara yönelik küçümseme de içeren bir gerekçe ifade edilmiş: “Harris ABD’nin düşmanlarına karşı koyamaz.” Peşinden ekonomiye dönüyoruz. Büyüme yetersiz bulunmuş: “Biden-Harris döneminde pek az iş alanı açıldı.”
Birçok yorumcunun seçmen tavrını belirleyen etken olarak ortaya sürdüğü “yerleşik düzen”le yakınlık-uzaklık -Trump güya yerleşik düzen muhalifi, yerseniz- o kadar belirleyici olmamış görünüyor. Zira “Harris politik kurulu düzen ve Washington bataklığına fazla yakın” gerekçesi anca on beşinci sırada yer bulabilmiş.
Gerçi on yedinci sıraya konup aşağılarda kalmış, ama demek ki birilerine mantıklı görünebilmiş, merak yaratan sebep, “Harris suç konusunda fazla yumuşak”!? Kadın savcıydı ve kimi sertlikleri yüzünden eleştiriliyordu. Onu yumuşak bulanların “suç konusu”ndaki yaklaşımı idam sehpasından elektrikli sandalyeye uzanabilen yelpazeyle sınırlı olmalı. Bu sebebin aslında basbayağı otoriter devlet özleminin utangaç ifadelerinden olduğunu varsayabiliriz. Kamuoyu araştırmalarının sonuçlarını değerlendirirken yalnız taraftar gözüyle bakmaktan sakınmak yetmiyor. Abartmadan, ucu derine uzanan birşeyler var mı diye göz atmak yararlı.
Son yedi sebebe ulaştığımızda, özellikle Trump ve istediği kıvama getirdiği Cumhuriyetçi Parti’nin kampanyacılarıyla destekçi medyasının yarattığı saçmalıklarla daha yakından yüzyüze geliyoruz. Meselâ birileri demiş ki: “Harris orta sınıfın vergi yükünü artıracak.” Halbuki karşısındaki rakibi, ekonomik hiyerarşinin en tepesindekilerin vergilerini tamamen kaldırma vaatleri savuran bir yoksul düşmanı! Ve kampanyası boyunca Harris’in en çok kullandığı motifler, orta sınıfı desteklemeye yönelik hamle planlarıydı. Demek güçlü ve etkili bir hikâyenin içine oturtulamayınca sözlerin içerikleri geçerli olamıyor, aksini söylüyormuşsun gibi bile olabiliyor. Ya da belki başka özelliklerinle birlikte ele alındıklarında böyle ters sonuç yaratabiliyor. Bu saçma durumlara Trump ve çevresinin pervâsızca yalanlarının katkısını da küçümsememek gerek. Zaten hiçbir ülkede muktedirlerin insanların gözlerinin içine baka baka söylediği yalanların etkisini küçümsememeli. Meselâ bir kısım seçmen, ıncık cıncık uğraşılan kürtaj konusunda Trump kampının uydurduklarına gözü kapalı inanmıştı. Demokratların, bebeklerin doğumdan sonra bile öldürülmesini savunduklarını ileri sürmüştü bunlar. Dolayısıyla, “Harris haddinden fazla durumda kürtajı doğru buluyor” gibi bir ret gerekçesi bu tabloda olmasa olmazdı. Yine yalan ve şayialar kullanılarak yürütülen -ve resmen hayatî tehlike arz eden- kampanyanın da kimileri nezdinde sonuç verdiği görülüyor; birileri, “Harris kovit salgını sırasındaki kapanma tedbirlerini destekledi”yi onu seçmeme gerekçesi sayabiliyor. Kimileri de özneyi genişletip yalnız Harris’i değil “Demokratlar”ı bununla suçluyor.
Fazla kimse tarafından paylaşılmadıkları için listenin sonunda yeralabilen oy vermeme gerekçeleri arasında, paylaşanı bol “fazla liberal”in doğrudan karşısına dikebileceğiniz biri var: “Harris fazla tutucu.” Siyahlar arasında bu görüşün daha yaygın olduğunu görüyoruz.
Son olarak, ikisi birden listenin son altısı içerisinde yeralan oy vermeme sebeplerini ardarda sıralayayım: “Harris fazla Filistin yanlısı” - “Harris fazla İsrail yanlısı”. İlkini düşünenler daha fazla.
Size de öyle göründü mü, bilmiyorum, fakat şuradaki bazı isimleri, kelimeleri x’lerle, y’lerle değiştirsek, siyaset yapmanın şartları-gerekleri konusunda bu tablo pek çok ülke için geçerli tartışmalara konu edilebilir gibi geldi bana. Siyaset yapanlar için yol gösterici yanları bol. Yani köşeyazarınız köşeyazarlığının aslî -çoğunlukla içi boş- iddialarından ‘kamu hizmeti yapma’ mesaisini yerine getiriyor.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024