Ümit KIVANÇ
DEM Parti adına İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan’la üç saat süren görüşen Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in maddeler halinde, ayrıntıya girmeden açıkladıkları “Öcalan’ın mesaj”ında neler söyleniyor, neler söylenmiyor, neler nasıl söyleniyor da neler kastediliyor, top kimde, kim kime atıyor, vs… gazeteciler ve her meşrepten yorumcular bize bunları izah ediyor. “Mesaj”ın kastettikleri, etmedikleri, nelerin ne anlama geldiği vs. hususlarında meslektaşlarımız İrfan Aktan’la Ali Duran Topuz’un söyleşisini izleyebilir, nesnel ve doyurucu açıklamaları orada bulabilirsiniz. Yani dünyadaki ve hattâ dünya oluşmadan önce kainattaki her hadise hakkında yazıp çizmesi sadece bir hak ve yetki değil yükümlülük de olan köşeyazarınız bu izahat faslından imtina ediyor. Aslına bakarsanız becerebileceğimi de sanmıyorum.
O halde mevzuya niye giriyorsun? Şundan: Meselâ yukarıdaki gibi söyleşiler esnasında izleyenlerin yazdıkları yorumları okuyorum, sosyal medyadan savrulan ve ne yazık ki havada birbirleriyle çarpışıp un ufak olarak alçak toz yığınları haline gelmeyen, aksine, gelen geçenin ayağına takılan, kaldırım taşı kıvamındaki çokbilmişlikleri, ukalalıkları, hakaretâmiz çıkıntılıkları kaydediyorum. Meslekî bakımdan çokbilmişliğe “ehil” ve özellikle bu alanda gerekli “kararlılığa sahip” şahsiyetlerin, yarım dakika kulak kabarttığınız anda, onlarınkinden farklı şeyler düşünürseniz okulda okumuyorsanız bile sınıfta bırakılacağınız izlenimi veren, kaldırım taşı ne kelime, beton blok kıvamındaki kendinden eminliklerine fazla tahammül edemiyorum. Zaten doktor yasakladı. Çubuklu ahkâmla birlikte alındığında bunlar bünyede kalıcı hasarlar yapabiliyor. Ancak ‘olmaz’, ‘istemeyiz’, ‘asıl biz istemeyiz’, vs. dense de Türk-Kürt beraberliğini, günümüzün en değerli kupon arazisi olan kendini bilmezlik sahasına çoktan penceresiz gökdelenler şeklinde dikmiş kadronun havası, edâsı, kızdığı, sevdiği, istemediği… toplumla derdi olan herkes gibi bendenizi de ilgilendiriyor.
“Öcalan’ın mesajı” olarak ilk adımda açıklanan metin şüphesiz genelliğiyle, kapalılığıyla, birçok değişik yoruma meydan bırakıyor. Dolayısıyla sorun herkesin oradaki her sözden ayrı anlam çıkarması değil. Herkesin, hemen her olay, olgu, kişi, kuruluş, etkinlik, eylem, faaliyet… hakkında yapıldığı üzre, bu mesajı da kendi görüşünü, tavrını doğru, takıntısını, hezeyanını haklı çıkarmak için malzeme haline getirmesi.
İktidar propaganda aygıtının yarattığı kirliliği de kenara süpürelim: Bunca zaman sonra, beklenmedik bir şekilde girilen yolda, Öcalan’la “Kürt Partisi” siyasetçilerinin ilk temasından hemen sonra devir değiştirici, çığır açıcı birşeyler olmasını beklemek abes değil mi? Bizzat muktedirler bile bu işin öyle İmralı’ya bir gidip gelmeyle, tek görüşmede, ayrıca sadece Öcalan’la görüşülerek ve onun yapacağı tek çağrıyla halledileceğini ummazlar. Kim o kadar saftirik olabilir? Yaratılan bu şipşak çözüm beklentisi -eğer varsa, muhtemelse- bütün ciddî çözüm çabalarının önündeki ciddî engellerden biri. Bu yüzden bundan bir an önce kurtulmak gerek. Bu havayı yaratana şüpheyle bakmalı, “uzattığımız eli tutmadılar” tezgâhını hazırlayanlardan biri saymalıyız onu.
Gelelim bizim kaldırım taşçı, beton blokçu topluluğa. Birileri üçkağıda sarılmış şu “Kürtler AKP’yle anlaşmış” sakızını ısrarla çiğniyor. Yahu hışırı çıktı sakızın; ne tadı kaldı ne kokusu, artık ağızda dağılan sevimsiz bir ufak kütle haline geldi, hâlâ çiğniyorlar, dişlere yapışır o! Mazallah birşeyler yerinden oynayacak diye korkuyor olmalılar. Veya Kürtlerin şu ya da bu şekilde Türklerle eşitleneceği bir platform inşa edilirse diye. Bu tiplerin çoğu hem milliyetçi hem devletçi, “Türklük” diye bir dertleri ne kadar var, belirsiz; muhtemelen azdan çoğa bir yelpaze oluşturuyorlar. Ama esas dert, kendilerine karşı birşeyler elde etmek için mücadele eden birilerine bu istediklerini vermeme hak ve yetkisini kaybetme kaygısı. Bu derin psikolojik mevzuya fazla dalmadan geçiyorum.
Esas dertleri karşılığının gerçekliği belirsiz üstünlük duygusunun ellerinden alınması olanlar kategorisinde, bu sözde muhalif grup, pekâlâ, kendini iktidara ait sayan milliyetçilerle buluşabiliyor. Kürtler=PKK denkleminin dışına çıkamayan veya çıkmayan faşizan-milliyetçi güruh, “Sayın Öcalan”ın “Sayın Bahçeli” ile şu ya da bu konuda uyuştuğu bir ortamdan elbette fazlasıyla rahatsız. Tıpkı yukarıda sözü geçen, daha çok büyükşehirli “modern muhalif”ler gibi onlar da, gerçekte sadece bu görüşme, mesaj alma-verme, istişare turları yapma… vs. süreçlerinin bir an önce tıkanmasını, Kürtlerle ilgili herhangi bir olumlu adım atılmamasını da değil, mümkünse Kürtlerin “biz vazgeçtik, Güney Kutbuna göçüp İnuit olacağız” diyerek bir anda yok olmasını umuyorlar.
Kürtler tarafındaysa, bunca gadre uğramışlığın, tekrar tekrar yok sayılmışlığın, vaatlerle kandırılmaya kalkışılmışlığın etkisiyle beklentisi düşük, morali bozuk, “yine bişey çıkmaz” havasına girmesi kolay, bu yüzden umutsuz olan insanları kendi hallerine bırakalım. Çünkü maneviyat bakımından kesinlikle haklılar. Ancak yeryüzü gerçekliğinde yaşama koşulları hakkında az buçuk fikir sahibi, özellikle bu karmakarışık bölgede siyaset denen şeyin yürütülüş şartlarına dair birşeyler bilen, fakat buna rağmen herkesi “bişey çıkmaz”a ikna etmek için didinen kimselere ne diyeceğiz? Bu grup, en büyük kötülüğü, hiç değilse çocukları, torunları için daha iyi bir hayat kurabilme arzusu taşıyan Kürt nüfusun “belki bu defa…” diyerek az buçuk da olsa umutlanmasının doğuracağı olumlu enerjiyi doğmadan boğmak dışında ne yapıyor? Hiç. Çünkü varolduğu dışında hakkında pek bir şey bilmediğimiz hâlihazırdaki “süreç”in herhangi bir olumlu sonuç yaratabilmesi her şeyden önce toplumun saplantılarının, takıntılarının, endişelerinin giderilmesine, zorla yerleştirilmiş alışkanlıklar yüzünden başta yadırganacak bazı adımlar atılsa belki herkesin daha iyi yaşayabileceği duygusunun yeşermesine bağlı. Olumlu enerjiyi boğma konusunda, iki tarafta da fazlasıyla radikal ve politik gözüken, gerçekteyse apolitikliğin daniskasını sergileyen tutucu -evet, tutucu- grupların bağırtısı başka sesleri bastırmamalı.
Ve bu koparılan yaygara asla insanları fuzulî iyimserlik ve mesnetsiz iyi niyetin tehlikelerinden koruma amacı gütmüyor. Kendilerinin rol oynayamayacağını kestirenlerin oyunu bozma hırsı gibi, buradaki. Hiçbirimiz bu alandaki hiçbir oyuna iyimser beklentilerle gözü kapalı dalacak kadar hıyar değiliz. En azından artık değiliz. Bu açıdan, ihtiyatlı uyarıcıları baş tacı etmeli, ama bozguncu tutuculara aldırış etmemeliyiz, diye düşünüyorum.
Çünkü, onların konusu gerçekte olan biten değil, amaçları da herhangi bir sorunu çözmek değil. Türkler cephesinde Kürt sorununa ilişkin genel tavır hâlâ, “yok dersek yok olur” diye özetlenebilir. “Terörle mücadele” adı altında yürütülen her ne varsa hepsi bir yanda sürerken öbür yanda ikinci el araba piyasasıyla falan meşgûl olunabilir. Roboski Katliamı’ndan iki gün sonra İstanbul’da sokakta çılgın yılbaşı şenlikleri yapılabilmişti yani.
Kürtler cephesindeyse, apolitik-tutucu ve saldırgan zevatın -eğer kendilerini kandırmıyorlarsa- herkesi kandırmaya çalışır gibi bir havası var. Türk tarafındaki “yok dersek yok olur”a karşılık düşen “var dersek var olur” tavrı bunu yaratıyor. Dünyanın gerçek koşulları, civar devletler, süren ya da şimdilik durmuş ama tekrar başlayıp başlamayacağı, yayılıp yayılmayacağı belirsiz savaşlar, dört ülkeye bölünmüş Kürt varlığının her parçasının kendi özel sorunları ve şartları, bu parçalarda hakim siyasî çizgiler arasındaki ayrılıklar, bütün Kürt halkı adına söyleyebilen-eyleyebilen tek siyasî mercinin bulunmayışı, dünyanın en kalabalık Kürt nüfuslarının Türkiye’nin batısındaki bazı şehirlerde yaşıyor oluşu; ayrıca bugüne kadarki siyasî mücadelelerin yürütüldükleri ülkelerin halklarıyla ilişkisi… Hesaba katılması gereken dünya kadar etken sayılabilecekken, bazı gruplar, nasıl oluyor da, kızdıkları Kürt siyasetçilerini sanki ortada çok daha iyi pek çok seçenek varmış da onlar tutmuş kötüsünü seçmiş gibi suçlayabiliyorlar? Üstelik doğrudan Öcalan’a söylenemeyenler, daha kolay lokma sayılan birilerine doğru savrulabiliyor. Nereye varacak bu reddiyeci tafra? Kuzey Suriye’ye TSK harekâtını önleyebilmek için, gerekirse Kobani bölgesinden her türlü silahlı gücü çıkarmayı öneren Mazlum Abdi de mi payını alacak meselâ hakaretlerden? Ne yapsın insanlar, somut koşullara göre çare arıyorlar işte. Bazılarının yazdıklarını okurken çok şaşırıyor ve yadırgıyorum: bunca çile çekmiş ve hâlâ huzura ve güvenliğe kavuşamamış bir halktan birileri nasıl olup da böylesine tasasızca, umursamazca atıp tutabiliyorlar? Çünkü bu tür tavırlar ancak kendi canını acıtmayan meselede kendini doğrulama ve tatmin amacıyla yattığı yerden sallayanlarda görülür.
Örnek vermek isterim. İzmir’de yaşayan bir adam -profilinde kendi belirtmişti-, hatırlayamadığım bir olay vesilesiyle, “Bu teröristler güzel Mardin’i de mahvetti” türünden bir mesaj atmıştı sosyal medyaya. Laf bundan ibaret değildi, beni ne dürttü, hatırlamıyorum, kendisine “Mardin’e gittiniz mi?” diye sormuştum. “Gidemiyoruz ki terör yüzünden,” diye cevap vermişti. “Yahu ne var, gidip turistik gezi yapacaksınız,” diye yazdım. “Mardin’in içinde bir sorun yok ki. Herkes gidiyor. Otobüslerle gidiyor millet.” Ya cevap vermedi ya da öyle saçmasapan bir şey dedi ki, orada bıraktım, onu da hatırlamıyorum. Bahse girerim ki, bu adam da şu anda, “Bu Kürtler iktidarla anlaştı!”, “Kürt devleti kuracaklar!”, “BOP’un bilmemnesi!”, “Teröristbaşı Gazi Meclis’e giremez!” korosunda yerini almıştır.
Diyeceğim, oturduğu yerden sallama tavrını kendine hak gören, yani aslında “Türk sorunu” diye adlandırmamız gereken sorunun yaratıcılarından olan kimilerinin “bişey çıkmaz aabi yeaaa!” demesi, dangıllık ama beklenmedik değil. Develere bakan Trakyalılar fıkrasındaki gibi “onlar öyle beyaa”! Fakat sadece bu ülkede değil, bu bölgede canı çok yakılmış insanlar, Kürtler. Kendilerini daha iyi hissetmeleri doğrultusunda en ufak adım atılabilecekse bu şansı zorlamak değil mi doğrusu? Yani “bişey çıkmaz” değil de, “acaba ne yapılırsa nereden ne kadar ne çıkabilir?” demek. Elbette kimsenin aşırı heveskârlığa, somut adım görmeden mesnetsiz iyimserliğe kapılmaması yönünde uyarıları eksik etmeden…
(NOT: “İyi diyelim iyi olalım”daki anlamda, bütün okurlarıma iyi seneler dilerim.)
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları




























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024