Ümit KIVANÇ
“Abi-abi”ci, öncelikle ulaşabileceği ortamları gözden geçirir, hangilerinde kavşaklar bulabileceğini araştırır. Kavşaklar, farklı yönlere uzanan yollar... Yolların ucunda fırsatlar, imkânlar, üzerlerinde belki sapaklar, yeni yeni yollar bulunur. Buralardan yürüyecektir. O yürüyüşçüdür. Parayı mı, iktidarı mı, şan şöhreti mi, neyiyse artık, getirecek olan, yürümektir. Hedef yolda değişebilir. Yürüyeceksin. Yeni imkânlar belirebilir. Yönünü değiştir, yeter ki yürümene devam et.
“Yürümek”, son yıllarda bir mecazî anlam daha kazandı: Birine yaklaşmaya çalışmak, yerine göre yılışmak veya asılmak; sokulmak, diyelim. Herhangi bir amaçla, çıkar umarak sokulmak.
Yürümek, işte, hedefe, çıkara, imkâna... yaklaşmaktır.
Abi-abi'cilere abi-abi'ci denmesinin ilk sebebi, bir basamak yukarı çıkabilmek için ilk önemli şartın bir abiden el almak olduğuna inanmalarıdır. Bu ihtiyacı bir şart olarak kavradıklarını her şeyden önce abi adaylarına hissettirmeleri gerekir. Bu, âdetâ doğuştan edinilen bir özelliktir. Potansiyel abiyi hep ondan kısa, hep ondan güçsüz, hep ondan zayıf, hep ondan geride, hep ondan aşağıda ve en önemlisi, hep ona bağımlı, hep ona hizmete hazır kalacağına inandırmalısın. Bu ölçütlerin herhangi birinde abinin gözüne çarpacak en ufak yamukluk, abinin içine kurt düşürecek en ufak aralık, abi-abi'cinin yol haritasını birden çıkmaz sokaklarla doldurur, onu hırsı küpünden taşan bir kifayetsiz haline getirir.
Böyleleri, hayatlarının gerikalanını, vaktiyle neredeyse ettiklerini temizledikleri abilerin aslında ne yaramaz adamlar olduğunu anlatarak, içlerindeki kin ve haseti karşılaştıkları herkese savurarak, bulaştırarak geçirirler.
Çabuk öğrenebilen, ortamlara uyum sağlayabilen, abi adaylarının tekil, özel ihtiyaçlarını tesbit etmeyi başarabilen, her şeyden önce zamanlama konusunda becerikli abi-abi'ciler, eğer bir hayatî beceriye daha sahip iseler, seçtikleri yollarda daha uzun mesafeler kat edebilirler.
Bu hayatî beceri, aynı anda birden fazla abi adayına yanaşmaya çalışmak, fakat bunlardan herhangi birinin gözünden bakıldığında sadece ona yakın görünebilmektir. Ötekilerin imkânlarıyla kıyaslandığında ihmal edilebilir, terk edilebilir görülen abi adaylarına saygıda kusur etmeden onlardan uzaklaşabilmek, esas yatırımı yaptıkları abi adaylarının hepsine, bir mürit, bir hizmetkâr kazandıklarını hissettirebilmek, ince iştir. Bunun için, halk arasında yavşaklık olarak adlandırılan yaygın karakter özelliği yetmez. Puştluk ve çakallık olarak adlandırılan özelliklerden de abi-abi'cide yeterli miktarda bulunmalıdır.
Çakallık, ileriki aşamalarda fazlasıyla gerekli olacaktır. Başarılı bir abi-abi'ci, girdiği ortamlarda, ortama hayran, davaya kurban, bütün abilere hizmete hazır gözükmeyi becerir. Yükseldiğinde, sırnaştığı herkesin bundan pay çıkarmasını, yükselişinde kendi için fırsatlar, vaatler görmesini sağlar. Temiz yüzü bu işte ona büyük avantaj sağlar.
Abi-abi'ciler genellikle temiz suratlı insanlar arasından çıkar. Yeni tanıştıkları kimseler ilk on saniye boyunca, onların kalbi temiz insanlar olduklarını düşünebilirler. Çok uzaklardan da gelse kötü kokuları alabilenler, yaklaşan felaketleri sezebilenler, uğursuzlukları hissedebilenler için bu süre iki saniye, azıcık aklı başında, azıcık hayat tecrübesine sahip insanlar içinse beş dakikadır. Ancak beş dakika, kendini iyi yetiştirmiş bir abi-abi'ci için, telefon veya e-mail adresi alıp vermeye, kendisini şu veya bu, ama ille bir imkân olarak sunmaya, biriyle birlikte görünüp bir başkasını etkilemeye vs. bol bol yetecek süredir.
Peki nasıl olur da, azıcık mâkûl insanların bile beş dakika içinde ne mal olduğunu anlayabildiği abi-abi'ciler, potansiyel abilere kendilerini kabul ettirip yollarında ilerleyebilirler? Basit. Bir: Abi-abi'ciler, ille de abi-abi'cilere ihtiyaç ve etrafında -altlarında- bunlardan bir miktarının bulunmasına ihtiyaç duyan abileri hemen tesbit eder ve yalnız onlara yanaşırlar. Türkiye gibi ülkelerde, iş hayatının önemli bölümünde, devlet hizmetinde, ama özellikle politikada abiler, abi-abi'cilersiz varolamayan insanlar arasından çıkar. Bunların abla versiyonları da vardır ve aslî özellikler bakımından abilerden farksızdırlar. Onları da abla-abla'cılar tatmin eder, konumlarından hoşnut kılar.
Abi-abi'ci için, yükseldiği basamağı tescil ettirmek önemlidir. Bu işlem, daha önce ancak bir abinin yapabildiği bir eylemi başka abilerin görebileceği yer ve zamanda yapmakla başlar. Yeni yetmenin sigara içmesi, araba kullanması gibi. Ancak bu pozitif tescil işlemi, sadece ilk basamaklar için yeterlidir. Sonrasında, önceki halleri, yalamaları, sürünmeleri gündeme getirmeyi giderek zorlaştıracak, negatif tescil işlemi gereklidir. Zira abi-abi'cinin en büyük handikapı, yükselmek için süründüğü yerlerin, öptüğü ayakların, yaladığı kıçların, icabında çıkarılıp temiz suratına dayanabilecek dosyalar gibi biryerlerde duruyor oluşudur.
İnkâr, bu sonraki aşamaların vazgeçilmez yakıtıdır artık. Yalan, her şeyin içinde cereyan edeceği havadır, sudur. Aksi iddia edilemez iddialar bir nevi ispat işlemi, bir nevi sağlamadır. Ortaya atarsın, kimse çıkıp aksini ileri sürmüyorsa, iddian kabul edilmiş, yükseldiğin basamak tescil edilmiştir.
Türkiye'de atıp tutmanın en kolay olduğu alan, “koyacaktım kafayı...” menkıbeleridir. “Çıktım bunun karşısına!..”, “Aradım, dedim ki!..”, “Bak oğlum, dedim, seni ne yaparım biliyon mu!..”
Buna karşı ne olur? En fazla beriki de “esas ben yapıştım yakasına” der; veya “olmadı öyle bir şey” der ki, bu, hakikatin herhangi bir değer taşımadığı Türkiye gibi ülkelerde zaten boşa kürek çekme olur. Abi-abi'ci, böylece iki puanı toplar, heybesine atar. Postasını atmış olur. Postayı atarsan, sana kimse dokunmazsa dışarıdan, kimse “yapma” dememişse içeriden birer puan alırsın. Abi-abi'ci -ki, artık çakal sıfatına hak kazanmıştır-, bu puanlarla yükselir.
Her an hakikat eğip bükmeye, hakikat gizlemeye, yavşaklık, puştluk ve çakallığa dayalı hayat, bekleneceğinin aksine, abi-abi'ciyi yormaz. Bunlar yüzünden onun yorulacağını sanmak, aslanın gaddarlığından geyik avladığını sanmakla eşdeğerdir. Bunlar onun doğasıdır, bunlardan yorulmaz, bunlardan vazgeçemez. İki basamak yükseldikten sonra abi-abi'ciye artık abi-abi'ci değil çakal denmesi, ilkin bu yüzdendir. İkinci olaraksa, bu adlandırma onun artık yetişkinler toplumuna kabul edildiğini, toyluk döneminden ustalık dönemine geçtiğini, aynı zamanda anonimleştiğini, çakallardan bir çakal olduğunu ortaya koyar.
Böylece temiz yüzlü iyi çocuk, artık birilerini alıp biryerlere sürükleyebilen, inisiyatif sahibi bir pislik haline gelmiştir. Şimdi imkânları artmış, fırsat yolları çeşitlenmiş, lâkin karşısındaki tehlikeler de artmış, rizikolar da derinleşmiştir. Risk alması gerekir ki, ilerleyebilsin.
Riskin asıl büyüğü içeridedir: İnisiyatifini daha üsttekilere ve muhtemelen tek bir liderin otoritesine saygısızlık şüphesi doğurabilecek tarzda ve miktarda kullanmamaya -mazallah- büyük dikkat göstermesi gerekir. Riskin arka yüzünde, göğsünü dışarıdan gelecek tehlikeye açmak vardır. Henüz bu basamaklarda, eski abi-abi'ci, yeni çakal için gözden çıkarılma tehlikesi vardır. Düşmana göğsünü açmış dururken sırtı sıvazlandığında, nasıl da kolaylıkla feda edilebileceğini unutabilir. Sıkışılan bir anda safra niyetine atılışı, artık vaktiyle yaladığı kıçlarla ilgili dökümlerin ortaya saçılışıyla mı başlar yoksa neye uğradığını anlamadan kendini bir anda düşman ateşinin kasıp kavurduğu açık alanda mı bulur, belli olmaz.
Eski abi-abi'ci, yeni çakalın düşüşüne genellikle, düşmanın zaferinden önce başka bir sendrom sebep olur: megalomani. İşin başında, böyle bir yolu seçerken abi-abi'cinin dayanağı, kendisinin yükselmeye hakkı olduğuna dair temelsiz fakat aynı derecede güçlü inancıdır. Yükseldikçe iflah olmaz bir kendine hayranlığa dönüşen bu duygu, onun sonunu getirir. Çünkü o bir lider de değildir, uyumlu bir çete elemanı da. Artıkla beslenerek kendi ziyafet sofrasını kurabilmiş bir acınası yaratıktır.
Abi-abi'cilik gerçekte bir trajedidir. Ancak onlara acıyan kimse görülmemiştir. Zira onların bizi nasıl gördüğüne dair fikrimiz, temiz yüzleri ve ilk yanımıza yanaştıklarında asla ama asla elden bırakmadıkları aşırı saygılı ve nazik üslûpları nedeniyle yalpalayabilse de, onlara dair hissimiz ne zayıflar ne de bizi yanıltır.
Bebek yüzlü bireysel katil yakalandığında sinemadakiler gizliden gizliye huzursuzluk duyarlar. Temiz yüzlü çakal düştüğünde insanların içinden geçen, sadece “bir pislik temizlendi” duygusu olur.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024