Ümit KIVANÇ
“Biz ne halt ediyoruz?” diyen var mı? Polisin içinde intihar eylemcilerinin örgütlenmesi meselesini Kürtleri öldürerek mi halledeceksiniz yoksa daha çok gazeteciyi hapse atarak mı?
Burası, bütün dünyanın bildiği gerçeklerin biz yok deyince yok olacak sanıldığı, hakikatlerin ısrarlı, sürekli inkârı ve bunu mümkün kılsın diye “bünye”nin geliştirdiği oyalama, savuşturma mekanizmaları ve şirretlik üslûbu ve cehalet yüzünden insanların hasta doğduğu, hasta büyüdüğü topraklardır. Yönetenlerin pratiği yalan üzerine kuruludur, çoğunluğun bütün hassasiyeti, kimsenin gelip yaşama zeminimiz olan yalanı kurcalamamasıdır. Kurcalanırsa bahçeden kemikler çıkabilir.
Bu yüzden, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’nın göbeğinde, Rusya gibi bir devletin büyükelçisinin öldürülmesi hadisesinin gerçek boyutlarını bu toplum hiçbir zaman kavrayamayacak, bu yüzden başına işler gelirse bunlara anlam veremeyecek, toplumun bir şeyleri kavramasına yardımcı olması gereken “kanaat önderleri” başka pek çok gerçek gibi bunların da kavranmaması için bizzat seferber olacaktır. Oldular bile.
Şu anda millet-i hakimenin fikriyatını ve haleti ruhiyesini şekillendiren kapıkulu tayfasının tek derdi, büyükelçi Andrey Karlov’u vuran katilin her ne ise o olmadığını ispattır. Yine herkesin gördüğü apaçık hakikatlerin görülmemesi, görülürse inkârı, kendi yarattığımız masala inanma, inanmayanları suçlama hamlesi içindeyiz. Alışkın olduğumuz hayat.
O KADAR ÇOK ŞEY SÖYLENMELİ Kİ…
Bir büyükelçinin vurulması üzerine söylenecek şey çok. Vurulanın Rusya büyükelçisi olması, söylenecekleri çeşitlendiriyor, boyutlandırıyor. Bir büyükelçinin başkent Ankara’da öldürülmüş olması, ayrıca ele alınmayı gerektiriyor. Rusya büyükelçisinin başkent Ankara’da öldürülmüş olması, mevzuya iki-üç paragraf daha eklemeyi gerektiriyor, Rusya büyükelçisinin Ankara’da tam da şu sırada vurulmuş olması… derseniz, bir arabaşlık atıp altına beş-on cümle daha yazmanız gerekecektir.
Bunların hepsi vahim fakat meselenin bir yanı TC vatandaşları için ölümcül: Başkent Ankara’da Rusya büyükelçisine suikast düzenleyen katil, intihar eylemcisi bir polis! Ve tabiî, hakikatin metrelerce derine gömülüp üzerine beton dökülmesi, gömülemiyorsa paramparça edilmesi, mümkün olan her yerinden tutulup dişlenmesi, kemirilmesi, eğilip bükülmesi için seferber olunan konu tam da bu.
Bir içişleri bakanımız var. Dilinden intikam kelimesi düşmüyor. HDP’lilere “Kürt siyasetçiyim diye ortalıkta dolaşıyorsunuz” postası koyuyor. Kendi teşkilâtından bir memur, -suikast+intihar eylemi düzenlediği sergi dahil- her yere serbestçe girip çıkabilmesi için devletin rozet, kimlik, gerektiğinde kullanabilmesi için silah verdiği bir genç adam, başkentte bir yabancı devletin en üst düzey diplomatını öldürdü. Bu içişleri bakanına hesap soran var mı? Yok. Olmayacak da. Başbakana da kimse hesap sormayacak.
AĞIR SORULAR
Siyasî sorumluluk bahsi olayın gerçek boyutlarının yanında pek ufak ve önemsiz kalıyor. Sadece değinmeden olmaz diye etmedim sözünü. Bu hesapların sorulmamasının tek sebebi, şu anki mutlak iktidar durumu olmayacak. Esas dert, soru sorulmasını önlemek. Çünkü bu vahim hadisenin önümüze koyduğu çok ağır sorular var. Cevap bulurlarsa mazallah, cevapsız kalırlarsa daha mazallah! En ağırlarından başlayalım:
Çevik Kuvvet polisinde El-Kaide veya benzeri cihatçı silahlı örgütlerin mensubu, bağlısı, sempatizanı, potansiyel intihar eylemcisi polisler mi var?
Herhangi bir olayda insanların üzerine gönderilen ekiplerin içerisinde, Çevik Kuvvet polisi Mevlût Mert Altıntaş gibi daha kaç resmî silahlı, üniformalı genç El-Kaideci var?
El-Kaideci polislerin ne zaman polis gibi değil de El-Kaideci gibi davranacağına dair tahmine, bilgiye sahip kimse var mı? İstihbarata sahip olan yok, gördüğümüz kadarıyla. Yani polisin elindeki silah bugün büyükelçiye yarın kimbilir kime karşı kullanılacak. Polise potansiyel intihar eylemcisi gözüyle mi bakılacak?
“Mevlût Altıntaş bu işi yalnız başına mı yaptı?” kısmını geçiyorum. FETÖ FETÖ diye tutturuldu yine: Başka herhangi bir bilginin ortaya çıkmaması için bütün devlet ve AKP teşkilâtı seferber olacaktır. Eğer duyurmak isterse, ayrıntıları Moskova’dan öğrenebileceğiz.
“Katil neden sağ yakalanmadı?” faslı da bir âlem. Büyükelçi yaralıymış, kan kaybediyormuş, katil de yaralının başından ayrılmıyormuş, bu yüzden “etkisiz hale” getirilmesi gerekmiş, falan falan… Elinde azıcık mermi kalmış, rehine tutmayan bir eylemciyi öldürmek zorundalarmış! Yetkililerin söyledikleri asla ikna edici değil.
Suikastın yol açacağı badireler atlatılsa dahi geçerli kalacak, hepimizi mahveden ve belli ki edecek, çok daha derin ve köklü meseleye gelmek için bu soruyu da kenara koyuyorum ama size koymamanızı tavsiye ediyorum.
KOF MÜDÜRLER
Mesele, hakikati idrak konusunda çok ciddî sorunları olan, idrak edebildiğinde de kompleksleri depreşen, krize giren, kendi söylediği yalana inanma kapasitesine sahip, kalkıştığı işleri becerme kapasitesindense yoksun birilerinin elinde koca toplumun hayatını mahvetmeye yeterli gücün birikmiş olması. Rusya büyükelçisinin başkent Ankara’da tam da şu sırada vurulabilmesi gösteriyor ki, seçimli parlamentolu rejimi ortadan kaldıralım, kuvvetler ayrılığı, anayasa, yasa, hukuk şu bu kalmasın denirken, neredeyse kaba işlevleriyle devlet dahi kalmayacak ortada. “İşi biliyor”, “duruma hakim” vs. gözükenlerin böyle bir kabiliyeti yok. Kimse korkudan odasına giremediği için kudret, yanında ağzını açamadığı için ehliyet sahibi gözüken kof müdürlerle karşı karşıyayız.
Rusya uçağını düşürdün. “Yaptım, yine yaparım!” diye posta koydun. Canına okuyacaklarını anlayınca yelkenleri indirdin. Özür diledin, onların da şu an için işine geldi, herkesin önünde uzatmadılar. Aslında bir sürü taviz verdin, “millet”ten gizledin. Şimdi adamın çıkıyor, “düşürmediğin uçak için neden düşürdük dedin?” diye Ortadoğu fatihi stratejik derinlik mucidi eski başbakanına posta atıyor. Düşürdün mü düşürmedin mi? Düşürdüysen hangi akla hizmet, düşürmediysen bütün bunlar ne işti?
Halep’in plakası 82 mi olsun 83 mü diye eğleniyordunuz. Sizinkiler Halep’in fabrikalarını söktü, geldi burada sattı. Ucuza kapatanlar yoldaşınız mıydı, dindaşınız mıydı, neydi? Operasyon odaları kurup Halep’te neredeyse cephe açtınız. Eğitip donattığınız cihatçıları bilahare, “dostum Putin”den Kürtlere saldırı izni koparmak için sattınız. “Rusya katil, İran canavar” bağırtılarıyla, “Halep’e yol açın” müsamereleriyle insanları kışkırttınız. Aklı başında herkes, “şahadet”e hazır on binlerce silahlı cihatçıyla oyun olmayacağını, işler tersine döndüğünde bunların en başta sizin başınıza bela olacağını, yarattığınız ortamda bilumum silahlı tayfanın şehirlerinizde at oynattığını, bunların kaçınılmaz olarak her yeri kana bulayacağını söyleyip duruyor; ama nafile! Siz, bunları, kendinizden saymadıklarınızı ezip bastırma işinde kullanmayı umuyor, beş-altı yıldır savaşı, katliamı, her türlü vahşeti kanıksamış bu adamların sizin sözünüzden çıkmayacağını sanıyorsunuz. Hep barış mitingi ya da Kürt düğünü bombalayacaklar zannettiniz, öyle olmadığını gördünüz, hâlâ aynı kafadasınız.
Sonra Ankara’nın orta yerinde biri gelir Rusya büyükelçisini vurur…
Çevik Kuvvet polisi meğer intihar eylemcisiymiş!..
‘O MÜRTED, MÜCAHİT DEĞİL’ DİYORLAR
Tahakküm aşkından gözleri görmez kulakları duymaz olmuş, ikbal saadetinden başı dönmüş muktedir Türk İslâmcısına soruyorum: Biliyorum, hep haklı, hep mağdur, hep seçilmiş, hep mübareksiniz, lâkin biz sıradan fâniler gibi başını elleri arasına alıp, gözünü yumup, her ne şekildeyse, azıcık oturup düşünen var mı aranızda? “Biz ne halt ediyoruz?” diyen var mı? Polisin içinde intihar eylemcilerinin örgütlenmesi meselesini Kürtleri öldürerek mi halledeceksiniz yoksa daha çok gazeteciyi hapse atarak mı?
Anlayana kısa yoldan “mesaj verecek” -biliyorsunuz, en kutsal iş “mesaj verme”dir- bir haberimsi bilgiyi şuraya sıkıştırayım. Andrey Karlov’un Ankara’da intihar eylemcisi polis tarafından tekbirler eşliğinde öldürüldüğü işitilir işitilmez El-Kaide sempatizanları kutlamalara giriştiler. Ancak “İslâm Devleti” örgütü yanlıları sessiz kaldılar veya kayda değer coşku göstermediler. Sonra cihatçı saflarda bir tartışma başladı. Kimileri katili kutsarken kimileri onun cihad yolunda şehit olmuş sayılamayacağını ileri sürdüler. Bunlara göre Mevlût Altıntaş, “şirk kanunları”na bağlı olarak görev yapan bir “mürted”. “Mürtedlerin devleti”nde polis. Resmî görevini, TC yasalarını ve devletini inkâr, bunların İslâm’a aykırılığını kabul ve ilan etmiş biri değil.
Görüyor musunuz, yakacaklar adamın şahadetini! Onlara göre mürted!
Peki size göre nedir, sayın Türk İslâmcısı? Terörist? Şehit?
Ha bir de, Putin nedir? Ahbabımız?
İşte ama, soru soruyu doğuruyor: Peki o halde Halep nedir? Birazdan, İdlib ne olacaktır?
Yine şu soruya dönmek ve onunla bitirmek zorundayım:
Çevik Kuvvet veya devletin başka silahlı birimlerinde Mevlût Altıntaş gibi daha kaç intihar eylemcisi var?
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024