Vahap COŞKUN
AKP, 12 yıllık siyasi hayatında eşine az rastlanır bir başarı gösterdi. Kuruluşundan kısa bir süre sonra yapılan 2002 seçimlerinde tek başına iktidar oldu. Arkasından girdiği her seçimi kazandı. Bugüne kadar üç genel ve iki yerel seçim ile iki halk oylamasından galip çıktı. 2011’de kendi rekorunu kırdı, yüzde 50 oy aldı, siyasi rakipleri ile arasındaki farkı büyüttü.
Yine bir seçimin arifesindeyiz. Acaba bu tablo değişebilir mi? Kısa vadede muhalefetin, bilhassa ana muhalefetin, seçimlerden muzaffer çıkma ihtimali var mı? CHP, AKP’ye karşı bir iktidar alternatifi olabilir mi?
Siyasetin içinde baktığımız müddetçe bu sorulara vereceğimiz cevap herhalde “hayır” olacaktır. Nedeni basit: AKP, ülkenin tamamında siyaset yapıyor ve herkesi kapsamaya çalışıyor. Buna mukabil CHP, hem coğrafik hem de ideolojik olarak, kendisini dar bir alana hapsetmiş durumda. AKP herkesin oyuna talipken CHP halen sınırlı bir kesime hitap ediyor. Ana muhalefet olmasına rağmen CHP toplumun tamamına seslenebilen bir politik dil geliştiremiyor ve bunun neticesi olarak da AKP siyaset yarışını hep açık ara önde götürüyor.
‘İktidar namzeti’
Toplum, CHP’nin iktidarı zorlayabileceğine inanmıyor. CHP’nin iktidara hazır olduğunu, devleti çekip çevirebileceğini ve vatandaşların durumunu eskisinden daha iyi kılacağını düşünmüyor. Bu nedenle CHP’ye baktığında, bu partide yarın-ertesi gün işleri devralacak/devralabilecek bir “iktidar namzeti” görmüyor.
Aslında CHP yöneticileri de aynı düşünceleri taşıyorlar. Onlar da kendilerinde bir iktidar potansiyeli görmüyorlar. Her yarışa kaybedeceklerini bilerek giriyorlar. Mesela önümüzde 30 Mart var, çok önemli bir seçim. Her ne kadar resmiyette “yerel” olsa da bu seçimlerin siyasi açıdan “genel” sonuçlar doğurma ihtimali yüksek. Ama CHP’lilerin bu seçimlerde ipi önde göğüslemek gibi bir hayalleri yok. Onlar AKP’nin birinciliğini şimdiden kabullenmiş durumdalar, sadece oy oranını tartışıyorlar. Hedef seçimleri kazanmak olarak belirlenmemiş; AKP’nin birkaç puan kaybetmesi onlar için yeterli olacak. Öyle ki CHP’nin Meclis Başkanvekili, CHP’nin değil AKP’nin ne kadar oy alacağını tartışıyor ve siyasi geleceğini de kendi partisinin başarısına değil AKP’nin alacağı oya bağlıyor.http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/38895/Muharrem_ince__Eger_AKP_yuzde_49_oy_alirsa….html)
‘Efendisine aşık köle’
Muhalefetin sandıktan umudunu kesmesi siyasi hayatı iki noktadan etkiliyor: İlk nokta, siyasi kutuplaşmanın had safhaya çıkmasıdır. Sandıktan çıkamama duygusu derinleştikçe -ki CHP’de epey derin olmalıdır- muhalefet keskinleşiyor. İktidarı iktidar yapan dinamiklere yoğunlaşan analizler yerini hırçın ve kızgın sözlere bırakıyor. Bazen halk ama çoğunlukla iktidar bu sözlerden payına düşeni alıyor.
Her zaman olduğu gibi kaybedilen bir seçimden sonra Onur Öymen’in “Bu halk bunlara nasıl oy verir?” şaşkınlığı ve kızgınlığı hatırlarda olsa gerektir. Öymen gibi öfkesine gem vuramayanlar parmaklarıyla o iktidarın arkasında duran halk kesimlerini gösteriyorlar. Halkın yontulmamışlığından yaka silkiyor, “efendisine aşık köle” olmasından illallah ediyorlar. Sorunun temelini halkın cehaletinde buluyor ve böylece kendilerini rahatlatıyorlar. Her şeyin en iyisini ve güzelini hazırlayıp ortaya koyduklarını ama gelin görün ki aydınlanmamış halkın bunu takdir edemediğini düşünüyorlar.
Sinirine hakim olmayı becerip biraz daha incelikli davrananlar ise iktidarı gayri-meşru ilan ediyorlar. Yanlış anlaşılmasın; kimsenin muhalefetten iktidarı övmesi, ona güzelleme yapması beklediği yok. Mümkün de değil bu, doğru da. Tabii ki muhalefet iktidarla mücadele eder ve gerektiğinde bu mücadele çok sert bir hal de alır. Bu, normaldir. Normal olmayan; halkın takdiriyle iktidara gelen bir partinin, gayri-meşru ilan edilmesidir. CHP’nin şu anda tam da bunu; ikide bir hükümetin gayri meşru olduğunu belirtiyor. Kılıçdaroğlu, Başbakan’a kaçmasını öğütlüyor.
‘Her yol mubah’
Bu da bizi ikinci noktaya getiriyor. Eğer bir parti (CHP), iktidara gelmek ile seçimler arasında bir bağlantı kuramıyorsa, bu takdirde siyaset dışı yollara meyledebilir. İktidarın gayri-meşru olduğunu kabulün, bu gayri-siyasi mekanizmalara işlerlik kazandırır. Zira meşruluğunu yitirmiş bir iktidar, artık siyaset oyunu içinde mücadele edilmesi gereken bir rakip olmaktan çıkmıştır. O, ortadan kaldırılması lazım gelen bir düşmandır; onun alaşağı edilmesi gerekir.
Bunun için her şey mubah görülür. Dün ordu göreve çağrılır, bugün Cemaat. Dün Genelkurmay’ın ışıkları sabaha kadar yanar, bugün CHP’nin. Dün Aczimendilerin, Müslüm Gündüzlerin, Fadime Şahinlerin görüntüleri servis edilir, bugün yolsuzluk tapeleri. Muhtevasına bakılmaksızın hükümet aleyhindeki her iddianın üzerine atlanılır, mutlak bir gerçekmiş gibi kabul edilir ve bununla hükümet düşürülmeye çalışılır. Siyasetle ulaşılamayan sonuca, kirli ayak oyunları ve hukuki cambazlıklarla elde edilmeye çalışılır.
Türkiye’de muhalefet seçim kazanarak iktidar olmayı planlamaya ve hayal etmeye başlayıncaya kadar bu oyun sürer gider. Muhalefetin yetersizliği ve umutsuzluğu devam ettikçe bir 28 Şubat biter, ardından bugün olduğu gibi 28 Şubat’ın yeni ve güncellenmiş versiyonları piyasaya sürülür.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025