Vahap COŞKUN
Türkiye’de polis şiddeti giderek artıyor. Memleketin dört bir tarafından, polis kaynaklı insan hakları ihlalleri haberleri peş peşe geliyor. Son haberin adresi Diyarbakır oldu. Güvenlik güçlerinin “dur” ihtarına uymayan ve kaçarken silahıyla ateş edip bir polis memurunu öldürmekle suçlanan bir zanlıya yapılan işkencenin görüntüleri medyaya yansıdı.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde kaydedilen işkenceyi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un danışmanı Emre Soylu Twitter hesabından paylaştı. Soylu, işkence görüntülerini “Kahraman polis memurumuz Atakan Arslan’ı şehit eden it Muhammet Emir Cura isimli hain Diyarbakır Emniyet’in şefkatli kollarında” notuyla servis etti.
Neresinden bakarsanız bakın, tüyler ürpertici bir vaka bu. Düşünün; polis, yakaladığı birine işkence yapıyor, işkenceyi kayda alıyor ve kaydı da kendisini bağlı hissettiği bir siyasi partinin milletvekilinin danışmanına gönderiyor. Milletvekili danışmanı da bu kaydı hiç çekinmeden yayınlıyor, hatta övüyor.
Ne işkence yapan polislerde ne de işkence kaydını yayınlayan vekil danışmanında herhangi bir endişe var. Başlarının hukuken bir belaya girmeyeceğinden eminler. Yaptıklarını gizleme gereği duymuyorlar ve aleni bir şekilde icra ettikleri işkenceyi bütün toplumun gözüne sokmaktan imtina etmiyorlar.
BULAŞICI KÖTÜLÜK
Birbiriyle bağlantılı iki neden yatıyor bu halin altında: İlki, Kürt meselesinde izlenen siyasettir. Şüphesiz Kürt meselesinin birçok mevzuyla az ya çok da alakası bulunur, bu mevzuların menfi veya müspet yönde seyretmesine tesir eder. Fakat bilhassa demokrasi, insan hakları ve hukuk devletindeki gidişatı, asıl olarak bu meseledeki tavır belirler. Meselenin el alınış biçimi, bu can alıcı konularda ülkenin çıtasını tayin eder.
Eğer meseleye siyasi ve hukuki enstrümanları öne koyan bir bakışla yaklaşılırsa, demokratik standartlar yükselir ve ülke rahatlar. Sorunun çözümüne matuf herhangi bir demokratik çabadan, salt Kürtler değil, herkes istifade eder. Kürtlerin nefes alma olanaklarını artıran her adım, bu toprakların huzura kavuşması için önemli bir mesafenin alınmasını sağlar.
Lakin mesele bir “korku” ve “güvenlik” siyasetine hapsedildiğinde, demokrasinin çanına ot tıkanır, hukuk yerlerde sürünür. Kürt meselesindeki sertlik, kendiliğinden bir otoriterlik üretir. Bu otoriterlik zamanla diğer kesimlere de sirayet eder ve onların elini ayağını bağlar. Kürtlerin hareket sahasını kısıtladığı için ses çıkarılmayan her hamle, gün gelir buna ses çıkarmayanlara da hayatı dar eder. Kürtler maruz kaldığında normal karşılanan her hak ihlali, döner dolaşır bu ihlallere anlayışla karşılayanları da vurur.
KÜRTLERE YÜKLENMEK
Hülasa Kürtlere yüklenmek, sadece Kürtlere yüklenmek anlamına gelmez. İş, hiçbir zaman orada kalmaz, belki eş zamanlı olmaz ama vakti geldiğinde, ki mutlaka gelir, diğerleri de bunun acısını çeker. Kürtlerin boğazına çöküldüğünde diğerlerinin de sesi çıkmaz olur. Bu nedenle Cizre’de sokakta çocukları tartaklamasına göz yumulan polisin kısa bir süre sonra Edirne’de evlerinin önündeki vatandaşları darp etmesi şaşırtıcı olmaz. İyilik gibi kötülük de bulaşıcıdır.
İşkenceyi methedilir bir hale getiren ikinci önemli faktör, iktidar mensuplarının işkence ve kötü muameleleri cesaretlendiren söyleme sahip olmalardır. Sistematik bir niteliğe kavuşan bu söylemin iki yönü var:
Biri, bireylerin hakkına değil, bu hakları ihlal eden güvenlik güçlerine sahip çıkılmasıdır. Artık vakaları kararlılıkla takip eden, iddialarının açığa çıkması için canla başla çabalayan, suç ortaya çıktığında bunun gereği gibi cezalandırılması için iradesini belli eden bir iktidar yok. “İşkenceye sıfır tolerans” günleri çok geride ve sözde kaldı. Bunun yerini işkence ve kötü muameleyi bazen önemsizleştirip sıradanlaştıran ve bazen de -daha vahimi- haklılaştıran bir dil aldı.
HUKUKUN SESİNİ KISMAK
Bu iktidar dili, hukuk dışına çıkma konusunda kamu görevlilerini yüreklendirir. İktidarın arkalarında olduğunu görenlerin yaptıklarının doğru olduğuna dair herhangi bir şüpheleri kalmaz. Sırtları sıvazlandıkça kendilerini daha fazla hukukun üstünde görmeye başlarlar. Kağıt üzerinde yazılı kuralları ihlal etmelerinden ötürü başlarına bir şey gelmeyeceğini bilirler. Vatandaşlar için geçerli olan suç ve cezanın kendilerine işlemeyeceğine, her halükarda üstlerinden koruma göreceklerine ve cezalandırılmayacaklarına olan güvenleriyle doğru orantılı olarak işkence ve kötü muamele sayıları da artar.
Diğeri ise, güvenlik güçlerinin yasal sınırlar içinde davranmasını talep edenlerin, “vatan haini”, “düşman”, vb. sıfatlarla yaftalanmasıdır. Bir güvenlik görevlisi saldırıya maruz kaldığında, iktidar sözcüleri bunlardan güvenlik güçlerinin gayri-hukuki hareketlerini eleştirenleri sorumlu tutan bir tavır sergiliyorlar. Halkın bu tür meşum saldırıları duyduğu tepkiyi, polisin vazifesini hukuk çerçevesinde yerine getirmesini talep edenlerin üzerine yönelterek bu meşru taleplerin dillendirilmesinin önüne geçmeye çalışıyorlar.
Hukukun sesi bu yollarla kesildiğinde, kamu gücü kullananlar için suç ve ceza kavramları anlamlarını yitirir, hesap vermeleri imkânsızlaşır, vatandaşların temel haklarının pervasızca ihlal edilmesi kaçınılmaz bir hal alır. Ezcümle, işkenceye gösterilen hoşgörü, devletin “hukuk devleti” vasfını ortadan kaldırır.
İşkenceye karşı verilen bunca mücadeleden sonra bu noktaya gerilemek ve artık tüketilmiş olması gereken sorunları yeniden konuşmak zorunda kalmak, acı verici.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025