Vedat Bilgin
2017 büyüme rakamları açıklanınca bazı çevrelerin tepkisi neredeyse ‘acaba büyümesek daha iyi mi olurdu’dedirtecek cinstendi!
“Türkiye’nin 2008 küresel krizden bu tarafa sürekli büyüyen bir ekonomiye sahip olması sebepsiz değildir. Esasen bilinen bir prensiptir: Tabiatta nasıl her şey belli bir düzenlilik içinde devam ediyorsa, toplumsal hayatta da her olayın bir düzeni bulunmaktadır; sebepler olmadan sonuçların ortaya çıkmayacağı aşikârdır.”
Ekonomide de yaşanan her olayı bu bağlamda açıklamak gerekir. ‘Serbest piyasa ekonomisi var o zaman her şey kendiliğinden oluyor’ diye düşünmek de doğru değildir; çünkü dünyanın en eski liberal ekonomileri dâhil hepsinde iktisat politikaları vasıtasıyla kamu, ekonomik olaylara yön vermektedir. Piyasa ekonomisi denilen mekanizmanın, kendi nedensellik ilişkilerine tabi olduğunu söylemeye dahi gerek yoktur; ekonomi denilen bilim bütün bunların işleyişinin açıklamasını kapsamaktadır.
BÜYÜMENİN YAPISI
“Türkiye’nin ekonomik büyümesinin de tesadüfi olmadığını bunda toplumsal sebeplerinin rolü olduğu gibi, ekonomi kurumlarının iç dinamizminin, dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelerin, konjonktürün de rolü önemlidir. Fakat ekonomik politikalar, bütün bu dinamikleri kapsayacak bir şekilde yönetilemezse istenilen neticelere ulaşmak zordur. Ekonomik gelişme sürecinde çok sayıda aktüel parametrenin yanı sıra, belki de ondan daha fazla faktörün belirleyici olduğu durumlar söz konusudur.”
Türkiye’nin yapısal olarak yaşadığı dönüşümün büyümeye yönelik üç boyutundan bahsetmek gerekir. Bunlardan biri toplumsal yapının tarımsal niteliğini kaybederek kentli bir niteliğe bürünmesidir ki bunun birçok olayı beraberinde harekete geçirdiğini belirtmek lazımdır. Burada ayrıntısına girilmesinin mümkün olmadığı bu olaylar içinde, tarımsal üretimin pazara entegre olmasını mümkün kılan alt yapılara kavuşması, iç talebin genişlemesini sağlayan bir pazarın oluşması, iş gücünün niteliğinde meydana gelen değişme, sınıflaşma sürecinin ortaya çıkardığı iç talep yapısında farklılaşmanın ortaya çıkması gibi daha birçok olaydan bahsetmek gerekecektir. İkinci yapısal faktör, şüphesiz ülkenin ekonomik bakımdan dışa açılmasıdır. Özal döneminde başlayan reformlarla Türk ekonomisi dışa açıldıkça hem üretim imkânları bakımından hem de mal ve sermaye hareketleri bakımından kapalı ekonomilerin meydana getirdiği verimsizlik, rekabetsizlik, kamusal rantlara dayalı büyüme sorunlarından kurtulma yolunda oldukça mesafe kat etmiştir.
BÜYÜMENİN KAYNAĞI
Yapısal değişmenin üçüncü boyutu bilgi ve sermaye birikimiyle ilgilidir. Türkiye ekonomisinin asıl dinamizm kaynaklarından biri, üretim bilgisine sahip yeni girişimcilerin sahneye çıkmış olmasıdır. Bu gelişmeyi sağlayan birkaç olayı ele almadan geçmek izahı eksik bırakacaktır. Bunlar arasında ‘orta sınıflaşma sürecinin’ önemli bir yeri bulunmaktadır ki burada bu süreci besleyen bir faktör olarak eğitimden ve meslekleşmeden söz etmek gerekir.
“Bu sürecin devam etmesi, elbette ki iktisat politikaları ve bunların dayandığı stratejiyle mümkün olacaktır. Burada takip edilen büyüme stratejisinin özelliklerinden bahsetmek gerekirse, üzerinde durulması gereken ilk husus; ‘devlet ve piyasa’ arasındaki ilişkinin yeni bir biçimde kurulması, ‘emir komuta ekonomisi’ yerine, küçük-orta ölçekli işletmelere açılan bir yatırım-girişim modeline geçilmiş olmasıdır. Bunun en önemli sonuçlarından biri öz sermayeleriyle üretime katılan küçük işletmelerin rekabet ortamını güçlendirmeleri ve üretime kattıkları dinamizmdir.”
Diğer husus ise, kamu yatırımlarının alt yapı yoğunluklu ve stratejik mahiyetli seçilmiş alanlarda yoğunlaşmasıdır. Bugün, nükleer enerji yatırımına bu bağlamda bakmak gerekir ki bu aynı zamanda farklı bir teknolojiye yönelmek demektir. Bu yatırımlar ekonomide büyümenin kalıcılığını sağlayan hamlelerdir. Büyüme olmadan bu hamleleri yapmak mümkün olur muydu?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019