Vedat Bilgin
28 Şubatçıların yargılanması ve Batı Çalışma Grubu denilen çetenin mahkum olması tarihte bir sayfanın kapanması demektir. Türkiye yaklaşık yüz yılı aşan demokratikleşme mücadelesinin önündeki en büyük engel, ordunun siyasete müdahale edecek bir konumda olmasıydı.
28 Şubat’ın Türkiye’nin darbeler tarihi içinde ayrı bir yeri vardır, çünkü bu müdahale doğrudan doğruya ‘dini’veya dindar grupları hedef haline getiren bir girişim olduğu halde o zaman ‘cemaat’ diye nitelendirilen FETÖ örgütlenmesinin devlet içinde önünün açıldığı bir müdahaledir. Cunta, bilhassa ordu içinde ‘dindar’ diye nitelenen askerleri hedef haline getirip ordudan tasfiye ederken, FETÖ yapılanmasının örgütlenmesi için bütün kapıların açıldığı bir dönemi başlatmıştır.
“28 Şubatçılar dini veya dini grupları görünürde hedef almış olsalar da, asıl maksatlarının ‘sivilleşme sürecinin’ önünü kesmek olduğu söylenmelidir, çünkü Özal sonrası yaşanan yenilikler sivilleşme dinamiğinin önünü açmış, toplumsal değişim dalgaları sivilleşmeyi besledikçe demokratikleşme yönünde gözle görünür bir talep yükselmeye başlamıştır. Bir anlamda 28 Şubatçılar, Özal sonrası ortaya çıkan bu toplumsal değişim sürecine karşıt bir hareket olarak da değerlendirilebilir fakat problem daha derinlerdedir.”
28 ŞUBAT ÇETESİ: BÇG
Asker-siyaset arasındaki sorunlar sadece biz de değil birçok toplumda demokratikleşme sürecinin önündeki engel olarak ortaya çıkmaktadır fakat bizim İmparatorluk geleneğimiz içinde devlet ve toplum arasındaki ilişkilerin mahiyetiyle ilgili olarak durumun farklı bir hal aldığının üzerinde durmak lazımdır. İmparatorluk döneminde meydana gelen sorunların, devlet-ordu arasındaki klasik denge sistemini bozulmasına yol açtığı bilinmektedir.
“Bu durumun sebepleri arasında İmparatorluk’la Batı arasındaki ilişkilerde yaşanan ‘konum kaybının’ başlıca etken olduğunu bunun da netice itibarıyla klasik sistemin bütün kurumlarında değişime yol açtığı gibi orduyu da temelden değiştirdiği görülmektedir. Türkiye’de darbelerin tarihsel temellerinin bu süreçte şekillenen bürokratik/militer zümrelerin devlet içinde kazandığı yeni statüye uzandığının üzerinde ise ayrıca durmak gerekir.”
Bürokratik-militer kadroların devlet üzerinde kurduğu hegemonya, devletin ideolojik araçları tarafından toplumsallaştırıcı bir etki yaratarak bu durumunun normalleşmesi gibi bir sonucu doğurmuştur. Buna göre, bütün yeniliklerin yaratıcısı ordu olduğu gibi, ordu çağdaşlığın temsil edildiği ve Türkiye’yi modernleştirme misyonuyla hareket eden bir kurumdur. Sadece bununla yetinilmeyerek devletin kurucusu da ordu olarak vasfedilmektedir ki bunlara itiraz etmek doğrudan hain olmak anlamına gelecektir!
BİR ÇAĞIN KAPANIŞI
“Bu anlamda darbelerin kurumsal ideolojik gerekçesini üreten militarist ideolojinin bu argümanları toplum tarafından itiraz edilemez hale getirilince, devlet ve devletin gerçek sahibi olarak askerin siyasetteki belirleyici konumu kutsanmış olacaktır. Nitekim 27 Mayıs’tan itibaren bu anlayışın anayasal bir mahiyet kazanarak ‘resmi ideolojinin temel söylemi’ haline gelmesi kesinlik kazanacaktır.”
Dikkat edilirse burada toplum yoktur, sivil haklar yoktur, özgür birey yoktur, dahası değişim yoktur. Tanımlanmış hiyerarşik doğruları bilen bir kadro vardır, netice olarak ‘siyaseti’ devletin denetimine ‘devleti’ ise askerin denetimine veren bu anlayışta ‘sivil siyasetçiye’ yer yoktur.
Bugün 28 Şubatın Batı Çalışma Grubu çetesinin mahkûm olması, siyasetin yapısal olarak değiştiğinin tescili olduğu kadar, darbelerin defterinin kapandığının da ifadesidir. 15 Temmuz ihanetinin mağlup edilmesi bir anlamda normalleşme sürecinin şartlarını hazırladığı gibi sivilleşme dinamiğinin artık durdurulamayacak bir aşamaya geçtiğini de ortaya koymaktadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019