Yasin AKTAY
Hasan Celal Güzel, yüce Allah’ın kendisine biçmiş olduğu 73 yıllık ömrünü yaşadığı gibi tamamlayıp Rahmeti Rahmana kavuştu. Dün namazı kılındı ve ebedi yolculuğuna uğurlandı. Musalla taşında, mezarı başında ve ölümünün duyurulduğu her mecrada insanlar onun iyi bir insan olduğuna büyük bir itminan ile şahitlik ettiler.
Hakkında çok şeyler söylendi. Hayatının bütün detayları bir bir hatırlandı, hatırlatıldı. Hatırlayanlar Türkiye’nin son otuz yılını da bir film gibi gözlerinin önünden geçirdiler. Hem onun mücadelesine, duruşuna, yiğitliğine, mertliğine ve cehdine şahitlik ettiler hem de mücadele ettiği haksızlara, demokrasi düşmanlarına, milletin emanetine ihanet edenlere şahitlik etmiş oldular.
Çünkü Hasan Celal Güzel’i hatırlayanlar sadece şahsını hatırlamakla kalmaz, onu var eden hasımlarını da hatırlamaktan kendilerini alamazlar. Tabi bir farkla. Onun hasımlarının esamisi kalmamış durumda. Onları hatırlayıp hayırla yad edebilecek kimse yok. Tıpkı Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam edenlerin bugün hiç birinin esamisi kalmamış olduğu gibi.
Nitekim Hasan Celal Güzel’i unutmak ne mümkün?
O, hafızalara, insanın kapılabileceği en yoğun istiğna günlerinde, 28 Şubat’ın kasvetli ortamlarında, insanlarda umutların yitmeye yüz tuttuğu, firavuni bir kibrin kendi zulmüne bin yıl ömür biçerek adeta Allah’a meydan okuduğu günlerde, umut veren duruşuyla, meydan okumaya rest çeken tutumuyla, tank gibi darbenin üzerine üzerine yürüyen imanıyla kazındı.
Açıkçası, o günlerde onun bu duruşu 28 Şubat zulmüne maruz kalan çevrelerde yeis rüzgarlarını dağıtıyor, yaşananların gelip geçici olduğu hakikatini görmelerini sağlıyordu.
Merhum Necmettin Erbakan, Refah Partisinin kapatılması karşısında moralleri bozulmuş kitlelere bir manevi hakikati şu sözlerle hatırlatmıştı: “Partimizin kapatılması binlerce yıllık davamızın içinde çok kısa bir lahzaya tekabül ediyor. Bizim davamız bu fani zamanların çok ötesinde bir davadır”.
O sözler, yaşananlar karşısında ye’se kapılmış insanlara bu günlerin Allah’ın insanların arasında dolaştırdığı günler olduğu bilincini nasıl da canlandırmıştı.
O bilinç, Hasan Celal Güzel’in sabır ve sebat hattını sapasağlam ayakta tutan duruşuyla da bambaşka bir emsal buluyordu.
Hasan Celal Güzel, dosdoğru bir insandı; bürokratik hayatında bu doğruluğu olağanüstü iş performansıyla ortaya koydu. Genç yaşta müsteşarlığa kadar yükselirken, bu işe de bir güzellik katarak, yaratıcı projeleriyle, fikir ve hareket tarzıyla temayüz etti. Bu farklılığı onun sonraki yolunun siyasette devam edeceğini söylüyordu. Siyasette de farklı bir ses, taze bir nefes oldu. Siyasetin kişisel çıkarlar için değil değerler için yapılabileceğine dair canlı bir örnek ortaya koydu. Sonradan adının “enayi”ye çıkacağını bile bile, bunu göre göre, bundan büyük bir mutluluk duyarak sürdürdü bu siyaset çizgisini. Tabi Anavatan Partisindeki hikayesi kendi başına siyasetin seyri, düzeni ve geliş-gidişlerine dair apayrı bir ibretlik hikaye oluşturdu.
Bu ibretlik hikayenin ardından 28 Şubat sürecinde kendisini Ayaş Cezaevinde bir süre ağırlamaya yol açacak duruşuyla bütün siyasi kimliğine ve kişiliğine yeni bir boyut kazandırdı. Tank Hasan unvanını o zaman aldı. Ayaş cezaevi darbeye karşı duruşuna destek verenlerle, duruşundan destek bulmak isteyenlerin ziyaretgahına dönüşmüştü. Ben de o ziyaretçiler arasında bulundum.
Hasan Celal Güzel’in Yeni Türkiye Partisi ile devam eden siyasi hayatı, bir Yeni Türkiye özlemi ve beklentisine hitap ediyor, o beklentiyi karşılamaya hazır olduğunu ilan ediyordu. Ama kitleselleşmek ve bu hedefleri bizzat gerçekleştirmek açısından bu siyasi hareketi o kadar parlak geçmedi. Belki onun çizdiği Yeni Türkiye vizyonunu gerçekleştirmek kısa süre içinde Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti’ye nasip olacaktı.
Buna mukabil Hasan Celal Güzel’in Yeni Türkiye’si bir siyasi partiden ziyade yaptığı yayınlar, konferanslar ve bir düşünce kuruluşu gibi siyasi düşüncemize yaptığı katkılarla temayüz etti. O zaman Hasan Celal Güzel’in başka bir “hayırlı” yanı daha bu vesileyle kendini belli etmiş oldu: Her biri devasa ciltleriyle hatırlayabildiğim kadarıyla en son 99. Sayıya da ulaşan Yeni Türkiye Dergisindeki editörlük performansından bahsediyorum.
Tam Hasan Celal Güzel’in ismine, tarzına ve etkinliğine yaraşır bir performanstı bu. Eni sonu en fazla yüz-yüz elli sayfalık akademik dergilere alışık olduğumuz ülkemizin akademik ortamına her biri 600-700 sayfalık, özel dosya konularıyla ansiklopedi gibi bir dergiyi kazandırdı.
Her bir sayıda yüze yakın isimle bizzat temas kuruyordu. Gecenin bir yarısında Hasan Celal Güzel’in telefonuna yakalandığınızda, onun istediği yazıyı yazmaktan başka bir çareniz de yoktu artık. Kaç defa yakalandığımı hatırlamıyorum, ama ne zaman yakalandıysam yazıyı yazmaya adeta mecbur kalıyordum. Son yıllarda akademik hayatımızdaki düşünce üretiminde sadece onun bu ısrarcılığının apayrı bir rolü olduğunu söyleyebilirim. Bu sayede paha biçilmez 5 ciltlik 75. Yılında Cumhuriyet, 12+5 ciltlik Osmanlı, 21 ciltlik Türkler, en son 4 ciltlik İslam Dünyası ve tabi yanı sıra her biri ansiklopedi ölçeğinde 99 ciltlik Yeni Türkiye gibi devasa eserleri Türk Düşünce hayatına kazandırmış oldu.
İlk başta çok devam edemez sanılırken 28 Şubat günlerinde başlayan dergiciliği ömrünün son demlerine kadar devam etti. 28 Şubat’a karşı Yeni Türkiye tabii ki daha dayanıklı ve daha kalıcı olacaktı.
28 Şubat çoktan bitti. Yeni Türkiye ise inşa edildi. Bunun harcında elbette Hasan Celal Güzel’in tartışılmaz payına bizzat kendi Yeni Türkiye’si şahit. Biz de şahidiz, mekânı cennet olsun. Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019